2009 Pulitzer Ödülü kazananı Elizabeth Strout, gerçekten inanılmaz ve unutulmaz bir karakter yaratmış: Olive Kitteridge…Birbirinden bağımsız onüç öyküden oluşan kitapta Olive bazen başrolde bazen yan rollerde ama mutlaka var ve romanın kalbi Olive. Sert,dobra,çoğu zaman kırıcı, duygularını ifade edemeyen ama derinlerde kırılgan,hassas bir kadın. Küçük bir kasabada matematik öğretmeni olarak çalışmış Olive tüm hikayelerde kasabalıların hayatlarına dokunuyor. Evlilik,boşanma,aile içi çatışmalar,yaşlılık,yalnızlık gibi konular sade ama güçlü bir dille anlatılmış. Bu kitabı çok severek okudum ve Olive gibi unutulmaz bir karakterle tanışmanızı isterim..
Alıntılar
“O sakin ve sıradan anların hayatlarının en mutlu anları olduğunu içten içe biliyorlar mıydı? Muhtemelen hayır. Hayatlarının en mutlu anlarını yaşayanlar genelde o anları yaşarken değil, yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında anlardı bunu.”
“...zaman gökyüzü misali geniş ve yuvarlaktı, onu anlamlandırmaya çalışmak müziği, Tanrı'yı veya okyanusun neden derin olduğunu anlamaya çalışmak kadar beyhude bir işti. Angie diğer insanlar gibi her şeyi anlamlandırmaya çabalamaktan uzun zaman önce vazgeçmişti...”
“İnsanın bir ruh durumu, bir de kişiliği vardır. Kişilik değişmezken ruh durumu değişip durur.”
“Olive gözlerini kapattı, yorgun ruhunun, yorgun bedeninin kıyılarına şükür dalgaları vuruyordu-şükür ve pişmanlık. Güneşli odayı, güneşle aydınlanan duvarı dışarıdaki Defne Fundalığını zihninde görebiliyordu. Hayat onu hala şaşırtabiliyordu.”