1960'lı yılların başında Sivas'tan İstanbul-Bahçelievler semtine göç eden bir ailenin en küçük çocuğudur. Siyavuşpaşa İlkokulu'nda okuduktan sonra yazıldığı Bağcılar Ortaokulu'nu 2. sınıfta bırakarak, küçük bir tekstil atölyesinde çalışmaya başladı. Aynı dönemlerde TİKB (Türkiye İhtilalci Komünistler Birliği) ile ilişki kurdu. 1991 yılının Ekim ayında yazılama yaptığı gerekçesiyle polis tarafından kolundan vuruldu, tedavi edilmeden tutuklanarak Sağmacılar Cezaevi'ne gönderildi, bir süre sonra tahliye oldu.
Hücre tipi cezaevlerine karşı 1996 yılında gerçekleştirilen Ölüm Orucu (ÖO) ve Süresiz Açlık Grevi (SAG) Direnişi'ne destek vermek için katıldığı bir korsan gösteride gözaltına alınarak günlerce işkence gördükten sonra yeniden tutuklandı ve "tabutluk" olarak tabir edilen Eskişehir Cezaevi'ne gönderildi. '96 SAG-ÖO Direnişi'nin kazanımla sonuçlanması ve Eskişehir Cezaevi'nin kapatılması üzerine diğer siyasi tutuklularla birlikte Ümraniye Cezaevi'ne getirildi. Bu dönemde "örgüt üyeliği" gerekçesiyle 12 yıl 6 ay ceza aldı. Tutukluluğunun dördüncü yılında bu kez 19 Aralık 2000 "Hayata Dönüş" Operasyonu'yla Kartal Özel Tip Kapalı Cezaevi'ne sevk edildi. Burada 14 Mayıs 2001 tarihinde F tipi cezaevlerine karşı başlatılan Ölüm Orucu Direnişi'ne katıldı. Kısa bir süre sonra, Sağmalcılar Cezaevi Hastanesi'ne getirildi. 20 Aralık 2001 tarihinde, eyleminin 222. gününde bilinci yitirene dek burada kaldı. Aynı gün tahliye kararı çıkan Lale Çolak, Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı, 18 gün sonra, 8 Ocak 2002'de yaşamını yitirdi.
Şimdi bize bu yaşama kölece boyun eğin deniyor. Hiç eğmedik ki boynumuzu, alnımıza soysuzlaşmanın kara lekesini hiç sürmedik ki, ihanetin dehlizlerine düşürmedik ki onurumuzu hiç. Onun için böylesine bir direniş başlattık. Bedeller ödenmeden hiçbir şey kazanılmıyor. Hem de ağır bedeller. Biz o bedeli daha en başından taşıyoruz cebimizde. Yoksa öyle adımıza kara çalındığı gibi ölme sevdalısı değiliz. Yaşamı ölesiye seviyoruz, o kadar.
Havalandırma kutu gibi. Duvarları çok yüksek ve üstü tellerle kaplı. Bir avuç gökyüzü yani. Sabahları martıların çığlık çığlığa sesleriyle uyanıyoruz. Biliyorsun buraya deniz yakın.