Mine Toker

Mine Toker

Çevirmen
8.8/10
21 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
63
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
1328 syf.
·75 günde·Puan vermedi
https://youtu.be/HGAfJ3P6MuY

Uzun zamandır okuduğum en iyi roman. Methi evrensel olan bu kitabın tam metin halini okumak istedim. Ve en iyi çevirisinin Toker Yayınları'ndan olduğunu öğrenip 2 ciltlik bu şahaseri Nadirkitap'tan temin ettim.
İlk ciltte ana karakter Scarlett'in olağanüstü karakter değişimini buna yol açan nedenleriyle birlikte an be an görüyoruz (okuyup öğreniyoruz).
Aynı isimle sinemaya uyarlanmış (Gone With The Wind) filminin sadece son sahnelerini geçmişte izlemiş biri olarak kitabın romantik ağırlıklı olduğunu zannediyordum. II. ciltte içerik değişir mi bilmiyorum ama ilk bölümde buram buram SAVAŞ vardı. Aslında kitabın arka kapağında Amerikan iç savaşının konu edildiği yazıyor. Yine de savaşı bu kadar gerçekçi ve yoğun hissettiren bir kitap beklemiyordum.
Bir kez bile savaş cephesinden bahsetmeden bu kadar başarılı bir savaş tasviri... Muazzam.
Yaralılar, revirler.. Savaşın getirdiği kıtlık, yoksulluk.. Çaresizlik..
Hangi kitap üzerimizde ne tür değişiklikler yapıyor bilinmez ama benim "İnsanlar neden savaşır?" sorusuna bulduğum cevaplar bu kitabı okurken buharlaşıp gitti.
Artık anlam veremiyorum.
İnsanlar nasıl bu kadar cani olabiliyor? Nasıl bu kadar yakıcı, yıkıcı, korkunç olabiliyor?

İnsanlar NEDEN, NE UĞRUNA SAVAŞIYOR?...
1328 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitap hakkında nasıl bir inceleme yazsam bilmiyorum, ne yazsam eksik kalacak çünkü.
Gerçekten gözlerim dolu dolu bitirdim 1328 sayfada tanıdığım tüm karakterler bende yer edindi diyebilirim.

Ana karakter Scarlett'e karşı sevgiyle karışık bir nefret duyuyorum. Bu kadar cesur ve toplumun isteklerine karşı başına buyruk davranması onu sevmemdeki en büyük etkenler ama aynı zamanda aşırı kendini beğenmiş ve bencil olması, asla yumuşamayan tavırları ondan nefret etmeme de neden oldu. Kitap boyunca o kadar çok hata yaptı ki başına gelecekleri bir bir kendi elleriyle belirledi diyebiliriz. Yine de okuyan herkesin Scarlett'ten çıkaracağı çok ders var eminim.

Ashley'ye gelirsek en nefret ettiğim karakter oydu sanırım. Asla ne istediğini bilmeyen, korkak, sorumluluk alamayan bir insandı. Kitabın başından sonuna kadar ona ısınamadım.

Melanie kitaptaki en masum karakterdi. Her şeyin farkında olmasına rağmen kimseyi kırmayışını ve herkesi bir arada tutmaya çalışmasını bazen sinir bozucu bulsam da takdir de etmiştim. Hareketleri genel olarak saf veya aptal olarak nitelendirilse de bence en kilit karakter oydu. Hatta Melanie diğer herkesi birbirine bağlayan, güvenli bir zemin olan kişiydi.

Ve Rhett Butler... Şimdiye kadar okuduğum kitaplardaki karakterler içinde en sevdiğim o oldu. Hakkında bir şey yazamam :(

Kitabı herkese tavsiye ederim, şimdi filmini izlemeye gidiyorum.
1328 syf.
·Puan vermedi
İsmi gibi gerçekten Rüzgar gibi geçti diyebilirim. Güzel ve samimi bir okuma grubuyla bitirdik bu serüveni de. Kitabın konusu Amerika'nın Kuzey ve Güney arasıdaki iç karışıklığın olduğu savaş zamanını kişilerin içinde bulunduğu durumu çok güzel analiz edip esere yansıtmış yazar. Yazarın ilk ve tek kitabı olması belki de bu kadar uzun 1300 sayfalık yazmasına sebep olmuş olabilir. Kitabın kahramanları hepsi birbirini tanıyan aynı ortamlara giren benzer hayatları olan. Baş kahramanımız Scarlett yer yer kızsam da bazen hak verdim fedakarlık mı desem bencillik mi desem onun yaptıklarını ne diye tanımlasam bilemedim orası size kalsın ama bence kesinlikle okunmasnı tavsiye edebileceğim bir eser
832 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Beni bu kadar etkileyen bir roman ( Kemal Tahir hariç ) olmadı. Hem amerikan iç savaşını cephe gerisinden öğreniyor hem ku klux klan örgütünün doğuşunu anlıyor hem aşkın hem de fedakarlığın ne demek olduğunun farkına varıyorsunuz. Ölmeden önce okunması gereken bir eser varsa bu o.