Jonas Ramnerö

Jonas Ramnerö

Yazar
0.0/10
0 Kişi
·
8
Okunma
·
1
Beğeni
·
60
Gösterim
Depresif bireyler günlük yaşamlarından bahsederken genellikle hiçbir değişikliğin olmadığını vurgulama eğilimindedirler.
Karanlık, insanlar için 'nötr' bir uyarı değildir ve diğer uyarılara göre korkmayı daha kolay öğrenebileceğimiz bir uyarıdır.
Jonas Ramnerö
Sayfa 106 - Lıtera Yayınları
Davranış sadece dışarıdan görülen kolunu kaldırma, birisiyle konuşma gibi hareketler değildir; aynı zamanda düşünme, hissetme, hatırlatma da birer davranıştır.
Cinsel ilişki, temel insan ihtiyacı olarak kabul edilir ve insanlar buna ulaşmak için önemli bir efor sarf eder. Diğer bir yandan, insan cinsel ilişki olmadan da gayet aklı başında ve sağlıklı yaşayabilir.
Jonas Ramnerö
Sayfa 128 - Lıtera Yayınları
Unutamadığımız bir durumu unutmak için çabalarız, çünkü 'ancak bu şekilde aklımızdan çıkabilir.'
Yaşantılarımla kendime yardımcı olmadığımın farkındayım. Her şey daha da kötüye gidiyor. Sanki kendime işkence etmek istiyormuşum gibi. Delilik bu. Bazen daha iyisini hak etmediğimi düşünüyorum.
278 syf.
·37 günde·Beğendi·Puan vermedi
Jonas Ramnerö ve Nıklas Törneke'nin beraber kaleme aldığı bir kitaptır. Hop hop hop! Kitap mı? Sadece kitap öyle mi? Aşağıya bak.

Hey hey buradayım!

Davranış bilimleri deyince aklınıza ne geliyor? 'Iıı, davranışları inceleyen bilim dalı geliyor.' Güzel ama biraz daha ayrıntılı bakalım.

Davranış bilimleri, sadece kişinin öfkesini, mutluluğunu, heyecanını, nefretini, aşkını, sevgisini, hüznünü gözlemlemez. Davranış bilimi, içerisine çıkarım bilimi, soru bilimleri ve yazı bilimini(grafoloji) de içine alır.

Kitap o kadar ağır ki... 'ayy, o halde okumayacağım.' Durunuz bayan(veya bay) ağırlıktan kastım bilgi birikiminin yoğunluğu. Heh, anlaştık mı? İyi.

Kitap konu başlıklarına ayırılmış, günümüzde sizlerinde en azından birçoğunuzun kendi kendine 'bilinçsiz' teşhis koyduğu veya merak ettiği birçok başlık verilerek terapist aracılığıyla daha iyi bir şekilde aktarılmış.

'Pardon, bilinçsiz derken neyi kastettiniz?'

Depresyona girdiğini düşünen birinin antidepresan kullanması gibi. Oysa sadece anlık bir reaksiyon, ama farkında olmadığı için kendi kendine teşhis koyduğu için bu yola başvurmakta. İçe kapanık diye şizoid mi oluryorsun? Buraya dikkat edin, evet size soruyorum! 'Birçok' şeye şüphe etmiş gibi yaklaşman seni paranoyak mı yapıyor? Herhangi bir konuyu 'mantıkdışı' olarak nitelendirmen seni obsesif mi yapar? Hadi işine bre cahil!

Kitapta önemli ve geniş çaplı ki bu mükemmel bir birikim sağladı. Daha önce bu kadar ilgili olmama rağmen duymadığım birçok şey öğretip karşılıklı konuştuk. Evet, terapist ben, hasta bir başkası oluyordu. Mesela, Şema Terapi, Ego Durumları, Psikoterapi Vaka Formülasyonu, Bağlanma Kuramı, Kişilik Bozuklukları(en sevdiğim konu), Depresyon Uyarlamalı, Psikanalitik Psikoterapilerin Karşılaştırılması, Kendilik Bozuklukları, Çocukluk ve Ergenlere Bilişsel Terapi(bu konu hakkında belgesel isteyenler yazabilir, yabancı kaynaklı belgesellerim var), Mutluluk Tuzağı, Boderline Yetişkinlerde Psikoterapi gibi...

Konuyu değiştirmeden ağırlık kısmına açıklık getireyim. Öyle düzenli ve öyle titiz hazırlanmış ki, kitabın içinde olmak derler ya, ha işte aynen öyle bir durum. Bazen kitabı elinizden bırakmak istiyorsunuz, bitmesini istemediğiniz için. Bazen hiç açmamak istiyorsunuz, çünkü öğrendiklerinizi uygulamak istiyorsunuz. Bakın, ben küçüklüğümden beri dışarıyı çıkmayı sevmeyen biriyim. Annem zorla çıkarırdı. Yaklaşık 12 yaşlarında dışarıda bakkalın önünde bir merdiven ve 150 metre gibi bir mesafede de bir lise vardı. Dışarı çıkar, hemcinslerimden uzak okul çıkışını beklerdim. Okul çıkışı geldiğinde karşıdan gelenlerden birilerini veya birini gözüme kestiri, çıkarım yapardım.

Mesela, yine böyle bir günde hatırladığım kadarıyla yazmak istiyorum. 1.80 boylarında, gömlek yakalar dirseğe kadar sıyırılmış, kitap katlanmış, kravay düzensiz bir şekilde sola kaymış, saçları jöle olmasına rağmen çok feci dağılmış, ayakkabısının sanırım sol ayakkabısında hafiften bir toz izi, pantolonunda ise silinmiş ama izi kalmış bir tükürük vardı. Evet, ne çıkarım yaptınız? Hadi birkaç dakika düşünün....


Zor bir çıkarımdı, zamana ihtiyacım vardı tam hayal kırıklığı derken yaklaşık 30 metre kala bir arkadaşının aracılığıyla durdu ve konuşmaya başladı hemen onu daha da süzüp bir sonuca vardım. Öncelikle ki birçok kişi gibi aklıma ilk kavga geldi ama yüzünde ne bir darp izi, ne bir kırışıklık ne de mimiklerinde sinirli bir ifade vardı. Öyleysee... o halde bu bir 'kız arkadaş' vakasıydı. Nasıl mı, hemen bakalım.

Size yukarıda jöle kullandığı halde dedim, sabah uyanır, yaklaşık 30 dakika hazırlanır, saçını, gömleğini ki son derece düzenli ve temizdi. Hemen sonra ayakkabısını giyer, aşağıya iner, kız arkadaşının yanına gider, biraz konuşurlar ve muhtemelen alıngan bir arkadaş olduğunu için baya bağırır, sinirlenir, gömleğini sıyırır ama fiziki bir müdahale de bulunamaz çünkü buranın erkekleri şiddeti sevmezdi. Üstelik bir kişinin yüz ifadesi, onun karakterini çoğunlukla ortaya koyabilir. Neyse, elinden gelmeyen bir şey olduğunda ya gerçekten fiziki müdahale de bulunursunuz, ya da bir şeyleri kırarsınız. Sanırım bu arkadaş ayağını sertçe yere vurmuş ve yerden sıçrayan toprak ki ayakkabısını silmeye de çalışmış ama izi duruyordu. Sonra daraldığını hissedip kravatını sertçe sağa sola açmaya çalışmış, bu ilişkiyi ki düzenli olduğunu da sanmıyordum ve biraz da arkadaşıyla konuşurken 'bitti' sözünü duyarak vardım. Karşılıklı bitiş sonrası kızın doğal tepkisinin ona tükürdüğünü ama bunu farkedip bir adım geri çekildiği ve bacağının diz kapağının üst kısmına gelmişti. Bu gibi birçok hikaye... çoğunluğunu teyit ettirmek için onları takip ederdim. :)

Bla bla... bu arada, kitabı tedarik etmenizi ve davranış bilimleri hakkında bilginizin olmasını hepinizden çok isterim ama gerçekten tedarik etmek zordu. 4 gün bekledim, eski kitapyurdu'na göre tabi, şimdisini düşünün. :)

Son olarak kitaptan çok zekice ve uygulanmış bir bilgi vereceğim, onun haricinde ilk kez bir kitabı tam bitirmeden inceleme yapıyorum; ne kadar iyi olduğunu düşünün artık.

Zamanın birinde MIT öğrencileri, yaz boyunca çeşitli zamanlarda Harward futbol stadyumuna sızarak orada kuşlara yem vermişlerdir. Önce düdük çalıp ardından kuşyemini serpmişler. Kuşlar sayıları artarak gelmiş ve ziyafet çekmişler. Sonra futbol sezonu başlamış, her şey ilk oyun için hazırlanmış. Seyirciler oturmuş, oyuncular sahaya çıkmış, yan hakemler çizgilere geçmişler ve birinci hakem işareti vermek için saha yerini almış ve evet, düdükle birlikte oyun başlamış. Ne oldu anladınız değil mi? :) Yinede yazayım. Kuşlar aniden, bütün bir yaz boyunca yaptıkları gibi sahaya yem toplamak için gelerek, tüm sahayı kaplamışlar. Sahadaki kuş sürüsü oyunun başlamasına engel olmuş.
(Bu başlık, Edimsel Koşullanma: Uyaran Kontrolü) altına girer.

Keyifli okumalar.
278 syf.
·Puan vermedi
Bu donem secmeli klinik dersi icin okudugum bir kitap.ABC'nin anlamı;A(accedent) davranıs öncesindeki davranasına neden olan sebep,b(behavior) davranış ve c(consequences) davranışın sonucu anlaminda geliyor.A-B-C arasindaki iliski anlaotilmakta ve terapist ile danısan arasindaki diyoooglards anlatılmis.

Yazarın biyografisi

Adı:
Jonas Ramnerö
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 31 okur okuyacak.