Lisa Halliday

Lisa Halliday

Yazar
6.6/10
8 Kişi
·
19
Okunma
·
0
Beğeni
·
42
Gösterim
Adı:
Lisa Halliday
Unvan:
Yazar
Doğum:
Medfield, Massachusetts, ABD, 1977
1977 yılında Medfield, Massachusetts’te doğdu. Bir süre yayıncılık sektöründe çalıştı. 2018 yılında ilk romanı ‘Asimetri’yi yayımladı. Halen Milano’da yaşayan Halliday, The New York Times’ın 2018’in en iyi kitapları listesine giren bu ilk romanıyla Whiting Ödülü’nü kazanmıştı.

DİNGİNLİK VE ÇILGINLIK
İlk bölüm ‘Budalalık’ta 2000’li yıllarda, New York’tayız. Arka planda Bush’un kazandığı başkanlık seçimi ve ABD’nin Irak işgali gündemi meşgul ederken ön planda Alice ve Ezra arasında yavaş yavaş gelişen bir ilişki var. Ancak eşitsiz, asimetrik bir ilişki bu -tıpkı savaş gibi. Zira Erkek -yani Ezra- 70 yaşına gelmiş, kazandığı ödüllerle kendini bütün dünyaya kanıtlamış, maddi açıdan güçlü bir adam. Alice bir yayınevinde editör yardımcısı olan, bir yandan da kendi romanını yazmaya çalışan ve geçimini zorlukla sürdüren 25 yaşında bir kız. Her ikisi de bu ilişkinin dengesizliğinin farkında: “Alice bir an için başkalarının gördüğünü tahmin ettiği şeyi gördü: bir ayağı çukurda yaşlı bir adamla zaman harcayan sağlıklı bir genç kadın. Yoksa insanlar sandığından daha anlayışlı mıydı? Onunla her şeyin daha ilginç olduğunu, bu dünyanın Alice’in cesareti ve adanmışlığı gibi niteliklere daha fazla ihtiyaç duyduğunu anlarlar mıydı?”

Mesleki yakınlıklarının, karşılıklı ihtiyaçlarının ve beklentilerinin yardımıyla ilişki kendi mecrasında usul usul akmaya başlar. Bir süre sonra Alice, sağlık sorunları ve ölüm endişeleri yaşayan Ezra’nın hayatının önemli bir parçası olacak, Ezra ise Alice’in gelecekte daha iyi bir yere gelmesini sağlayacak maddi katkılarda bulunacaktır. Ama ilişkilerinin merkezinde duran sanattır: Müzik ve edebiyat. Nobel adayı Ezra yeni ve büyük bir eser için çabalarken Alice yazmaya değer bir şeyler bulmak peşindedir.

‘Çılgınlık’ isimli ikinci bölümde sahne başka bir coğrafyada açılır. Bu kez Londra’nın Heathrow Havaalanında’yız. Yıl 2008. Başrol oyuncusu da farklı. Bu hikâyeyi Jaafari anlatacak. Hem ABD hem Irak pasaportlu bir adam. Kuzey Irak’ta yaşayan kardeşini ziyarete giderken aktarma yapmak için indiği Heathrow’da sorguya tabi tutuluyor. İşte bu süreç içerisinde Jaafari’nin anımsamaları yoluyla Bağdat’a, karanlık ve keder dolu hikâyelere açılıyor roman. Jaafari’nin anlatttıkları ya da hayatıyla Alice-Ezra ilişkisinin nasıl bir noktada kesişeceğini bekleyebilirsiniz. Ancak bireysel ya da fiziksel düzeyde bir kesişme olmayacak, kesişme daha derin bir yerlerde...
Söz konusu kesişmenin sırrının anahtarı üçüncü bölümde yatıyor. ‘Ezra Blazer’ın Desert Island Discs Programı Kaydı’ adlı bu bölümde takvimler 2011 yılını gösteriyor. Artık Nobel sahibi bir yazar olan Ezra’nın hayatı, edebiyatı, müzik tutkusu üzerine yapılan söyleşinin bant kaydını çözdüğünüzde ilk iki bölümde anlatılan hikâyeler yerlerine oturacak ve bütünlük kazanacak...
İnsanlar öldürür. Onlara ait olmayan şeyleri alır ve ait olanları ne kadar küçük olsa da sonuna dek savunurlar. Sözcükler işe yaramayınca şiddete başvururlar ama kimi zaman sözcüklerin işe yaramamasının nedeni, bütün kartları ellerinde tutanların kimseyi dinlememesidir.
Peki, iyi bir adam, çok çalışkan, cömert ve barışçıl bir adam akşamüstü saat 5'te Süleymaniye'deki evinden çıkıp çocuğunu piyano dersine götürürken bin Amerikan doları kazanmanın daha iyi bir yolunu bulamayan adamlar tarafından silah zoruyla kaçırılıyorsa kabahat kimdedir?
Belki övgüler özgüveninizi artırıyordur ama özgüveniniz övgülere ihtiyaç duymadan da ayakta kalabilmeli. Son kitabınız hakkındaki eleştiri yazısı, on sekiz aydır yazmaya çalıştığınız kitap konusunda size yardımcı olmaz. Kitap eleştirileri okurlar içindir, yazarlar için değil.
..üniversiteye hazırlanmak için çok sıkı çalıştıktan sonra bu yeni öğrenim eğrisi bana fazla yavaş geliyordu. Muazzam ve etkileyici bir başarı kazanmış olmaktan çok, merdivenden inerken basamakların bittiğini anlayamamış gibi hissediyordum kendimi; ayağımın altında birden beklenmedik bir düzlük ve onun sarsıntısı belirmişti sanki.
Babamın sevdiği bir komedyenin şöyle bir esprisi var: Çocukken herkese komedyen olmak istediğimi söylerdim ve bana gülerlerdi. Ama artık gülmüyorlar.
Rotblat 1939,da Liverpool,da fizik okumayı kabul ettikten sonra geliri yeterli olmadığı için karısını polanya,da bırakmak zorunda kaldığını anlattı sonraki yaz küçük bir zam aldıktan sonra onu almak için Varşova,ya gitmişti ama tola apandist ameliyatı olduğundan seyhat edecek durumda degildi böylece Rotblat tek başına ingiltereye dönmüş ve karısını iyileşir iyileşmez yanına gelmesini beklemeye başlamıştı am ingiltereye dönüşünden iki gün sonra Almanya polanyayı işgal etmiş ve karısıyla bütün iletişimi kesilmişti aylar sonra Kızıl haç yardımıyla ona ulaşmış ve danimarka,daki bir arkadaşı aracılığıyla onu ülkeden çıkarmaya çalışmıştı sonra Almanya Danimarka,yı işgal etmişti bunu üzerine Belçika,daki arkadaşlarıyla temasa geçmiş ama Belçika,da işgal edilmiş İtalya,yı denemiş ama tola,nın yola çıktığı gün Mussoloni ingiltere,ye savaş açmış ve karısı sınırdan geri çevrilmişti Rotblat bir daha onda haber alamamıştı
Lisa Halliday
Sayfa 178 - Domingo
272 syf.
·5 günde·7/10
Değişik bir kitap... Yeri geliyor anlamsız kelimelerle dolu, yeri geliyor müthiş kelimeler bunlar hissi veriyor... İki hikayeden ilkini çok hazmedemedim ve fazla anlayamadım... İkinci hikaye ise Irak Amerika savaşı arasında kalmış bir vücudun nelerden yoksun kaldığını anlatmakta... Bestseller olduğu için almıştım. İlginç bir kitap...
272 syf.
·9 günde·Beğendi·5/10
Lisa Holliday’in Domingo yayınlarından çıkan Asimetri kitabı gerek Domingo yayınlarının yayımladığı kitapların kalitesi, gerekse aldığı ödüller ve 2019’a dair birçok okunması gereken kitaplar listesinde yer almasıyla bende beklentiyi oldukça yükseltmişti. 2 farklı hikâye ve bir röportaj dizisinden oluşan kitapta yazar kitabın adının hakkını oldukça iyi veriyor. Gençlik-yaşlılık, Doğu-Batı, beklentiler-gerçekleşenler arasındaki asimetriyi oldukça iyi yakalamış. Fakat diğer taraftan birbirleriyle bağlantısı olmayan 2 hikâye ve ilk hikâyede yer alan ana karakterlerden birisinin ilk hikâye ile bağdaşmayan röportaj dizisi kitabın sonunda “eee ne oldu şimdi?” sorusunu uyandırdı bende. İlk hikâye bence ikinciye göre oldukça vasat kalmış durumda.
Sonuç olarak baktığımızda, çok daha iyi şekilde hikâye kurgusu yaratılmış bir kitap beklerken, kurgu konusunda oldukça vasat bir kitap ile karşı karşıya kalmış durumdayız. Bu sene içerisinde okuduğum kitaplar arasında en vasat kitaplardan birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Lisa Halliday
Unvan:
Yazar
Doğum:
Medfield, Massachusetts, ABD, 1977
1977 yılında Medfield, Massachusetts’te doğdu. Bir süre yayıncılık sektöründe çalıştı. 2018 yılında ilk romanı ‘Asimetri’yi yayımladı. Halen Milano’da yaşayan Halliday, The New York Times’ın 2018’in en iyi kitapları listesine giren bu ilk romanıyla Whiting Ödülü’nü kazanmıştı.

DİNGİNLİK VE ÇILGINLIK
İlk bölüm ‘Budalalık’ta 2000’li yıllarda, New York’tayız. Arka planda Bush’un kazandığı başkanlık seçimi ve ABD’nin Irak işgali gündemi meşgul ederken ön planda Alice ve Ezra arasında yavaş yavaş gelişen bir ilişki var. Ancak eşitsiz, asimetrik bir ilişki bu -tıpkı savaş gibi. Zira Erkek -yani Ezra- 70 yaşına gelmiş, kazandığı ödüllerle kendini bütün dünyaya kanıtlamış, maddi açıdan güçlü bir adam. Alice bir yayınevinde editör yardımcısı olan, bir yandan da kendi romanını yazmaya çalışan ve geçimini zorlukla sürdüren 25 yaşında bir kız. Her ikisi de bu ilişkinin dengesizliğinin farkında: “Alice bir an için başkalarının gördüğünü tahmin ettiği şeyi gördü: bir ayağı çukurda yaşlı bir adamla zaman harcayan sağlıklı bir genç kadın. Yoksa insanlar sandığından daha anlayışlı mıydı? Onunla her şeyin daha ilginç olduğunu, bu dünyanın Alice’in cesareti ve adanmışlığı gibi niteliklere daha fazla ihtiyaç duyduğunu anlarlar mıydı?”

Mesleki yakınlıklarının, karşılıklı ihtiyaçlarının ve beklentilerinin yardımıyla ilişki kendi mecrasında usul usul akmaya başlar. Bir süre sonra Alice, sağlık sorunları ve ölüm endişeleri yaşayan Ezra’nın hayatının önemli bir parçası olacak, Ezra ise Alice’in gelecekte daha iyi bir yere gelmesini sağlayacak maddi katkılarda bulunacaktır. Ama ilişkilerinin merkezinde duran sanattır: Müzik ve edebiyat. Nobel adayı Ezra yeni ve büyük bir eser için çabalarken Alice yazmaya değer bir şeyler bulmak peşindedir.

‘Çılgınlık’ isimli ikinci bölümde sahne başka bir coğrafyada açılır. Bu kez Londra’nın Heathrow Havaalanında’yız. Yıl 2008. Başrol oyuncusu da farklı. Bu hikâyeyi Jaafari anlatacak. Hem ABD hem Irak pasaportlu bir adam. Kuzey Irak’ta yaşayan kardeşini ziyarete giderken aktarma yapmak için indiği Heathrow’da sorguya tabi tutuluyor. İşte bu süreç içerisinde Jaafari’nin anımsamaları yoluyla Bağdat’a, karanlık ve keder dolu hikâyelere açılıyor roman. Jaafari’nin anlatttıkları ya da hayatıyla Alice-Ezra ilişkisinin nasıl bir noktada kesişeceğini bekleyebilirsiniz. Ancak bireysel ya da fiziksel düzeyde bir kesişme olmayacak, kesişme daha derin bir yerlerde...
Söz konusu kesişmenin sırrının anahtarı üçüncü bölümde yatıyor. ‘Ezra Blazer’ın Desert Island Discs Programı Kaydı’ adlı bu bölümde takvimler 2011 yılını gösteriyor. Artık Nobel sahibi bir yazar olan Ezra’nın hayatı, edebiyatı, müzik tutkusu üzerine yapılan söyleşinin bant kaydını çözdüğünüzde ilk iki bölümde anlatılan hikâyeler yerlerine oturacak ve bütünlük kazanacak...

Yazar istatistikleri

  • 19 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 32 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.