Kathrin Hartmann

Kathrin Hartmann

Yazar
7.0/10
1 Kişi
·
4
Okunma
·
0
Beğeni
·
245
Gösterim
Adı:
Kathrin Hartmann
Unvan:
Alman Sanat Tarihçisi, Felsefeci, Gazeteci, Yazar
Doğum:
Ulm, Almanya, 1972
1972 Ulm doğumlu Kathrin Hartmann, Frankfurt’ta Sanat Tarihi, Felsefe ve İskandinavya Filolojisi okudu. Yüksek öğrenimi sırasında serbest yazar olarak Frankfurter Rundschau, Taz ve Titanic için araştırma yazıları yazdı. Frankfurter Rundschau’da yaptığı bir staj sonrasında aynı gazetenin “Haberler ve Politika” bölümünde redaktör olarak çalıştı. 2009 yılında Ende der Märchenstunde ismiyle ilk araştırmasını yayımladı.. Kathrin Hartmann Münih’te yaşıyor ve çalışıyor.
Yoksulluk, toplumsal dışlanmanın yanı sıra her zaman politik dışlanmayı da içerir. Yoksulların gösteri yapmak istemediğini söylemek, onları yalnızca vesayet altına almak değil, aynı zamanda dışlamayı da körüklemektedir.
Eğer insan yalnızca kendisi gibi düşünenlerle bir araya gelirse, bu durum kendi kendini yeniden üretmeye başlar ve sonunda tek gerçek halini alır.
Şişe suyu ticaretinin yıllık büyüme oranı yüzde 25. Dünya çapında şişe suyu için yılda 46,8 milyar avro harcanmakta, buna karşın tüm dünyada temiz musluk suyu sağlanması tahminen 23,3 milyar avro ile şişe suyu harcamalarının yarısından daha az miktarla elde edilebilir.
18-24 yaş aralığındaki her beş Britanyalıdan biri işsiz. Prince's Trust tarafından yapılan bir incelemeye göre, bu genç yaşlarda yaşanan işsizliğin depresyon, aşağılık kompleksi, özgüven kaybı gibi duygusal sonuçları oluyor ve bunlar insanları intihar düşüncelerine kadar sürükleyebiliyor.
Buna benzer taşkınlıkların meydana gelmesi için, birçok şeyin birikmiş olması gerekiyor. Büyük Britanya'daki tetikleyici neden polisin 29 yaşındaki siyahi aile babası Mark Duggan'ı vurması oldu. Siyahiler Büyük Britanya'da ayrımcılığa maruz kalıyor, özellikle gençler polisin baskısıyla karşılaşmakta. Almanya'da benzer bir durum beklenmiyor. Ancak aşağılanma ve dışlanma, şiddetin biçimleri ve karşı şiddetin oluşmasında büyük bir etkileri söz konusu. İnsanların değerli ve değersiz şeklinde bir ayrıma tabi tutulması früstrasyon ve agresyona yol açıyor ve Nöro-Biyolog Joachim Bauer'in Schmerzgrenze (Acı Sınırı) isimli kitabında gösterdiği gibi acı sınırına dayanıyor. Bu sınırın ötesinde hiçbir empati yok. Dışlanma yalnızca bireyi değil, tüm toplumu tahrip ediyor.
Gerçekten de mikro kredilerin bir sonucu, borçlu insanların topraklarında kalıp kendilerine yetecek kadar tarımsal üretim yapmak yerine iş aramak için şehirlere göçmesi olarak görülüyor. Topraklarında kalmamalarının bir nedeni de, bir çoğunun toprağını satmak zorunda kalması. Şimdi artık her şeyi para ödeyerek satın almak zorundalar. Kendi ihtiyaçları için sebze ve pirinç yetiştiremeyen ve hayvancılık yapamayan insanlar, zaten çok sınırlı olan gelirlerinin en az yarısını gıda malzemeleri için harcamak zorunda kalıyor. Hem de gıda fiyatlarının bir günden öbürüne iki katına çıkabildiği bir ülkede. Ekonomik büyümenin Bangladeş'te, insanların kendisine yetecek kadar tarımsal üretim yapmasını giderek yok etmesi Yunus'u herhalde pek ilgilendirmiyor. ''2005 yılında kırsal kesimdeki tarım dışı faaliyetler en önemli gelir kaynağı olarak tarımsal faaliyetlerin yerini aldı ve gayri safi milli hasılanın yüzde 50'si artık hizmet sektöründe elde ediliyor'' diye yazıyor Yunus övgüyle.
...Dünya Sağlık Örgütü'nün tahminlerine göre az gelişmiş ülkelerde anneler süt tozunu pis suyla karıştırdığı ve hatta daha ucuza getirmek adına katkı maddeleri eklediği için her yıl 1,5 milyon bebek ölüyor. Özellikle de anne sütü tamamen kesildikten sonra. Fakat holdingler süt tozu işine balıklama atlamakta. Batı'da çocuk için en sağlıklı beslenmenin emzirmek olduğu konusunda yeniden mutabakat sağlandığından beri, az gelişmiş ülkelerdeki işler duraksadı. Buralardaki eğitimsiz kadınlar, Batı holdingleri tarafından üretilen yapay süt tozunun bebekler için daha sağlıklı olduğuna hala ikna edilebiliyor. Bazı holdinglerin alçakça pazarlama uygulamaları arasında, yoksul ülkelerdeki hemşire ve ebeleri hediyelerle baştan çıkarmak da yer alıyor. Satış gerçekleştikten sonra devreye tatiller, Mekke seyahatleri, buzdolapları veya açıkça para giriyor.
...
Ebe ve hemşireleri, doğumun hemen sonrasında anneleri en zayıf anlarında etki altına almak ve dünya holdinglerinin karını artırmak amacıyla kullanmak son derece iğrenç bir davranış tarzı.
''Eskiden hayatımız zor ve yoksulluk içerisinde geçiyordu. Fakat bugünden daha iyiydi. Şimdi herkes yalnızca borcunu ödemekle meşgul. Borçlar tüm yaşantımızı etkiliyor.'' diyor Dulali Begum. Hikayenin ona ait olan versiyonunda Grameen Bank 1988 yılında köye gelmiş, kadınları okulun avlusunda bir toplantıya çağırmış ve mikro kredilerin avantajlarını anlatmış. Şimdi ise Joymonirhat kadınları yirmi yıldan beri borç içinde, hatta bazıları beş ayrı mikro kredi kurumuna birden borçluymuş. ''İçimizde zerre huzur kalmadı.'' diyor Dulali Begum. Arkadaşlıklar bozulmuş, ailelerin içinde sürekli kavga varmış. Sosyal yaşantıyı sürdürmek giderek zorlaşıyormuş.
Gözünüzün önüne şu senaryoyu getirin: Eviniz yanıyor. Fakat devletin bir itfaiyesi olmadığı için, yangını kimse söndürmüyor. Ev yanıp kül olduktan sonra dışarıda uyumak zorunda kalınca üşümemeniz için bir satış leydisi size battaniye satıyor. Kabus gibi değil mi? ''Sosyal kapitalizm''e hoş geldiniz!
''Korku ve tüketim toplumunun çılgınlıklarına katılma hırsının giydirdiği deli gömleğinden kurtulmak isteyenler, çok yeni bir tutum benimsemek zorunda değil. (...) Korkusuzca hepimizin sonuçta insan olduğunu, bu yıpranmış gezegene muhtaç bulunduğumuzu hatırlamak ve içimizde korku ve hırsa direnen sesi dinleyerek ruhumuzun şefkat, fantezi, sezgi ve duygudaşlık gibi değerlerini yeniden keşfetmek tamamıyla yeterli'' diye yazıyor psikolog Wolfgang Schmidbauer. Sayıca kalabalığız ve yalnızca birbirimize sahibiz. Herkese yetecek kadar zenginlik var. Zenginlerin yoksullara karşı sürdürdüğü savaşın paralı askerleri olmayalım, hep birlikte direnelim.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kathrin Hartmann
Unvan:
Alman Sanat Tarihçisi, Felsefeci, Gazeteci, Yazar
Doğum:
Ulm, Almanya, 1972
1972 Ulm doğumlu Kathrin Hartmann, Frankfurt’ta Sanat Tarihi, Felsefe ve İskandinavya Filolojisi okudu. Yüksek öğrenimi sırasında serbest yazar olarak Frankfurter Rundschau, Taz ve Titanic için araştırma yazıları yazdı. Frankfurter Rundschau’da yaptığı bir staj sonrasında aynı gazetenin “Haberler ve Politika” bölümünde redaktör olarak çalıştı. 2009 yılında Ende der Märchenstunde ismiyle ilk araştırmasını yayımladı.. Kathrin Hartmann Münih’te yaşıyor ve çalışıyor.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur okudu.
  • 8 okur okuyacak.