Kaya Ersoy

Kaya Ersoy

Çevirmen
8.6/10
32 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
4
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Martin eden'ın aşık olmasıyla kendi yeteneklerini keşfetmeye başlaması ve tüm çabaları sonunda olayların ve olguların değerini kaybetmesini okuyoruz. Okunmalı.^^
Martin Eden’in içinde aslında hepimizden biraz var. Öncesinde onun için çok ulaşılmaz, farklı, çevresinde ki diğer kadınlara benzemeyen, eğitimli ve güzel olan Ruth için olağanüstü duygular besleyip, kendini “Tanrı’nın çılgın aşığı” olarak tanımlarken, Ruth ile arasındaki statü farkı azaldıkça ve ona yaklaştıkça aslında aşktan da bir o kadar uzaklaşıyordu. Aşkın simyası açık ve netti. Aynı zamanda kendi duygularını ifade edemeyen, denizcilik yapan alt sınıf bir adamdan kelimeleri çok iyi kullanabilen, kendini eğiten, okuyan ve yazan bir adama dönüştükçe çevresinde ki eski insanlara ve arkadaşlarına karşı uzaklaşma yaşıyor. Onlardan uzaklaştıkça aynı zamanda gözünde mükemmelleştirdiği burjuva sınıfının da düşündüğü kadar mükemmel insanlar olmadığını görüyor. İnsanlar yeniyi ve daha üstünü elde ettikçe eskiye karşı bir bulantı duyarlar. Daha iyi bir iş, daha iyi ya da güzel bir eş, daha fazla para. Eski daha yaşanılamaz görünür ve anlamlandırılmaz. Martin Eden, bütün gün odasında yazı yazan ve para kazanamayan bir adamken arkadaşları, ev sahibi Maria, Ruth ve ailesi, mahalledeki bakkal dahi ona saygı duymaz ve küçümserken; çok para kazanan bir adama dönüştükten sonra herkes tarafından kabul gören, sürekli yemek davetleri alan, herkes tarafından ulaşılmak istenen bir adama evrilir. Oysa ki o hep aynı Martin Eden olduğunu ve bu değişimin nedenini sürekli sorgular.Kendini en başından beri hep “tamamlanmış” hissetmek isteme çabası, nihayete erdikten sonra ve her şeye sahip olduktan sonra artık tamamlanmış mıydı yoksa onu yutan bir boşluğun ve hiçliğin içine mi düşmüştü?
Tüm Jack LONDON kitapları gibi, ilerleyen bölümlerde eser zorla uzatılmış gibi bir his uyandırıyor. Uzun ve gereğinden fazla betimlemelere katlanmanız gerekiyor.