Kerem Sanatel

Kerem Sanatel

Çevirmen
8.2/10
289 Kişi
·
478
Okunma
·
0
Beğeni
·
199
Gösterim
412 syf.
·Beğendi·8/10
Zalim Prens'i ilk olarak bundan tam altmış beş hafta önce okumuşum. Bir günde bitirip devam kitabının henüz çıkmadığını öğrenince çok üzülmüştüm, o yüzden de dex yayınlarını ara ara bu konuda darlıyordum. Bu sene tam da The Wicked King geliyor derken salgın çıktı ve ikinci kitap matbaada basılmayı bekler bir şekilde kaldı. Konusuna gelirsek, Jude henüz yedi yaşındayken annesiyle babası gözlerinin önünde bir peri generali tarafından öldürülüyor. Jude, ikiz kardeşi ve ablası general tarafından peri diyarı Elfhame'de yaşamaya zorlanıyor. Ancak Jude ve ikiz kardeşi insan oldukları için periler tarafından sürekli hor görülüyor, özellikle de Prens Cardan ve tayfası tarafından. Bu yüzden kendisini kanıtlayıp diyarda yer edinmeye çalışan Jude bir çok engelle karşılaşıyor ve hiç beklenmedik şeyler yapmak zorunda kalıyor. Peki Jude kendini kanıtlamak pahasına nelerden vazgeçecek ve ne kadar ileri gidebilecek?(Söylemezsem içimde kalır Taryn senden nefret ediyorum, senin gibi kardeş olmaz olsun. Oh be birazcık rahatladım.)
560 syf.
·10/10
5/5
"...Boyun eğerek kabullenmekten başka elimden ne gelirdi? Durum Mr. Hawkins'in hayırınaydı, benim değil, onu düşünmek zorundaydım, kendimi değil; ayrıca, Kont Dracula konuşurken bakışlarında ve tavrında tutsak olduğumu anımsatan bir şey vardı ve gönlüm razı gelmese de başka seçeneğim yoktu..."
5/5 ⭐⭐⭐⭐⭐
Kitap okumaya başladığımdan beri fantastik kitaplara özellikle vampirlerle ilgili olanlara hayranlığım vardır. Uzun zamandır okumak istediğim bir başyapıttı Dracula.🤩 Bu zamana kadar ki yazılan vampir kitaplarının, çekilen filmlerin hepsine ilham olan bir başyapıt hemde... Beklentim yüksek olarka başladım haliyle, ilk sayfalarda Jonathan Harker'in güncesi ile başlıyor kitap. Kendisini görevlendiren Peter Hawkins için Transilvanya yolculuğuna çıkıyor tabi ki diyarlara nam salmış Kont Dracula'nın şatosuna gitmek istediğini duyan herkesten tuhaf tepkiler alıyor. Gitmemesi için adeta yalvaranlar bile oluyor hatta ancak Jonathan bunlara bir anlam veremiyor.(Hepsinin sebebini yaşayarak öğrenecektir tabiki)
Heyecanı bir an bile bırakmadan, sevgiyi, dostluğun önemini, aşkı çok güzel bir şekilde anlatan bir kitap. Bu eski insanların birbirine olan saygılarını, tutkularını satırlarda okurken gerçekten hayran kaldım. Her ne kadar seni sevsem de Dracula, bu sefer insanların tarafını tuttuğum için kusura bakma. Üstelik bu güzel kitabı @dexpub 'ın korku edebiyatı klasiklerinden okumak başka bir keyifliydi. Bu tarz kitaplara merakınız varsa vakit kaybetmeden okumanızı tavsiye ederim, kitapla kalın.‍️ Bram Stoker
128 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitap, Steve Jobs’un röportaj ve sunum yaptığı konuşmaları içeriyor.
Aslında düşününce: “Neden bunu bir Türk yazar düşünüp de konuşma metinlerini alıp, derleyip bu kitabı çıkarmadı?” sorusunu soruyorsunuz.
Boşuna yayımcıya ve de yazara telif ödenmemiş olurdu.
Bazı bilgilerse şaşırtıcı... Örneğin Toy Story’nin 1995’te gösterime girdiğini öğrendiğimde basım hatası olduğunu düşünmüştüm.
Gerçekten ilk film 1995’te çekilmiş. Muazzam...
Kitapla ilgili tek güzel şey Steve Jobs’tu.
328 syf.
·5 günde·9/10
Selamlar . Çok çok farklı bir kitapla geldim bugün sizlere. Farklılığın neden kaynaklandığını okuduğum halde ben de çözmedim desem yalan olmaz. İşkencenin Gölgesi, Gene Wolfe'un Yeni Güneş Kitabı serisinin ilk kitabı. Kitap hakkında @sir.bookworm 'un aşırı beğenisi dışında pek bir bilgim olduğu söylenemez. Onun tavsiyeleri üzerine alıp okudum. Beni ilk karşılayan ve etkilendiğim kısım Neil Gaiman'ın önsözü oldu. Büyük bir övgü ile bahsetmiş Gaiman Wolfe tan. Bu da Beklentimi bir hayli yükseltti. Kitap güzel bir akıcılıkta ilerliyor. İlerliyor ama ne okuyorum ben diye sorguluyorsunuz öncelikle ve kesinlikle hiçbir şey anlamıyorsunuz. Müthiş bir şekilde kafanızı karıştırmış yazar. Tabi bu kafa karışıklığı 100 sayfadan sonra bitiyor. En ilginç kısmı ise bu 100 sayfaya kadar bırakmazsanız ilerleyen yerlerde kitabı yarıda bırakma ihtimaliniz yüksek. Bu "ne demek şimdi" dediğinizi duyar gibiyim. O yüzden konusundan bahsetmek istiyorum. Severian bir işkencecidir. Peki kimdir bu işkenceciler? Ne görevleri vardır? Tahmin ettiğiniz üzere ceza vermek için görevli bir loncadır. İşte Severian o lonca da çırak olarak görev yapar. Annesi babası olmayan çok sıradan bir insan gibi görünebilir size ama kitabın ilk bölümünde yazarımız öyle bir noktaya değinmiş ki (bunu söylememek için kendimi zor tutuyorum) nasıl yani diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz . Severian çıraklıktan kalfalığa yükseldiğinde işkence edilen bir kadına yardım ettiği için sürgün cezasına çarptırılır ve bu noktadan sonra kitap, onun görev yapacağı yere giderken yaşadığı maceraları bize anlatıyor. Mükemmel bir hafıza hariç hiçbir özelliği olmayan karakterimiz onun vurdumduymaz hareketleri ve ileride olacaklar benim bu kitaba olan beğenimi arttırdı. Yazarımız konuyu öyle bir incelikte işlemiş ki okurken benim yok artık dediğim noktaların anlatım sayesinde sıradanlaştığını gördüm . İşte bu yüzden Wolfe'un zekasına hayran kalmamak elde değil. Yakın zamanlarda serinin devam kitabı olan Uzlaştırıcının Pençesi @ithakiyayinlari tarafından bizlerle buluşturuldu. Ben de tabi ki hemen aldım. Seriyi bekletmeye asla gelmez

Son olarak eklemek istiyorum kitabı ya çok sevip büyük bir Severian fan'ı olursunuz ya da hiç sevmeyip bir daha yüzüne bakmazsınız. Asla arası olan bir kitap değil. Ve ben birinci kısımda yerimi aldım. ♥
328 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
İşkencecinin Gölgesi ( Gene Wolfe ) İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinin ellinci kitabı olarak basılmış ve ben bu incelemeyi yazdığım zaman dilimi içerisinde piyasaya henüz çıkmış ilginç bir eser. Bu seri içerisinde okuduğum on yedinci kitap olarak da benim için ön plana çıkıyor çünkü kitabın arka kapağında yapılan incelemede eserin Yeni Güneş Kitabı adında bir serinin ilk kitabı olduğu anlaşılıyor. Yani muhtemelen devamı gelecek. Eserin içeriğiyle alakalı bilgi vermeden önce Neil Gaiman'ın kaleme aldığı ve kitabın girişinde yer alan Gene Wolfe'u Nasıl Okumalı bölümünün de yapıta ayrı bir hava kattığını belirtmek gerekiyor.

Eser Severian adında Hakikat ve Nedamet Arayanlar Mezhebi'ne mensup bir işkenceci çırağının başından geçenleri bizlere anlatıyor. Okuma serüvenine başladığınızda eser size kendisini açmıyor, kavramlar birbirine karışıyor ve yapılan betimlemelerin Orta Çağ'a ait tasvirleri mi barındırdığını yoksa 3000'li yıllara mı ait olduğunu anlamıyorsunuz. Neil Gaiman'ın da eserinde başında belirttiği gibi Gene Wolfe ''Keşfedilmemiş topraklara girip haritalarla dönen bir kaşif''. Dolayısıyla okuyucunun da biraz keşfe çıkması gerektiğini düşünüyordu sanırım. Keşfe çıktığınızda her ne kadar ilk başlarda yorulup usansanız da yolun geri kalanında ilerlemek için pekiştireçleri okuyucuya iyi sunan bir yazar.

Severian'ın mensub olduğu mezhebin görevi Urth adındaki bu gezegende kanunların işkence cezasına çarptırdığı kişileri bu işlemden geçirmek. Ancak Urth'da güneş ömrünün sonuna gelmiş ve sönmektedir. Severian böylesi bir ortamda Thecla isminde soylu bir mahkuma merhamet etmiş ve onun işkence görmeden kolayca ölmesine olanak sağlamıştır. Bu hareketinden ötürü mezhebi onu sürgüne göndermiş ve Severian'ın destansı yolcuğu da böylece başlamıştır.

Meraklısına, serinin takipçilerine farklı bir tecrübe olması açısından tavsiye edebileceğim bir eser. Şahsen Yeni Güneş Kitabı'na ait diğer eserlerin de dilimize kazandırılmasının takipçisi olacağım ve mutlaka çıktığı zaman okuyacağım.
688 syf.
·6 günde·9/10
Oldukça güzel bir ilk temas kurgusu. İlk sayfalardan itibaren sürükleyici bir hikaye.

İthaki'nin BKK içerisinde seri kitaplar yayınlaması daha doğrusu ilk kitapları yayınlayıp devamını süründürmesinden hiç hoşlanmıyorum. Bu kitap da 3 kitaplık bir serinin ilk kitabıymış, diğer 2 kitabı yayınlarlar mı ya da beklediğimiz bir dünya devam kitabı gibi süründürürler mi bilinmez ama hikaye bir anlamda bu kitap da kendi içinde sonlanıyor denilebilir o nedenle devam kitaplarını beklemeden okunabilir.
736 syf.
·4 günde·8/10
Dehşet verici gerçeklerin kaleme alınmış bir izahı. Keşke okumasaydım dedim. Herkesin kaldıramayacağı ağırlıkta. Bilgi verici, gösterici ancak çok çarpıcı. Benim kalbim zor dayandı, gücünüz varsa okuyun.
560 syf.
3.seri çıkmadan 2.serinin bu kitabını okumamaya karar vermiştim. 3.seri çıktı ve ben kitabı bitirdim.
İlk başlar açıkçası çok sıkıcı gelmişti serinin ilk iki kitabına nazaran. Daha sonra bir hız kazandı, durduramadım.
Kahlan ve Richard arasındaki güçlü bağ neydi? Richard mı yanıldı yoksa Kahlan gerçekten olanı mı söyledi?
Kitapta iki tip rahibe var. Birincisi "Işık Rahibeleri (yaratıcıya hizmet eden) diğeri" Karanlık Rahibeler (Bekçi'ye-hayatı sona erdirmek isteyen yer altı dünyasının gardiyanı- hizmet edenler.)
Richard Işık Rahibeleri ile gitmek zorunda kalınca kehanetler sarayına varıyor. Lakin nadir rastlanan bir varlık olan Richard burada o kadar şey öğreniyor ki.. En başta ve en önemlisi Kahlan'ın onu başından savmadığı aksine onu korumaya çalıştığını..
Gelelim asıl konuya. Addie ve Zedd rahatsızlanınca Richard ve Kahlan tek başlarına maceraya devam ediyorlar. Rivhard'ı Işık Rahibelerine bırakan Kahlan pişmanlık içinde kıvranırken bir yandan da idama mahkûm edilince işler azcık karışıyor. Kehanet Sarayında Richard'a içindeki hanı öğretmek için atanan 6 rahibe + Pasha 'dan altı tanesi Karanlık Rahibe çıkarken, Pasha yalanlara inanıp Rivhard' ı öldürmeye yelteniyor lâkin Richard'ın dostu, Pasha'nın aşığı olan Warren, Pasha'yı öldürdükten sonra tehlike ortadan kalkıyor denebilir. Lâkin bu kez bekçinin yaşayanlar dünyası ile ölüler dünyası arasındaki perdeyi yırtması üzerine Richard dünyayı kurtarmaya çalışıyor ve bunun için Kehanet Sarayından kaçarak Halk Sarayına gitmeye karar veriyor. Türlü zorluklar sonrası saraydan Warren, Rahibe Verna ile kaçan Richard büyük bir hışımla Hal sarayına gider. Ama orada umduğundan daha fazla vakit geçirince, Kahlan'ı kurtarmak için geç kaldığını anlar. Umutsuzluk içinde Aydndril 'e giden Richard Kahlan' ın idam edildiğini öğrenince deliye dönüyor. Fakat yine de Kahlan'ın öldüğüne inanmıyor. Aslında kitabın sonunda Kahlan'ın öldü mü yoksa hayatta mı cevabı var ama bunu söylemeyeceğim. Okumak isteyen az merakta kalsın ama şunu deyim Kahlan gerçekten idam ediliyor...
736 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı okumak, oldukça uzun bir filmi izlerken hiçbir rahatsızlık hissetmemek gibi. Sayfa uzunluğuna rağmen, bunun bitmeyen tasvirlerle değil de olan olaylarla gerçekleşmesi muazzam.
Kitap zaman zaman paragraflar arasında ileri geri alıyor zamanı. İlk denk geldiğimde beni şaşırtsa da her nasıl konuştuğumuz, dertleştiğimiz bir insan anılarını bir öteden, bir beriden anlatırsa öyle anlatıyor kitap da. Bu da kitabı oluşturan samimi anlatımın sürekliliğini sağlıyor. Bir yandan savaşın yıkımını görürken, bir yandan bulunduğu toplumda ayakta kalmaya çalışan insanları görüyoruz.
432 syf.
·6/10
#yorum
Ben baya bir eziyet çektim kitabı bitirirken çünkü çok fazla karakter olduğu için çok fazla da hayat vardı ve bulmaca kıvamında olması diyebilirim. Tabii ki psikolojimi de es geçemem çünkü son zamanlarda kitap okumakta zorlanıyorum. Diğer okuyan arkadaşlar çok beğendikleri için ben çok olumsuz yorum yapıp okumak isteyenleri etkilemek istemiyorum ama sadece bu kargaşa bana göre değildi diyorum.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 478 okur okudu.
  • 37 okur okuyor.
  • 499 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.