Yazar: 1977 doğumlu Progressive İslam'cı Amerikan yazar ve gazeteci. Yazıları Amerikan müslüman gençlik arasında popülerliği yakalamıştır. The San Francisco Chronicle'a göre Barack Obama'nın amerikasının en zorunlu, yetkin ve umut vadeden yazarlarından biri. Yine The Guardian, ona "İslam edebiyatının Hunter S. Thompson'ı" yakıştırmasını yapıyor. Amerikan müslüman topluluğu arasında, gösterişli bir kültürel provokatör olarak ünlenmiştir.
"Tüzeci mistiğe karşı" ikiliği her zaman çok ciddi bir ayrım olmuyor, özellikle de en üst kademe devrimci tüzeci-mistik Ayetullah Humeyni'nin şiirlerindeki Mansur'a yapılan atıfları göz önünde bulundurursanız:"Kendi varlığımı unutup "Ben Hakk'ım" diyorum, ve Hallac-ı Mansur gibi idama gönüllü oluyorum.". Mansur'u yasaya karşı gelen ruh kahramanı olarak gördüğümde bunun örtülü bir Hristiyan düşüncesi olabileceğinin farkındayım; kendim gördüğümden Mansur'u yanlış okuyor olabilirim. Beyazlık, Batılı-lık ve Katolik olarak yetiştirilme geçmişim büyük bir sıkıntı yaratıyor olabilir. Louis Massignon'a göre Mansur'un esrik gnosis ve çarmıha gerilmesi sayesinde İslam'ın en gizli gerçeği gözler önüne serilir oldu -İslam'ın özünde bulunan, yine de ortodoks Müslümanlar tarafından korkulan, tiksinilen ve umarsızca reddedilen gerçek Hakk-, yani mistik bir Hristiyan deneyimi. Massignon İslam'dan bahsederken, diye yazıyor Edward Said, Hazreti Muhammed "ekarte edilip Hallac-ı Mansur öne çıktı, çünkü o kendini bir İsa-figürü olarak görüyordu.". Mansur'un tutkusu Avrupalı Hristiyanlar'ın İslam'a kendi spiritüel evrenlerini İslam'ın içsel anlamı olarak sunma şansını verdi -gerçek Müslümanlar bu içsel anlamı bilse de bilmese de. Normalde geleneklerin içiçe geçirilmesinden yakınacak biri değilimdir, ama kolonicilik yine de göz önünde tutulmalı.