Mine Madenoğlu

Mine Madenoğlu

Çevirmen
8.1/10
657 Kişi
·
1.974
Okunma
·
4
Beğeni
·
616
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
280 syf.
·15 günde·Beğendi·9/10
Seninle başlamadı

Eğer bu kitabı okumaya başlarsanız eminimki içinde kendinizden bir parçayı muhakkak bulursunuz. Yazarın mesleki tecrübesinden mi kaynaklı yoksa çok sağlam bir araştırma sonucu yazılmış bir kitap olduğundan mı bilemiyorum ama ben inanıyorum ki okuyan her kişinin "bunu benim için yazmış olmalı" dediği en az bir bölüm veya örnek olacaktır.
Öncelikle ben bu kitabı geçmişimizin yani atalarımızın bizlere bıraktığı kalıtsal mirasın bizdeki etkilerini merak ettiğim için seçmiştim. Ki kitap o şekilde başladı da zaten ancak henüz yarısına gelmeden konumuz "anne" oldu. Büyük büyük annelerimizin etkilerini merak ederken darbeyi anneden vurması da biraz sarstı diyebilirim. Gördüm ki anne kavramı (aslında ayrımcılık yapmayıp ebeveyn demeliyim ama yazıma yine de anne diyerek devam edeceğim) insanın tüm hayatını etkileyen, en ufak kopuklukta asla affetmeyen bir noktada. "Ne var canım şu da eksik oluversin" deme lüksü yok anne-çocuk ilişkisinde. Bu ilişkide ufak bir sarsıntının dahi, çocuğun ilerleyen yaşamında ne büyük depremlere sebep olduğunu ne büyük yıkımlar ile sonuçlanabileceğini eğer okursanız göreceksiniz. Özellikle arkadaş olur sevgili olur eş olur fark etmez her türlü partnerimizle aramızdaki ilişkinin mesafesini dahi annemizle olan ilişkimiz belirliyormuş. Örneğin eşiniz sizi seviyor bunu biliyorsunuz ama sizin sevilmeyi istediğiniz şekilde sevmediğini mi düşünüyorsunuz, o zaman annenizle olan ilişkinizi gözden geçirin derim. Bakalım annenizin size olan ilgisi sevgisi nasıldı. İnsanlarin şikayetleri genelde aynıymış. Annemizden şikayet ettiğimiz konular ile partnerimizden şikayet ettiğimiz konular paralellik gösterirmiş. Anne insanın hayat kaynağı olduğu için çok çok çok önemli. Hepimizi annelerimizle barışmaya davet ediyorum bakın konu çok mühim :) ölmüş olsalar bile ebeveynlerimizle barışmak, psikolojimizi bu yönde rahatlatmak zorundayız insanoğlu. Affedici olmak, mühim. Özellikle şu nokta dikkatimi çok çekti diyor ki kitapta insanın hafızası olumsuz şeyleri hatırlamaya daha çok odaklıdır. Çocukken annenizden yeteri kadar ilgi sevgi almadığınızi düşünüyor olabilirsiniz, sizin istediğiniz şekilde sizi sevmemiş de olabilir ama hiç mi sevmedi bunu düşünün. Olumsuz şeyleri hatırlıyorsunuz ama bir dünya da olumlu şeyler oldu ancak bunları hatırlamıyor beyniniz. Doğru. Derinlemesine düşününce gerçekten doğru. Ebeveynlerimizi bizi istediğimiz şekilde sevmedikleri için yargılamak değil de, bize elinden gelen ilgi sevgi bu olduğu için affetmeliyiz. Evet biliyorum ve seni anlıyorum elinden gelen bu kadardı, ben de seni seviyorum diyoruz ve konu kapanıyor.
Anne konusuna çok takıldığım için diğer konulara geçemedim. Kitabın asıl konusu aslında hayatımızda olan ancak anlamlandiramadigimiz neden böyle oluyor diye çözümlendiremedigimiz ama engel de olamadığımız bazı olayların esasinda geçmişimizde bir yerlerden kalıtsal olarak bize miras kaldığı. Evet konu tam da bu. Eğer büyük büyük atalarımizdan biri bir travma yaşadıysa biz bu yaşanan travmayı bilmiyorsak bile bu travmanin etkileri bize gen yoluyla gelmiş olabilir. Bu bilmediğimiz halde bize gelenlere bir örnekti. Bir de bildiğimiz şeylerin psikolojik olarak bize yansımalari da var. Örneğin büyük annemiz eşiyle mutsuzdu, annemiz de babamizla mutsuz ve bu durumda psikolojik olarak biz de esimizle mutsuz olmak zorunda hissedebiliriz. Mutlu olmaya kendimizi kapatmış olabiliriz, annem bu kadar mutsuzken büyük annem bu kadar mutsuzken ben de mutlu olmamalıyım psikolojisi içinde davranabiliriz işte bu da bildiğimiz bir bilginin hayatımıza yansımasına bir örnekti.
Kitaptan o kadar çok şey yazasım var ki ama çok sıkıcı bir açıklama olacak diye çekiniyorum.
Kitabı okumanızı hatta bir ders gibi sayfa sayfa işlemenizi tavsiye ederim. Kendinizden bir şey bulamazsanız o zaman görüşelim :)
240 syf.
Mark Wolynn bir psikolog, aileden devralınan travmalarla ilgili çalışmalar yapmış, hatta enstitü kurmuş. Bu kitabıyla 2016 Nautilus Kitap Ödülü'nü kazanmış.
Kitabın güzel yanı bilimsel açıdan bir bilgi hazinesi olmasına rağmen dilinin oldukça anlaşılır ve akıcı olması…
Kitap, genel olarak aile travmalarının kim olduğumuz üzerindeki etkilerini ve sorunlarımızın üstesinden gelmenin yollarını anlatıyor.
Kendi hayatınızı gözden geçiriyorsunuz.
Kitap ebeveyn – çocuk ilişkileri üzerine insanı şaşkına çeviren araştırma sonuçları içeriyor.
Kitap seçerken genellikle bana farklı bir bakış açısı kazandırmasına, yeni bir şeyler öğretmesine ve kişisel gelişimime katkı sağlamasına dikkat ederim. Bu kitap da böyle bir kitap… Eğer kitap seçerken siz de benzer kriterleri dikkate alıyorsanız, okunması gereken kitaplar listenize bu kitabı da ekleyin...
Kitap gerçekten çok ilginç, kendi hastalarından verdiği örnekler özellikle...
Örnek vermek gerekirse;
Bir kız 19 yaşına bastıktan kısa bir süre sonra üşümeyle birlikte inanılmaz bir uykusuzluk çekmeye başlıyor, yapılan çalışmayla genç kızın amcalarından birinin 19 yaşında donarak öldüğü ortaya çıkıyor, aile için çok üzücü bir olay olduğundan bundan hiç bahsedilmemiş, bu durum anlaşıldıktan ve durumla bir şekilde barışıldıktan sonra rahatsızlık kayboluyor.

Ben çok beğendim. Tavsiye ediyorum, belki sizde ailenizden bir travma almışsınızdır. Geçmişe bir bakalım mı?
O zaman kitabın sonundaki soruları cevaplayalım. :)
275 syf.
·Beğendi·10/10
Anlamadığın o tuhaf duyguların seninle başlamadığını anlayınca rahatlıyorsun.Senin elinde olmayan tüm kızgınlıklar, pişmanlıklar, üzüntüler..sende olmayan duygular senden gitmeye başlayınca, tüy kadar hafifliyorsun “olman gereken özüne" dönüyorsun. Gerçekte sende olup olmadığının kesinliği olmayabilir ama varsada o kapıyı aralamak, duvarları yıkıp, sınırları ortadan kaldırmak ve bilinçaltının derinlerine bakmak çok güzel! Bende hissettirdiklerini söyleyebilirim ancak. Yaşadığım her olumsuzluğun ardındaki o kapıları tek tek açmak inanılmaz güzel. Her kurtuluşta, her sıyrılışta her bir özgürlükte daha bir seviyorum.  Kitaplar bizi bi yapmaya vesile olduğu için her gün daha çok okumak istiyor insan… Kitaplar insanın gerçeğini anlatmakta.Çünkü her karşılaşma, “ben” e merhaba demek. Huzura merhaba..Sen hiç huzurunu kaybettin mi? Elbette ki hepimiz çoğu zaman kaybetmiştir. Başkalarının duygularının altında kalmış, saklanmış, ezilmiş, sinmişti o duygular.Hepsinden kurtulunca çıkıyor ortaya, perde aralandı, gün ışığı içeri girdi . Zaman kaybetmeden hemen kendini ara!
240 syf.
Olaylar kişiler tam bir araştırma içinde ele alınmış, kendimden şüphe ettiren bir kitap. Bir o kadar da yorucu ve akıl karıştırıyor. Çok yıllar önce tanımadığın insanın hayatında yaşadıkları, bir bakıyorsun senin kaderin oluyor. Ama farklı yoldan gösteriliyor. Şunu da düşündürüyor, her olay zaten devir halinde; doğum,ölüm,terk edilme, zulüm, evlilik, ihanet, istismar, evlat acısı vs.ama bunları kimi erken yaşta yaşıyor kimi geç. Sonunda her duyguyu tadacak şekilde yaşıyor. Erken geç de degil aslında, herkes kendi zamanında yaşıyor ama bizim algımız o zamanı hep her olarak görüyor. Aynı tarihte aynı anda yaşamış insanların kaderi bir mi?
Herkesin kendi kaderini yaşaması dilegiyle. Okunulası kitap :)
240 syf.
Kitabın ilk üç bölümünü yani konu ile ilgili genetik araştırmaların olduğu bölümleri özellikle çok beğendim ve etkilenerek okudum. Sonrasında kitabın büyüsü benim için birden bozuldu. Çünkü iki ya da üç kuşak önceki büyükanne/büyükbabalarımızın işlemiş olduğu suçların cezasını torunlarının çekeceği düşüncesi ve bunun İncilden alınan bölümlerle desteklenmesi modumu düşürdü. Ancak sonraki bölümlerde de akıcı şekilde okumaya devam edebildim. Kitabın kalan bölümlerinde travmaların insan hayatını nasıl ve ne kadar süre etkileyeceğini anlatıyor. Genel olarak verdiği mesaj; o günün şartlarında büyükanne/büyükbaba ya da ebeveynlerimiz zor şartlarda yaşamış ve istemeden size gerekenden daha az ilgi göstermiş olabilirler, bu nedenle onları affedin ve daha sıkı bağlar kurmaya çalışın. Ben travmaların nesiller arası aktarıldığına ikna oldum. Bize ait değilmiş gibi yani o konu ile ilgili bir yaşantımız olmaksızın hissettiğimiz duygular ve bedensel işaretler fikri beni ikna etti.Bu yöntemin bazı psikopatolojik durumlarda etkili olabileceğini düşündüm. Ama genel olarak eksik olan kanımca 'kişilik' üzerinde yeterince durulmamasıydı.Büyükanne ya da büyükbabalarımızın travmalarını miras almaktan ziyade kişilik özelliklerini devralmış olmamız ve onlara benzer psikolojik tepkiler verme olasılığımız daha yüksek diye düşünüyorum.Tüm bunların dışında Anne ve babamı karşıma alıp onların geçmişi ile ilgili daha önce hiç duymadığım birçok bilgiyi almak ve onların duygularına tanık olmak benim için çok güzel bir deneyimdi. Sadece bunun için bile büyük bir teşekkürü hakediyor yazar. Psikoloji alanında çalışan ya da bu alanla ilgisi olanlara okumanalarını tavsiye ederim.
280 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
Kimilerimizin yaşamında korkular, endişeler, uyumsuzluklar hatta ve hatta ölme içgüdüsü yaşadığı oluyor. Bir kısmımız bunların sebebini biliyor ve çözüm yolları üretip üstesinden geliyoruz. Bir kısmımız uzman yardımı alıp başetmeye çalışıyoruz. Fakat bir kısmımız da ömür boyu bunlarla kabus gibi bir hayatı yaşıyor ve bunu da bir sonraki nesline aktarıyoruz. Nasıl mı?
Yazarımız Mark Wolynn kendi deneyimi ile ulaştığı sonuç ile hayatını düzeltmesinden sonra bu kitabı yazmaya karar vermiş. Kendi danışanlarından da ilginç örnekler verdiği kitapta; bazı acıların aileden geçtiğini yazıyor. Büyükanneden, büyükbabadan sadece maddi değil manevi miras da kalıyormuş ama en acı olanları. Şöyle ki; Yahudi soykırımında tüm ailesini kaybeden genç bir kızın yıllar sonraki torunu, bu hikayeyi hiç bilmediği halde, yanarak intihar etmeyi planlıyor. Büyükannenin fırınlarda yanarak ölen ailesinin ardından, kendisi yaşadığı için duyduğu suçluluk hissinin vebalini, torunu kendisini yakarak ödemeye çalışıyor. Fakat tamamiyle bilinçsiz şekilde. İçten gelen bir dürtüyle bu davranışa çekiliyor.
Ya da genç bir erkeğin yıllar evvel büyükbabası bar kavgasında bir adamı öldürüyor ve ceza almıyor. Torun yıllar sonra her fırsatta kendini öldürtmek için plan yapıyor. Böylece bilinçsiz şekilde de olsa dedesinin vebalini ödemiş olacak. Aslında içinden öyle bir güdü geliyor. Borçlu olduğu içgüdüsü. Borcu verip rahatlamak istiyor.
Bir başka konu da küçükken ailede yaşanan bir travma sonucu aileden, çevreden kopukluk; yürümeyen birliktelikler veya başarısız iş hayatı yaşanabiliyor. Kitapta bu ve bunun gibi sorunların çözümü ve en önemlisi korkularınızın kaynağını bulup yok etme anlatılıyor.
Bir çok kişinin anne veya babasını suçladığı dönemler olmuştur. Kitabı okurken ben şunu anladım ki, ufak tefek olan sorunları ben o an olmasa bile sonraki zamanlarda kendi kendime çözmüşüm. Bana davranışlarına ailem açısından bakıp nedenlerini kabullenip, affetmişim. Ve o zaman onlarla ilişkim sağlam bir zeminde devam etmiş ve sorun kitaba kalmadan o zaman çözüme ulaşmış. Ama çözülemeyen öyle bir fobim var ki, bu baba tarafı tüm kuzenlerim ve kardeşlerimde de mevcut; kelebek... Onu gördüğüm andaki korkumu tarif edemem sanki aklım başımdan gidecek gibi oluyor. Mark Wolynn'in söylediği atalarımın zamanında kelebek ile acı bir tecrübesinin olduğu. Benim bildiğim kadarıyla yok ama yine de aile büyüklerimden bu konuda bilgi alacağım. Hemen kurtulmam lazım yoksa bir gün o kelebekler yüzünden aklımı oynatacağım. Her sonbahar evlere pusu kuruyor hain kelebekler.
Önerisine güvendiğim bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okumaya karar verdim ve sevgili arkadaşım Fatma Erkan bana eşlik etti. Çok verimli ve eğlenceli bir okuma oldu. İkisine de canı gönülden teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki bu kitabı okudum.
Yazarın başka kitabı çıkarsa kesinlikle okuyacağım. Bu kitabı da kızıma okutmayı istiyorum. Sizlere de gönül rahatlığıyla herkese tavsiye ediyorum hatta ısrar ediyorum. Okuyun!..
280 syf.
·Puan vermedi
Mutlaka herkesin okuması gereken bir kitap.Dna alarla sadece saç göz rengi vb.. özelliklerin değil tüm olumsuz olumlu özelliklerin de geçtiğini,atalarımızın yaşadığı olayların devamını bizim hayatımızda yaşadığımızı bilimsel araştırmalarla anlatan muhteşem bir kitap.okuyup, alıştırmaları yaparsanız faydalanacağınızı umuyorum.nitekim bana faydası olduğunu düşünüyorum.
278 syf.
Bu kitabı ilk seansta psikologum tavsiye etti. Ben atalarımı red ediyormuşum ve bu hastalığa bu yüzden yakalanmışım.
Umarım atalarım ile sorunum çözülür bu kitap sayesinde ve sağlığıma kavuşurum

Biraz saçma geldi ama neyse...
Okuyup göreceğiz.
240 syf.
·17 günde·Beğendi·7/10
Kitabın ne anlattığını kitabın kapağındaki ‘Kalıtsal aile travmalarının kim olduğumuza etkileri ve sorunların üstesinden gelmenin yolları’ en iyi açıklayan cümle. Yazar, kitabın anlatımı günlük hayatta okuyan herkesin yararlanabileceği bir seviyede olması için çok terimsel tutmamış. Yine de altını çizerek söylüyorum ki okuması zor bir kitap. Yani psikoloji ile tek bağlandığınız kurgu romanlar, dizi filmler ise bu kitap sizi zorlayabilir, okurken sıkılabilirsiniz. Kitap hakkında bir iki eleştirim olacak. Hemen sonrasında kitabı okumak zor madem ama ben merak ediyorum diyenler için altını çizdiğim yerlerden bir özet geçeceğim. İsteyen * işaretli paragrafa atlayabilir.

Şöyle ki bu kitabı kesinlikle daha az sayıda sayfada anlatabilirmiş. Sonlara doğru artık sürekli aynı örnekleri okumak çok sıkıcı geldi. Madem bir örnek verdin en az üç defa aynı örneği kullanmasaydın keşke yazarcım dedirtti. Ve içeriğin biraz karışık verildiğini düşünüyorum. Daha düzgün bir planlama yapılabilirmiş.

*İnsanlar acılarını çabucak yaşayıp bu kötü deneyimi bir an önce sonlandırmak istiyor. Gerçekten acıyı yaşayıp olması gereken sürede atlatamıyoruz. Acıyı gömmeye çalıştıkça acı, yaşanıp bitmesi gerekirken tekrar tekrar yaşanmaya devam ediyor.

*Sebebini bilmediğimiz duygularımız aslında bize ortak bir aile geçmişinden miras olabilir. Bir anne, bebeği karnındayken doğmamış torununun hücrelerini bile etkileyebilir. Bu fizyolojik olaylar zinciri sonucunda hiç tanışmadığımız anneannemizin karanlık korkusunu miras edinebiliriz. Aile sisteminizden biri ile özdeşim kurduysanız muhtemelen bunu fark edemezsiniz.

*En önemli adım aslında duygu ve düşüncelerinizin farkına varmanız. En derin korkularımızı ifade ederken kullandığımız yoğun veya anlık sözcükler çekirdek dilimizdir. ‘Çekirdek Dil’ açıklanmamış anılarımızı açıklamamıza yardım eder ve birleştirilmemiş hatta hatırlanmayan olayları ve deneyimleri bir araya getirmemizi sağlar. Çekirdek dili ancak uzman biri çözebilir. Bu kitapla yalnızca çözüm için fikir sahibi olabilir, farkındalığınızı arttırabilirsiniz.

*Anne ya da babamızdan istediğimiz ilgiyi, sevgiyi, güveni almamış olabiliriz. Ama onları hayatımızdan çıkarmak, yokmuş gibi yapmak bizim hayatımızı daha iyi bir hale getirmez. Öncelikle onların çocukluğunu öğrenip, belki de sevgi almayı bilmediği için vermesini de bilmediğini değerlendirmemiz sonra da onları bize veremediği sevgi için affetmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde kendimizi ve gelecek nesillerimizi bu kısır döngüden çıkarabiliriz.

*Kan bağı ile bağlandığımız herkesle beraber bir bütünün parçalarıyız. Bu parçalardan biri çok zor zamanlar geçirmiş olabilir ve bunu bilmeden aynı zorlukları biz de yaşıyor olabiliriz. Önce kendimizi, ailemizi keşfedip, eksikliklerinin sebebini anlayıp, herkesi tek tek hataları için affetmeliyiz. Daha iyi bir hayat ve daha iyi bir gelecek için bunu yapabiliriz.

https://www.instagram.com/...igshid=1801743hf7d7t
280 syf.
·25 günde·Puan vermedi
Annemizden ve babamızdan aldığımız genler sadece fiziksel görünüşümüzü belirlemekle kalmaz aynı zamanda içinde bulunacağımız psikolojiyi, ilerde yaşayacağımız travmaları, korkuları da belirleyebilir. Kitabın ilk kısmında bu ilginç iddia makalelerden de örnekler verilerek deneylerden bahsedilerek kanıtlanmaya çalışılıyor. Peki bu ne demek? Diyelim ki büyükanneniz ilk çocuğunu yani sizin halanızı doğumdan kısa bir süre sonra kaybetti, çok üzüldü ve bundan konuşulması aile içinde yasaklandı. Siz bunu bilmiyorsunuz bile. Ama büyükannenizin yaşadığı bu korku genetik olarak size de geçmiş olabilir. Mesela çocuk sahibi olmaktan korkuyorsunuz fakat sebebini, çözümünü bir türlü bulamıyorsunuz, belki de sizin anahtarınız hiç tanımadığınız büyük halanızda. İlerleyen sayfalarda bu konuyla ilgili çok fazla vaka incelemesi de mevcut. Fakat böyle bir bağlantı kurabilmeniz için ihtiyacınız olan şeylerden biri de çekirdek dil ve çekirdek dil sayesinde ulaşacağınız çekirdek cümleniz. Bu sizin travmanızı tam olarak ifade eden bir cümle aslında. Ama bu cümleye ulaşmak pek kolay değil. Kitapta buna ulaşabilmeniz için bir kaç tane yazılı alıştırma da verilmiş, bunları yaparak sonunda bu cümleyi bulabilirsiniz. Sonra sıra geliyor genograma bir çeşit soy ağacı çalışması yani. Öncelikle soy ağacınızı oluşturmalısınız ve herkesin yanına hayatında yaşadığı travmatik bir durum varsa bunu yazmalısınız. Bunun örnekleri ve nasıl yapacağınız da kitapta ayrıntılı şekilde verilmiş. Ve artık kendi çekirdek cümlenizle genogramdaki travmaları karşılaştırarak bir sonuca varmaya çalışabilirsiniz. Tedavi süreciyle ilgili neler yapabileceğinize dair fikirler de verilmiş yine kitapta.
Ayrıca kitabın yazarı ve Türkçe çevirisini yapan da benzer sorunları yaşamış ve çözümü kitaptaki bilgilerle bulmuş kişiler. Kitabı başarılı ve ilginç yapan etmenlerden biri de bu sanırım.
Kitapla ilgili anlatılacak o kadar çok şey var ki aslında ama benden bu kadar, gerisi de merak edip okuyanlara sürpriz olsun. :)

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 1.974 okur okudu.
  • 411 okur okuyor.
  • 2.195 okur okuyacak.
  • 141 okur yarım bıraktı.