Mélinée Manouchian, asıl adıyla Meline Asaduryan, 1913'te İstanbul'da doğdu. I. Dünya Savaşı sırasında babasını yitiren Meline, çocukluk yıllarını ablası Armen'le birlikte Adapazarı ve Yunanistan'daki yetimhanelerde geçirdi. İki kardeş 1926 yılında Marsilya'ya, oradan da Paris'e göç etti. 1935'te Misak Manuşyan ile tanışan Meline bir süre Ermenistan'a Yardım Komitesi'nde çalıştı. II. Dünya Savaşı başlayınca Misak Manuşyan'la beraber Direniş'e katıldı. FTP-MOI'nin eylem raporlarının kaleme alınması, bildiriler hazırlanması ve dağıtılması gibi işlerle görevlendirildi. Misak'ın tutuklanmasından sonra "Jacqueline Albertini" takma adıyla Direniş saflarında kalmayı sürdürdü. Savaş sona erince Ermenistan'a yerleşti ve öğretmenlik yaptı. 17 yıl sonra tekrar Fransa'ya döndü. Hiç evlenmedi. Fransa'nın özgürlük mücadelesine sunduğu katkılar, François Mitterand tarafından verilen Légion d'honneur nişanıyla ödüllendirildi. Fransız vatandaşlığına alındığında 74 yaşındaydı. İki yıl sonra, 1989'da, Paris'te öldü, Ivry Mezarlığı'na, Misak Manuşyan'ın yanına gömüldü.
Tartışmalar basında devam ediyordu. Film bir süre de 10 dakikaya yakın kısmı sansürlenerek oynatıldı. 1989’da üç önde gelen tarihçi Stephane Courtois, Denis Peschanski ve Adam Rayski direniş ve Fransız polisi arşivlerini inceleyerek filmde Fransız Komünist Partisi’ne yöneltilen suçlamaların geçersiz olduğu kanısına vardı. Heyet, Manuşyan’a ihanet eden ismin idamdan kurtulmak isteyen Joseph Dawidowitz olduğuna karar verdi. Fransa’nın sosyalist Cumhurbaşkanı Mitterand’ın kişisel kotasını kullanarak Meline Manuşyan’a Legion d’Honneur vermesi, Fransız Komünist Partisi’nin efsanevi ismi George Marchais’nin 1989’da Göçmen İşçiler Örgütü adına yapılan bir anıtın açılışına Meline’yi davet edip samimi görüntüler vermesi hâlâ mahcubiyetin ifadesi olarak yorumlanıyor.