Juan Filloy

Juan Filloy

Yazar
8.5/10
4 Kişi
·
10
Okunma
·
0
Beğeni
·
47
Gösterim
Adı:
Juan Filloy
Unvan:
Arjantinli yazar
Doğum:
Córdoba, Arjantin, 1 Ağustos 1894
Ölüm:
Córdoba, Arjantin, 15 Temmuz 2000
Juan Filloy (1 Ağustos 1894 - 15 Temmuz 2000) Arjantinli yazar. Aynı zamanda yüzücü ve boks hakemiydi. Yedi dil konuşurdu. Rio Cuarto'da bir sulh yargıcı olarak görev yaptı. Filloy Córdoba'da doğdu. Yaşamı boyunca Nobel Ödülü'ne aday gösterme de dahil olmak üzere birçok ödül ve ödül aldı. Her birine yedi harfle başlıklar verilen 55 roman yazdı: Caterva, Estafen, Aquende, La Purga, Metopas, Periplo, Sexamor, Tal Cual ve Zodíaco en çok bilinenler arasındadır. Julio Cortázar ve Jorge Luis Borges ile arkadaştı, ayrıca Sigmund Freud'un tanıdığı biriydi. 106. doğum gününden kısa bir süre önce doğal nedenlerden öldü. Sık sık üç yüzyılda yaşamak istediğini söylerdi. Córdoba, Arjantin'deki "Cementerio San Jerónimo" mezarlığına gömüldü.
Aşkın tahribatı beni ölmeye mecbur etti. mucizesi, Ruhumun koşulsuz sabotajını beraberinde getirdi.
Öfkelenme Franzi.
Aşka Aşık adamlar kadınlardan kaçarlar. Çünkü Kadın'ı ararlar. Benim gibi. Seni bulmak huzurumun felaketi oldu.
İtiraz etme Franzi.
Aşk için ölüyorum. Ne deneyim olacak ama! Aşk yarattığı kusursuzluğu kendi yok eder.
Pişman olma Franzi.
Hayat ölçülemeyen ölümlere katlanan tarafların dengeler bütünüdür. Bir adamın veya bir sütunun düşüşü önemli değildir. Bir Aşk sütununun düşmesiyle Cennet yerinden oynamaz.
Acı çekme Franzi.
Aşk yerçekimi gibidir. Aşağı düşen şeyleri durduracak bir zemin olsaydı eğer ruh delik deşik olurdu.
Sızlanma Franzi.
Seninle olmanın hayalini yaşamak umuduyla ölüme gidiyorum. Yokluğumda ne zaman rüya görsen yanımda uyanacaksın.
Kaygılanma Franzi.
Beni affet. Bu dünyanın en berbat zorluklarına göğüs geren ben, Senin Aşkının masumiyetine karşı duramıyorum.
Ağlama Franzi.
Ağlamak artık sadece benim hakkım...
Op Oloop
- Zayıf umutlar!
- ...gitgide yok olan bataklıkta bir toprak boya...
- Arzuların!
- Çok tuhaf! Şimdi sesini gayet net duyuyorum. Gül rengi bir koydayım sanki.
- Yüreğim seni kucaklıyor.
- Öyle mi? Bu beklenmedik geçişleri anlayamıyorum. Bütün bunlar neyin laneti?
- Hiçbir şeyin. Uyurken konuşmadın mı daha önce? Şimdi de tek yaptığımız uyurken sayıklamak. Sayıklıyoruz ve anlıyoruz birbirimizi. Bak. Bu yerde geçmiş yaşam geleceğe karışır. Göreceksin... İlerleyerek geri gider burada; çünkü mekân yoktur düşsel zamanlarda.
- Sesin ne yumuşak; müzikal bir akış gibi.
- "Yaşamsız" sürdüğümüz bu yaşamda tüm ruhlarda yakarışın dile gelmeyen ifadeleri vardır. Senin ruhun, acısının tatlılığıyla okşuyor benim ruhumu.
- Nasıl da farklı! Bu kadar yürekli bir sevgi olabilir mi? Göğüslerim sıkışmış, gözlerim kanlanmış bir halde, bir esriklik çölündeydim. Sırtlanların uluması gibi güçlüklerle dolu yıllar vardı orada. Sırtlanlar vardı...
- Biliyorum Franziska. Sök at anılarını. Ne çok acı çektim seni bulmak için! Çığlığın kırık, yara bere içinde; sokakların, bayağı telaşların, evlerin ve boş arazilerin arasından geçerek geldi bana. Aramızda pürüzsüz bir uyum ve aydınlık var şimdi! Geniş yatağından çağıldayan tenden uzakta, aşkın saf yatağı bizi birleştiriyor. Muhteşem! Titreşimlerin derin kutluluğunda nasıl titreşiyoruz, hissediyor musun? Kalpten çıkıp bir ruhtan diğerine akan o his seni de kutsuyor mu? Ruhun kıyısına akan ve ölümü gebe bırakan o his!
- Ah!
- İç çekem. Bu unutulmaz yalnızlığın gerçekliğini geçmişe özlemle süsleme. Burada özgürlüğün yolu bizim sözümüze bağlıdır. Birbirine bağlı ruhların konuştuğu özel bir dil vardır. Ve söz su yüzüne çıkmaz. Özgür ruhların evrensel zevkinde erir gider.
- Avuntun bütün özverilerin toplamından bile daha değerli. Acı çekmek, büyümenin en güzel yoludur. Vardığımız yer ne güzel! Daha çok acı çekmek isterdim...
- Artık olmaz. Yapamazsın. Nurada acı çekilmez. Oluyor, duyumsuyor musun? Oluyor. Acıdan kaçıp kurtulan tek şey, şu andır. Olmak! Aşkın varlığı kusursuzdur burada... Kimsenin boğulmadığı, aydınlık bir liman. Orada... Aşk varsa acı da olacaktır...
- Hişt! Sisli dünyalarımızı yeniden keşfetmeyelim. Devam edelim.
- Doğru yerdeysek neden devam edelim ki?
- Oh! Bu ne ani bir güzellik böyle!
- Evet öyle. Bak, nasıl değişiyor. Anlık olan, görüntünün uzun ömürlü olmasını sağlar. Bizler hayatın akışını izleyen mercekleriz. Her şey bize doğru, bizim üstümüzden ve altımızdan akar gider.
- Bu berrak havaları çok seviyorum; yarı saydam bir renk, yüksekten akan sular, gökyüzü içinde gökyüzü. Yüzelim mi biraz? Ama sen kendin soyun. Benim gibi çıplak bir ruhsun nihayetinde.
- Ah Franzi! Çok yanılıyorsun! İşte oldu. Beni hâlâ görüyor musun?
- Hayır, şimdi görmüyorum. Sanal teninin güldüren izleri silindi artık.
-Teşekkür ederim. Yarı saydam bir ruh olduğumu biliyorum. Işıkta görünmez olurum ben. Fakat bazen kendi perilerim tarafından izlendiğim olur; bana mantık elbisesini, içimdeki Op Oloop'un tedirginlik entarisini giydirirler. Ama ben ne yapacağımı biliyorum. Öyle bir görünmez oluyorum ki, konuşmadığım zaman ben bile kendimi bulamıyorum. Bilirsin; dış görünüş tinin teninin sınırıdır. Gerçek yüz; aklını, kokusunu ve sesini bir araya getiren ifadelerde beliren ve bizim de hissedebildiğimiz yüzdür.
- Seni tanıdığımda ben de böyle hissetmiştim. Sana dair bütün varlığın yaratığı melodik etki, duymazdan geldiğim tek bir seste birleşmişti.
- Evet. Âşık olmayan insanın yüzü diğer insanların girişkenliğine veya mertliğine engel olan bir duvardır. Ama eğer Âşıksan, o duvar gözbebeklerinden yansıyan sevginin büyüklüğü ve sözcüklerin dinmeyen ateşi tarafından bir güzel aşındırılır.
"Zihnin küstahlığı soyutluğun bilinmez bölgelerinde seyre çıktıkça, insan alışkanlığın bodrum katında kalarak kendini kısıtlama konusunda ısrarcı olur."
"Benim ruhum anılarla dolu. İçimde dolaşan tek para birimi, anılar; geleceği satın alır ve dışarı çıkarlar."
"Bir dakika, bir dakika canım. Pencereleri açacağım. Düşünceler yüzünden içerisi hayli havasız kaldı."
"Bir şey olmanın hırsı zayıflattı beni; bu dünyada fark edilebilir bir şey olmak!"
240 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Dünya Edebiyatına dalma serüvenim Arjantinli yazar #juanfilloy
ile devam ediyor. 2000 yılında ,106 yaşında iken, vefat eden Fulloyun #opoloop u #aylakadamyayınları sayesinde dilimizde.
Kitapta Optimus Oloop adında bir istatistikçinin, normal yaşantısına göre farklı geçen bir günü anlatılıyor. Op Oloop takıntı düzeyinde titiz ve düzenli bir Finli istatistikçidir. Böyle olunca da çevresindeki her şeyi matematik ve sayılar olarak görmekte ve her gününü planlamakta, çizgisinin dışına çıkmamaktadır. Çıktığı zamanda büyük bir rahatsızlık duyar. Kitapta bahsi geçen gün de her gün gibi başlasa da çizgisinden şaşmasına sebep olan bir kaza Op Oloop'ın düzenini altüst edecektir.
Her ne kadar bitmiş olsa da bi daha okumam gerek çünkü dili biraz ağır olduğundan(yada ilk defa Arjantinli bir yazar okumuş olduğum için) ikinci kez okuduğumda daha iyi bir tat alacağımı düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Juan Filloy
Unvan:
Arjantinli yazar
Doğum:
Córdoba, Arjantin, 1 Ağustos 1894
Ölüm:
Córdoba, Arjantin, 15 Temmuz 2000
Juan Filloy (1 Ağustos 1894 - 15 Temmuz 2000) Arjantinli yazar. Aynı zamanda yüzücü ve boks hakemiydi. Yedi dil konuşurdu. Rio Cuarto'da bir sulh yargıcı olarak görev yaptı. Filloy Córdoba'da doğdu. Yaşamı boyunca Nobel Ödülü'ne aday gösterme de dahil olmak üzere birçok ödül ve ödül aldı. Her birine yedi harfle başlıklar verilen 55 roman yazdı: Caterva, Estafen, Aquende, La Purga, Metopas, Periplo, Sexamor, Tal Cual ve Zodíaco en çok bilinenler arasındadır. Julio Cortázar ve Jorge Luis Borges ile arkadaştı, ayrıca Sigmund Freud'un tanıdığı biriydi. 106. doğum gününden kısa bir süre önce doğal nedenlerden öldü. Sık sık üç yüzyılda yaşamak istediğini söylerdi. Córdoba, Arjantin'deki "Cementerio San Jerónimo" mezarlığına gömüldü.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 13 okur okuyacak.