Arka kapağını okuduğumda farklı bir kurgu bekledim ama tipik Amerikan dizisi.Çok edebi bir şey beklemeden kafa dağıtmak için okuyacağınız eğlenceli mesajsız bir kitaptı.
Evet iki boşanmış erkek birlikte yaşamaya karar verirler ve ortak birtakım kararlar alırlar kesinlikle eve kadın girmeyecektır kendı işlerini kendileri halledecektir. Ancak aşk rahat durmaz ve her ikisinide beklenmedik anda bulur tatlı sıcak bir dostluk hikayesi tavsiye ederim
Yer yer üzen, yer yer güldüren müthiş bir kitap. 10-9 yıldız vermedim bunun sebebi şuydu;
Eski dostlukların tam olarak nereye dayandırıldığı okuyucuya hissettirilmiyordu. Yani bu kadar iyi dost olan bir grup insan var ve geçmişleri sadece bir iki cümleyle verilmiş. Bu kısım biraz canımı sıktı.
Onun dışında Antione'ın fedakâr kişiliği, Mathias'ın çılgın ama bir o kadar da duygusal yapısı, yan karakterler olan Yvonne'un anaç hareketleri ve geleneksel tarzı, Sophie'nin her ihtiyaç duyulduğunda orada olması müthişti.
Çok sıcak, çok güzel bir hikaye. Anlatım ise müthiş. Özellikler her karaktere bir iki cümle değinilen, aynı anda nerede ne yaptıklarının anlatıldığı kısımlara bayıldım.
Levy seni sevdim dostum.
Farklılıklar sevgiye ve dostlukları yıpratmayı başaran şeyler değil. Eğer ilişkilerinizde bunu sebep gösteriyorsa karşınızdaki sakın buna inanmayın. Öyle olmadığını bu kitapla çok güzel anlatmış Marc Levy. Tabi bence öyle:)
Marc Levy / Dostlarım Aşklarım
Aşkı ve dostluğu eğlenceli bir şekilde yansıtan ve duygusallığıyla güzel bir denge yaratan film tadında bir kitaptı.
Okul yıllarından beri birbirini tanıyan iki dosttu Mathias ve Antoine. Hayat onları farklı yerlere savursa da iletişimlerini kesmemiş, günün birinde ortak bir kaderle yine bir araya getirmişti. Otuzlu yaşlarına gelen bu adamlar eşleri tarafından terk edilmiş ve çocukları ile hayata yeniden tutunmaya çalışıyorlardı. Madem kaderleri aynıydı, yalnızlıklarını çekilir kılmak adına neden aynı evi paylaşmasınlardı ki? Ortak yaşam için ortak kararlar alınmalı ve çocuklara dengeli bir hayat sunulmalıydı. Sorun olansa birinin sürekli kuralları esnetmesi ötekinin ise kurallara sadık kalmasıydı.
Mathias evin yaramaz çocuğu, Antoine ise sorumluluk sahibi olan abi gibiydi. Bu evde kim çocuk kim ebeveyn karıştıracaksınız. Çevrelerindeki insanların hayatlarına kattığı güzellikler ve o karakterlerin hayat hikayelerine yer verilmesiyle kurgu daha zengin hale getirilmiş.
Biri mimar diğeri ise kitapçı olan bu dostların, aynı evi paylaştıkça dostluklarına giren mesafe ve birbirlerinden sakladığı sırlar ilişkileri irdelemeye itiyor. Hele bir de işin içine giren aşk bu dostlukta ne gibi değişimlere sebep olacak dersiniz?
Hüznün, eğlencenin ve neşenin birbirine karıştığı, akıcı konusu ve kalemin güzelliği ile okurken keyif alınacak bir kitap. Sevmediğim tek şey geçişlerin hızlı olmasıydı. Kopukluğa sebep olmasa da karakterlerin bu kadar sık ve çabuk değişmesi biraz hayal kırıklığı yaşattı. Komedi ve dramın iç içe geçtiği film tadında kitapları okumayı seviyorsanız bu kitaba şans vermelisiniz.
Keyifli okumalar…
Marc Levy den okuduğum ilk kitap.Bu kitabı Esra sayfasında yaptığı incelemeyi okuduktan sonra merak edip almıştım kendisine çok teşekkür ederim.
Sade akıcı bir dille iki bekar babanın dostluk, fedakarlık, ebeveylik serüvenini yormadan anlatıyor.
Paris'te yaşayan Mathias ile Londra'da yaşayan okul arkadaşı Antoine'nin Londra'da aynı evde yaşamaya, çocuklarını birlikte büyütmeye karar vermeleri, ev için kurallar getirmeleri, çocukları Louis ve Emily'nin büyümüş de küçülmüş halleri, Yvonne, Sophie, Mathias'ın hayatına giren gazeteci Audrey'i anlatan sımsıcak aşk ve dostluk kitabı.
Kitapta karekterlerin başından geçen olaylar anlatılırken birden geçişleri olmasa çok daha iyi olurdu ancak anlaşılmasını ya da okunmasını engellemiyor. Kitabı sevdim.
#kitapalıntısı
"Bir çifti yıpratan aradaki fiziksel uzaklık değildir, hayatlarının arasına giren mesafedir."
"Senin bakışlarında yaşlanmak istiyorum ve hayatımın sonuna kadar senin gecelerini giyinmek istiyorum."
#kitapyorumu
Selam
Marc Levy kalemini seviyorum.
Yazdığı kurgular kesinlikle yormadan kendisini okutuyor ve sizi sıcacık yapıyor. Yine onlardan biriyle çok kısa bir sürede okuyup bitirdiğim Dostlarım Aşklarım kitabı ile geldim bugün.
Her zaman okumaya alışık olduğumuz bekar anne konseptini bu sefer bekar baba konsepti ile okuyoruz. Ki bu kitabın bende heyecan yaratmasının en önemli sebebi de buydu. Çünkü bu konsepte bir çok film izlememe rağmen çok fazla kitap okumamıştım. O yüzden aşırı heyecanlıydım.
İki boşanmış erkek arkadaş Mathias ve Antione'nin sicak hikayelerini okuyoruz bu kitapta. Mathias ve Antione aşkı geride bırakmış, boşanmış iki yakın arkadaş ve birlikte bir ev tutup çocuklarıyla yaşamaya başlarlar.Tabi bunun için de bir çok kuralları vardır. Eve ne bir kadın ne de bir bakıcı getirmek yasaktır.İlk başlarda her şeyi kuralına göre oynarlar ta ki Mathias Audrey isimli bir gazeteciyle tanışana kadar. Mathias Audrey'den oldukça hoşlanır ama bunu kurallara son derece uyum sağlayan arkadaşına açıklamakta zorlanır. Ama kader ağlarını örer ve Antione'de çiçekçi Sophie ile tanışır.
Aşkın, dostluğun, sevginin sıcacık anlatıldığı güzel bir kurguydu Dostlarım Aşklarım. İki farklı kişilikte olan yakın dostun çocuklarıyla birlikte yaşamalarını, endişelerini, sevinçlerini, acılarını, mutluluklarını okuyoruz. Siz de bu türde okumayı seviyorsanız tavsiyemdir...
#dostlarımveaşklarım
-MARC LEVY
Kalp her zaman daha fazlasını ister…
Yine Levy ve yine şahane bir hikaye. Yazarın kalemini gerçekten çok benimsedim ve de sevdim. Her kitabında banbaşka hayatlara dokunuyor, bambaşka karakterlere konuk oluyoruz. Tabi bunun yanı sıra oluşurduğu bütünle de bizi hikayenin merkezine çekip alıyor. Çünkü neden almasın Şaka bir yana cidden dinlendirici bir kalemi var yazarın, adapte ediyor bir kere direk hikayeye çekip alıyor sizi. Sonra da öyle yumuşak,rahat,relax bir şekilde okuyup bitiriyorsunuz. Ohh ne güzeldi diye bir tepki geliyor sonunda. Garanti ederim.
Yazar bu defa bizi bekar iki babanın hayatına götürüyor. Çocuklarını tek başına büyütmeye çalışan iki bekar babanın, Paris’ten Londra’ya taşınarak yeni bir hayat kurma çabalarını anlatıyor hikaye. Bu iki arkadaş birlikte yaşamaya karar veriyorlar. Tabi bu yaşamın belli başlı kuralları da var. Bu kararları aldıklarından itibaren ise odak noktaları hep çocukları oluyor.
Mathias bir kitapçı. Kızı Emily ile birlikte Londra’ya yerleşen Mathias, geçmişindeki travmaları ve hayal kırıklıklarını aşmaya çalışıyor. Güvenlik arayışı içinde olan ve kızına iyi bir hayat sunmak isteyen korumacı bir babadır. En yakın arkadaşı ile koyduğu kurallara da uyum sağlıyorlar sağlamasına ama bir gün Mathias, Audrey adında bir gazetici ile tanışıyor ve ondan çok etkileniyor.
Paris’ten gelen bir çiçekçi olan Antoine ise neşeli ve iyimser bir karakter. Oğlu Louis ile birlikte Londra’ya taşınarak yeni bir başlangıç yapmayı umuyor. Antoine, aynı zamanda romantik bir yapıya sahiptir ve aşk hayatında da mutlu olmayı arzular. Koydukları kurallara da sıkı sıkıya bağlı olan Antoine’ye Mathias aşık olduğu kadını anlatmaktan çekinir.
Bu iki dost çılgın, katı kararlarını bozduracak kadınlarla tanışınca birbirlerine
Ah #marclevy yine beni şaşırtıyor. her kitabında bambaşka hayatlar, bambaşka karakterler ama hayatın içinden çoğunlukla. Bu hikayesini büyülü gerçeklik türünde yazmasa da yazarın büyüleyici bir anlatısı var.
Elimde sadece bir tane Levy kitabı kaldı diye üzülürken @artemisyayinlari hemencecik bir başka kitabını çıkardı. Şimdi okunacak 2 kitap var ve mutluyum.
Levy bu kez Londra´nın göbeğindeki Fransız mahallesinde geçen sımsıcak, sevecen ve sevimli bir öykü anlatıyor. Otuzlu yaşlarını süren, boşanmış ve çocuklu iki eski arkadaş, hayatlarını yeniden kurmak için aynı çatı altına yerleştiklerinde bir kural koyarlar: Eve tek bir çocuk bakıcısı ve kadın bile ayak basmayacaktır. Biri son derece egoist ve çocuk kalmış, öbürü mükemmeliyetçi ve özverili bu iki adam, kimi zaman çatışarak, kimi zaman uzlaşarak birlikte yaşamaya çalışırlar.
Aynı zamanda yan karakterlerin minik ilginç bağlantıları da hikayeye ışıltı katmış ki buna bayıldım. Bu yakın arkadaşlar çatışırken çocuklarının gizlice onların arasını yapmaya çalışması çok eğlenceliydi. Tabii o arada aşkı da buluyorlar ama çok komik bir durumda da buluyorlar kendilerini koydukları kural yüzünden.
Kesinlikle Marc Levy kitaplarını okumalısın millet! Epope dehşet ve ibretle tavsiye eder!
Diğer okuduğum Marc Levy romanlarına göre öyle sıradan, vasat bir roman ki. Şaşırdım kaldım. Anlatımın sıradanlığı acaba çeviriden dolayı mı, onu da merak ediyorum.
Marc Levy 1963 yılında Fransa'da doğdu. 17 yaşında Kızılhaç örgütüne katıldı, altı yıl gönüllü olarak hizmet verdi ve bir yandan da Paris-Dauphine Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürdü. Yirmi üç yaşında ülkesinden ayrılıp ikinci vatanı ABD'ye yerleşti. Yedi yıl sonra, iki arkadaşıyla birlikte bir mimarlık şirketi kurmak üzere Fransa'ya geri döndü. On yıl boyunca bu şirketi yönetti. 40 yaşına yaklaştığı günlerde, oğluna anlattığı hikayeleri kağıda dökmeye karar verince, ilk romanı Keşke Gerçek Olsa (Can Yayınları, 2001) ortaya çıktı. Dünya çapında büyük bir başarı elde eden kitap, aylarca çoksatar listelerinin başından inmedi ve otuza yakın dile çevrildi. Yazarın ikinci romanı Neredesin, ilkini aratmayacak bir başarıyla çok geçmeden 1 milyon satış rakamına ulaştı. 2003'te yayımladığı Sept jours pour une éternité (Bir Sonsuzluk İçin Yedi Gün) Fransa'da 2003'ün en çok satan romanı oldu. 2004'te yayımlanan La prochaine fois (Bir Dahaki Sefer), aşk, mizah ve masalsı öğelerle ördüğü romanlarının son halkası oldu. Bir kısa metraj filmi de (La lettre de Nabila) bulunan yazar, şu sıralar ilk uzun metraj filminin hazırlıklarıyla uğraşıyor ve Londra'da yaşıyor.