Mark Mustian

Jandarma yazarı
Yazar
7.5/10
0 Kişi
9
Okunma
0
Beğeni
641
Görüntülenme

Hakkında

Tam adı:
Mark T. Mustian
Ünvan:
Yazar

Okurlar

9 okur okudu.
4 okur okuyacak.

Okur demografisi

Kadın% 0.0
Erkek% 0.0
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Birinin dokunuşuyla, oynumda bir çırpınmayla, göğsüme bir sürtünmeyle, kasıklarımda muzip ?ir hareketle uyanıyorum. Oturuyorum, etrafımdaki karanlığa bakıyorum, kişiye, yere, zamana odaklanmaya çalışıyorum. Tütsü ve ?almumu kokusu alıyorum. Önümdeki kadın geri çekiliyor, gülümsüyor, çiçek gibii kıvrılmış dudaklarından kahkahalar yükseliyor. Yatağın ucuna tünemiş. İnce çarşafların altında saman kokusu hissederek kıpırdanıyorum. Tanıma duygusu yavaş yavaş geliyor. "Onu rüyanda mı görüyordun?" diye sordu sis, ayak ?aşparmağımı dürterek. "Gerçekten de... tahrik olmuş gitisin." Tekrar gülüyor, tiz, kamış benzeri bir sesle. "Saat kaç?" Omuzlarını silkiyor, vücudunu ustaca hareket ettiriyor. "Günaydın." Duvarlardaki çatlaklardan ve arkadaki pencereden güneş ışınları içeri sızıyor. "Uyuyamadım." Dizlerimi göğsüme çekip ellerimle yüzümü siliyorum. "Demek beni rahatsız etmeye geldin." Kararmış alt dişlerini göstererek gülümsüyor. "Evet." "Söyle bana," diyorum, sesim keskinleşerek, hatırlayarak. "Buraya nasıl geldin?" Saksağan gülüşüyle gülüyor. "Ah, ne yolculuktu. Mısır'da doğdum, ?u yüzden adım." Tekrar gülümsüyor ve küçük ?bir reverans yapıyor. “Babam ordudaydı. Sekiz yaşındayken İskenderiye'de bir kafede çıkan kavgada öldürüldü. Annem iş bulmak zorunda kaldı ama hiç bir becerisi yoktu. Zavallı kadın elinden gelen her şeyi yaptı; insanların evlerini temizliyor, yakacak odun satıyor, hatta kendi se?zelerini yetiştiriyordu. Bir süre sonra evimize gelen birkaç adam ettim. Ne istediklerini, neden annemle arka odaya kay?olduklarını, neden inlemelerin, küfürlerin ve hareketlerin olduğunu anlamadım. Ama kısa sürede öğrendim.
Sayfa 175
Edebiyat & Roman
Bisiklet orada, siyah gidonunda siyah kaskla. Tuvalete gitmem gerektiğini bahane ettikten sonra yan kapıdan çıktım, döndüm ve binanın arka yolundan hızla geçtim. Orada -çöp konteyneri ile ahır şeklindeki kulübe arasında- kaskı taktım, seleye oturdum, baş döndürücü ? bir adım attım ve zincirin direncine karşı homurdanarak yola koyuldum. Bunca yıl bisiklete ?inmeme rağmen dengesizim. Artık yaşlı bir adamım. Sedir ağaçlarının ve mersin ağaçlarının yanından yavaşça geçip hızlandım, otoparka girdim, dışarı çıktım ve uzaklaştım. Özgürdüm. Çıkışımda kimse ağırmıyor, korna çalmıyor veya bağırmıyor. Graham Caddesi'ndeki kaldırıma, kasabaya doğru, bacaklarım hızla hareket ediyor, nefesim şimdiden daralmış halde çıkıyorum. Bir an için merkezindeki sahneyi, aramayı, farkına varmayı, Royce'un telefonda olmasını, Hemşire Claire'in kaşlarını çatmasını hayal ediyorum. Kaçış düşüncesiyle kırılan ?bir sevinçle karnım suçluluk duygusuyla sarılıyor. Ben Steve Mc?ueen'im - hayır, adını unuttuğum iri adam. Ben Amerika'yım. Daha hızlı pedallıyorum, hava yüzümü kamçılıyor, Barton Caddesi'nden ve parlak kaplamalı evlerinden aşağı, Full A?undance Christian Center Full Gospel Kilisesi'nin yanından, okulun yanından, bisikletin mineral turuncusu lekeli kaldırım bloklarına çarpmasıyla Jackson Caddesi'nin kala?alığına çıkıyorum. Hâlâ kimse Beni takip etmiyor, ne polis arabası ne de minibüs. Trafiğe bakıyorum. Ter, çenemden çeşme gbii damlıyor.
Sayfa 305
Edebiyat & Roman
Reklam
Reklam