DİPÇE :
Baş döndürücü kelime oyunları ve akıcı olmayan nüktedanlığıyla okuru yer yer zorlayan Fılloy, Op Oloop özelinde eskantrik bir karakter yaratıyor ve kendiliğindenliğe karşı bir tutumun delilik sınırlarında dolaştırıyor.
Zira Op Oloop kelimenin tam anlamıyla bir yöntem insanıdır.Masası istatikler, anketler ve raporlarla; duvarları grafiksel tablolar ve diyagramlarla doludur. Rutinini dakika dakika planlanlayan, belirlediği çizginin dışına zihinsel olarak da fiziksel olarak da hiçbir vakit çıkmayan mükemmel bir makine gibidir.
Fakat kitapta geçen 20 saatlik dilimde olmayacak bir şey olur küçük bir trafik kazası nedeniyle Op Oloop katılacağı yemeğe geç gitmek zorunda kalır.
Rutininin önceden belirlenmiş normlarını ihlal eden bu doğaçlama eylem Op Oloop'un bütün sistematiğini altüst eder ve okur tüm felsefik konuşmalar eşliğinde tutkuyla biçimlenmiş bir düzenin yıkılışına şahit olur. Aşk sevgi mutluluk ve toplumsal sorunlar zembereği boşalmış bir zihnin anlatımıyla farklı bir boyutta ve ironik bir tatla okura sunulur.
Fılloy, Freud'un takdirini kazanan bir yazar olarak anılıyor. Özellikle İspanyolca'ya kazandırdığı 6000 palindroma ve bu türe düşkünlüğüne bakarsak Optimus Oloop ile Filloy'un bilinçaltı sohbetlerinde sıkça bir araya geldiklerini söyleyebiliriz.
Op Oloop farklı bir okuma deneyimi sunuyor. Meraklısına keyifli okumalar dilerim. Esen kalın.
Din, savaş, aşk gibi pek çok konu üzerine beyin yakabilecek zorlu aforizmaları var. Op Oloop Bey, sayılar ile hayatı iç içe geçmiş bir istatikçidir. Bir gün tüm dengesini bozacak bir olay yaşar ve ruhu yavaş yavaş bir çöküşe girer. Yazarin birde Ruh Filozofu sıfatı var ki tam bu kısımlarda sonuna kadar hakkını vermiş.
Op Oloop, sayılar ile hayatı iç içe geçmiş bir istatikçidir. Bir gün tüm dengesini bozacak bir olay yaşar ve ruhu yavaş yavaş bir çöküşe girer.
Herkesin okuyabileceği akıcı kitaplardan değil. Edebi,felsefi ve psikoloji yönüyle okurken zorlayan bir kitap. Tam kitap sardı derken, birden gene ne olduğunu anlamaya çalışmakla buluyorsunuz kendinizi.
Kitapta en ilginç gelen şey ise hayatı boyunca neyin istatistiğini tuttuğu oldu.
Kitabın dili ağır olduğu kadar edebi yönü de bi o kadar güzel. Metaforlardan kanser olmazsanız söz sanatlarından mest olabilirsiniz.
Eğlencelik bir roman gibi değil de ara sıra ve tekrar tekrar okunacak bir şiir gibi veya altı çizilecek bir psikoloji kitabı gibi değerlendirmek daha doğru olur bence.
Kitapta Optimus Oloop adında bir istatistikçinin, normal yaşantısına göre farklı geçen bir günü anlatılıyor. Op Oloop takıntı düzeyinde titiz ve düzenli bir Finli istatistikçidir. Böyle olunca da çevresindeki her şeyi matematik ve sayılar olarak görmekte ve her gününü planlamakta, çizgisinin dışına çıkmamaktadır. Çıktığı zamanda büyük bir rahatsızlık duyar. Kitapta bahsi geçen gün de her gün gibi başlasa da çizgisinden şaşmasına sebep olan bir kaza Op Oloop'ın düzenini altüst edecektir.
Herkesin okuyabileceği akıcı kitaplardan değil. Edebi,felsefi ve psikoloji yönüyle okurken zorlayan bir kitap. Tam kitap sardı derken, birden gene ne olduğunu anlamaya çalışmakla buluyorsunuz kendinizi.
Oldukça zorlu bir okuma oldu.
Herkesin okuyabileceği akıcı kitaplardan değil. Edebi,felsefi ve psikoloji yönüyle okurken zorlayan bir kitap. Ama bittiğinde bir oh çekerken, aynı zamanda güzel bir tat bırakmış oluyor.
Karakterin (stadigraf olması) gün içerisinde kendi belirlediği bir rutin ile ilgili olaysal bir durum okuyacağım yanılgısı, daha ilk sayfalarda 'ne okuyorum ben şimdi' dedirtti. Mesleki edinimleri, hayat düzenine entegre olmuş bir karakter, günlük planını yaşıyorken, birden beklenmedik bir kaza gerçekleşir ve yarattığı düzen tepetaklak olur. Op Oloop gerçeklik ve boşluk arasında hezeyanlar yaşıyor, böylece akılda kalıcı oldugu kadar saçma bir karakteri okur gibi hissediyorsunuz. Okurken buraya kadar sorun yoktu, ne zaman sevdiği kadını görmeye gitti, işte o noktadan sonra bazı cümleleri iki kez okumaya, bazılarını ise alakasız bulmaya başladım. Evet psikolojik ve felsefi bir alt metin var ama üstüne oturmayan bir durum hissediliyor. Hiç okurken keyif almadım diyemem, özelikle yemek davetinde eleştirilen, hatta farklı bakış açıları ile irdelenen konular oldukça ilgi çekiciydi. (Optimus Opoloop, başka bir kitapta ilginç bir karakter olabilir demişti Derya gerçekten aynı fikirdeyim.) Bu yazar, konu seçimi ve yazım tarzıyla kendi coğrafyasında oldukça ilgi çekmiş ve ödüller almış. Belki ilerde tekrar şans verilmesi gerekiyordur.
ilk olarak kitabın kapağının çok güzel olduğunu söyleyeceğim. arkada freud'un ismini de görünce hemen atladım üstüne. ilk sayfalardan kitabın felsefe ve edebiyatla haşır neşir olduğunu
Dünya Edebiyatına dalma serüvenim Arjantinli yazar #juanfilloy
ile devam ediyor. 2000 yılında ,106 yaşında iken, vefat eden Fulloyun #opoloop u #aylakadamyayınları sayesinde dilimizde.
Kitapta Optimus Oloop adında bir istatistikçinin, normal yaşantısına göre farklı geçen bir günü anlatılıyor. Op Oloop takıntı düzeyinde titiz ve düzenli bir Finli istatistikçidir. Böyle olunca da çevresindeki her şeyi matematik ve sayılar olarak görmekte ve her gününü planlamakta, çizgisinin dışına çıkmamaktadır. Çıktığı zamanda büyük bir rahatsızlık duyar. Kitapta bahsi geçen gün de her gün gibi başlasa da çizgisinden şaşmasına sebep olan bir kaza Op Oloop'ın düzenini altüst edecektir.
Her ne kadar bitmiş olsa da bi daha okumam gerek çünkü dili biraz ağır olduğundan(yada ilk defa Arjantinli bir yazar okumuş olduğum için) ikinci kez okuduğumda daha iyi bir tat alacağımı düşünüyorum.
Sigmund Freud efendi tutmuş kitabın yazarına teşekkür mektubu yazmış, bir insanın tek doğru hareketi olmaz mı ya...... abi sen ne anlatıyosun gerçekten dayı bu neymiş ya nalet olsun ya arkadaşlar kitabın pazarlanışına aldırmayın alıklar birliği var aynısı gidin onu okuyun ikisi de götümün filozofu
Juan Filloy (1 Ağustos 1894 - 15 Temmuz 2000) Arjantinli yazar. Aynı zamanda yüzücü ve boks hakemiydi. Yedi dil konuşurdu. Rio Cuarto'da bir sulh yargıcı olarak görev yaptı. Filloy Córdoba'da doğdu. Yaşamı boyunca Nobel Ödülü'ne aday gösterme de dahil olmak üzere birçok ödül ve ödül aldı. Her birine yedi harfle başlıklar verilen 55 roman yazdı: Caterva, Estafen, Aquende, La Purga, Metopas, Periplo, Sexamor, Tal Cual ve Zodíaco en çok bilinenler arasındadır. Julio Cortázar ve Jorge Luis Borges ile arkadaştı, ayrıca Sigmund Freud'un tanıdığı biriydi. 106. doğum gününden kısa bir süre önce doğal nedenlerden öldü. Sık sık üç yüzyılda yaşamak istediğini söylerdi. Córdoba, Arjantin'deki "Cementerio San Jerónimo" mezarlığına gömüldü.