M. Osman Dostel

M. Osman Dostel

Çevirmen
8.8/10
4 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
6
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
219 syf.
·Beğendi·9/10
“Bu denemenin konusu irade özgürlüğü değil, sivil veya toplumsal özgürlüktür” diye başlar söze Mill. Daha sonra detaylı bir şekilde bu cümlenin ne anlama geldiğini, toplumsal özgürlüğün değişkenlerinin davranış biçimlerini tek tek anlatır. Ütopik bir kurgusu yoktur Mill’in. Bir tarafta toplumun kendisi, onu oluşturan “bireyler” diğer tarafta da hükümet yakası vardır. Bu ikisinin görevlerini, düşünme özgürlüğü çerçevesinde, yaşadığı yılın çok çok ötesindeki “özgürlük” anlayışıyla işler. Bu kitabı okurken özellikle toplumun birey üzerindeki baskılarının ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Mill’e göre toplumsal yapı homojen değil, heterojen olmalıdır; bu heterojen yapı aslında düşünce farklılıklarının olağan olmasından kaynaklanmaktadır. “Hiçbir zaman kendilerini kendilerinden farklı düşünenlerin zihinsel durumlarına koymamışlar, böyle kimselerin neler söyleyebilecekleri üzerine kafa yormamışlardır.” Mill düşünce özgünlüğü üzerine bunları ifade ederken homojen düşünme biçimini eleştirmiştir. Diğer yandan, Mill, toplumsal özgürlüğün önündeki en büyük engelin toplumun genelinin herhangi bir konuda bir kanıya varmış olmasında arar. Ona göre tartışmak toplum üyelerinin vazgeçilmezi olmalıdır. Günümüzdeki tartışmalar gibi fikir aşılama ya da savunulan fikirden vazgeçmeden, fikrine tamamen bağımlı bir tartışmacı gibi değil, bir şeyler öğrenebilme güdüsüyle, açık fikirlilikle tartışılması gerektiğini vurgular. Mill’e göre hakikat böyle elde edilebilir: “Hakikat, hayatın bütün pratik işlerinde, zıtları bağdaştırma ve yaklaştırma meselesidir.” Ve cümlenin devamında acınası bir gerçeği gözler önüne serer: “Bu ayarlamayı dürüstlükle yapabilecek kadar geniş ve tarafsız bir zihin pek az kimsede vardır.” Gerçekten de böyle mi?

Bu kitabı alırken pişman olmuştum, elbette araştırmadan, kitapla ilgili birkaç yorumu okuyarak satın aldım kitabı. Pişmanlığımın nedeni kitabın tamamen siyasi bir bakış açısıyla yazılmış olduğunu zannetmekti. Yani önyargıydı. Şunu söyleyebilirim ki toplumun içinde yer alan bireyi, bireyin içinde bulunduğu toplumu, toplum için görevlendirilen hükümeti, tüm bunları, düşünceyi ama sadece düşünceyi ön plana alarak bir başyapıt ortaya koyan John Sturart Mill’in bu kitabını okuduğum için kendimi toplumun nadide bir bireyi hissetmem kaçınılmaz oldu :)