Elveda Selanik -
Kalbimde Yer Eden Bir Veda Hikâyesi
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda bile sesleri kulağınızda çınlar, kokuları burnunuzda kalır. Leon Sciaky’nin Elveda Selanik isimli kitabı da benim için tam olarak öyle bir kitap oldu. Okurken bir tarih kitabı gibi değil, bir anı defteri karıştırıyormuşum gibi hissettim.
Leon Sciaky, çocukluğunun geçtiği o çokkültürlü, çok sesli Selanik’i anlatırken öyle sıcak, öyle içten bir dil kullanmış ki… Satırların arasından o dönemin Yahudi, Türk, Rum ve diğer halklarının birlikte yaşadığı sokakların sesleri geliyor. Fırından yeni çıkmış simit kokusu, daracık sokaklarda yankılanan çocuk sesleri, aile içindeki küçük mutluluklar ve kırgınlıklar… Hepsi gözümün önünde canlandı.
Ama her güzel şeyin bir sonu vardır ya… Kitap ilerledikçe o renkli dünyanın yavaş yavaş nasıl gölgelerle kaplandığını, savaşın ve politik değişimlerin o sıcak mahalle havasını nasıl soğuttuğunu hissettim. Özellikle Sciaky’nin çocuk gözünden anlattığı ayrılıklar, huzursuzluklar ve Selanik’e veda edişi beni oldukça duygulandırdı. Belki de herkesin içinde böyle bir “elveda” vardır: Bir şehre, bir insana, bir zamana…
Bu kitap sadece bir hatırat değil, bana göre kaybolmuş bir dünyanın kalp atışı gibi. Samimi, içten, gösterişsiz ama bir o kadar da derin. Sayfaları çevirdikçe tarihten bir yaprak değil, gerçek bir hayat kesiti okuduğunuzu hissediyorsunuz.
Eğer kalbinizin kenarında nostaljiye ve insan hikâyelerine karşı bir yer varsa, Elveda Selanik o yeri mutlaka dolduracak. Bitirdiğimde içimde hem bir burukluk hem de tarifsiz bir sıcaklık kaldı.