Geri Bildirim
Milena Busquets

Milena Busquets

6.7/10
13 Kişi
·
26
Okunma
·
1
Beğeni
·
771
Gösterim
Adı:
Milena Busquets
Unvan:
gazeteci yazar
Doğum:
Barselona, 1972
Milena Busquets She Lisesi Français de Barcelone katıldı ve University College London Arkeoloji Enstitüsü'nden Arkeoloji Bölümü'nden mezun elde 1972'de Barselona'da doğdu. O Editorial Lumen, ailesi 1960'ların başında kurmuştu ve o kırk yıl sonra Random House satıldı yayınevinin uzun yıllar çalıştı. Daha sonra, kendi yayınevini kurdu ilk romanı yazdı, bir dedikodu dergisi için bir moda markası için PR çalıştı ve şu anda bir gazeteci olarak ve bir çevirmen olarak çalışıyor.
Biri varmış bir yokmuş, çok uzak diyarlarda, mesela Çin'de yaşayan güçlü mü güçlü, zeki mi zeki, şefkatli mi şefkatli bir imparator varmış. Bir gün imparatorluğundaki tüm bilginleri, tüm filozofları, tüm matematikçileri, tüm bilim insanlarını ve şairleri toplamış ve onlara, "Her zaman her durumda geçerli olabilecek kısa bir cümle istiyorum," demiş. Bilginler kendi köşelerine çekilip aylar ve aylar boyu düşünmüşler. Sonunda imparatorun yanına gitmişler. "Artık bir cümlemiz var," demişler. "Cümlemiz şu: 'Bu da geçecek.'"
Milena Busquets
Sayfa 188 - Domingo
Ne kocaman bir sevgiydi bu ne de yetersiz. Beni seviyordun işte, o kadar.
Heyacanlanmış rolü yapmak gerçekten zordur ve insan, dilekleriyle umutlarını kaybettiği ölçüde heyecanlanma yetisini de kaybeder. Sonrasındaysa o çocuksu heyecan yerini basit bir arzuya bırakır.
Milena Busquets
Sayfa 18 - Domingo
İçimizde tuttuğumuz şeyler her zaman gün ışığına çıkıyor. Nihayetinde ne isek o oluyoruz her zaman, güzellik ve gençlik sadece geçici kamuflaj görevi görüyor.
Milena Busquets
Sayfa 76 - Domingo
"Neşeli olmak bir zarafet biçimidir," diyordum, "neşeli ve mutlu bir yaşam sürmek gerçekten zor bir şey."
Milena Busquets
Sayfa 50 - Domingo
Bildiğim kadarıyla, insanda akşamdan kalma etkisi yaratmayan ve anlık da olsa ölümü -ve hayatı- unutturan tek şey seks. Ani tesiri her şeyi un ufak ediyor. Sadece birkaç dakikalığına ya da biraz daha fazla; o da sonrasında uyursanız.
Önce babasını sonra ise annesini kaybetmiş, kocasından boşanmış kırk yaşında kadının yaşamla ölüm arasına çizgi koyarak, ölüm tarafından onun gözüyle yaşam tarzımıza, rutin işlemlerimize, hal ve hareketlermize bakışı kaleme alınmış. Dul ispanyol kadının erkeklerle ilişkisi, iletişimi ve bu iletişimin "aşk" dedikleri içgüdüsel ve şehvani duygular üzerinden belli bir prizmadan sade dille anlatımına şahit oluyoruz. Ana karakter Blanca'nın, annesinin ölümünden sonra hayata "annesi gibi" tutunma isteği de açık şekilde hissediliyor.

Okurken büyük ölçüde sıkıldım; iyi başladı, kötü devam etti, iyi bitti.

Spoiler demeyelim, vakit değerli olduğundan bu kitabı, okuyacaklar listenizin sonuna ekleyin. Umarım okurlar buradan 'okumayın' anlamı çıkarmazlar.
"Canım"diyor,yerinden kıpırdamadan,"sadece sevgi değil,gözlem de bir şeyleri,seyahat ettiğimiz şehirleri,yaşadığımız hikayeleri,ilişki içinde olduğumuz insanları,kısacası her şeyi bize ait kılar.
İster kayıtsızca yaşamış ol,ister pür dikkat kesilerek, yine de yaşadığın her şey senindir.
ONLARA DİLEDİĞİNCE SIĞINABİLİRSİN."
Yaşarken anneye itiraf edilememiş pek çok duygu vardır. Pek çok söz kalır içinizde, o gittiğinde hepsi teker teker gösterir kendisini. Oysa beyniniz kalbiniz onları gizli tutmak için ne çok çaba harcamıştır.. Ölüm bütün perdeleri bir sihir gibi ortadan kaldıran tek unsur.. Değişik bir paradoks gerçekten..
Kırklı yaşlarını yaşamakta olan Blanca'nın hikayesi de annesinin cenazesinde başlıyor. Blanca, tıpkı hepimiz gibi, -her ne kadar arada anlaşmazlıklar çıksa da- annesinin sonsuza kadar yaşayacağına, daima kendisinin başında olacağına inanıyordu. Hasta olan annesinin ölümü esasında beklenen bir son olmasına rağmen Blanca bunu hep reddettiği için ölüm beklenenden daha yakıcı oldu onun adına.
Yaşınız kaç olursa olsun, ister evlenip çoluk çocuğa karışmış olun isterseniz bir holdingin ceo su olun her zaman annenize ihtiyaç duyarsınız. Bu romanın ana fikri bu bence. Hayat okyanusunda bir gemi iseniz anneniz yeri gelir yol gösterici dümeniniz, yeri gelir alabora olmanızı engelleyen bir çapa olur. O nedenle annenizin yok olması bir anlamda sizin büyüdüğünüzün büyümek zorunda olduğunuzun ilk, kesin ve tek işaretidir.
Domingo yine harika bir kitap yayımlamış bence. Başarılı bir yazar, dokunaklı samimi gerçek bir roman.
Mutlaka okuyun derim, su gibi akıyor zaten...
Keyifli okumalar...
Kitabı okurken her kelimesinde kendimi özdeşleştirdim. Sıkıcı değildi. Yazarın akışkan bir dili vardı. Annesiz kalan bir insanın ruh halini güzel anlattığını düşünüyorum. Kitabı okurken en çok aklımda kalan şey ise 'Bu da geçecek' sözü oldu.
Bir yazarı eleştirmek için yeterli olduğumu düşünmesem de kitapta olaylar ve konu gereksiz uzadığını söylemeden edemedim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Milena Busquets
Unvan:
gazeteci yazar
Doğum:
Barselona, 1972
Milena Busquets She Lisesi Français de Barcelone katıldı ve University College London Arkeoloji Enstitüsü'nden Arkeoloji Bölümü'nden mezun elde 1972'de Barselona'da doğdu. O Editorial Lumen, ailesi 1960'ların başında kurmuştu ve o kırk yıl sonra Random House satıldı yayınevinin uzun yıllar çalıştı. Daha sonra, kendi yayınevini kurdu ilk romanı yazdı, bir dedikodu dergisi için bir moda markası için PR çalıştı ve şu anda bir gazeteci olarak ve bir çevirmen olarak çalışıyor.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 26 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 16 okur okuyacak.