Molla Sadra

İnsan Nasıl Kurtulur? yazarı
Yazar
7.9/10
7 Kişi
137
Okunma
54
Beğeni
8,4bin
Görüntülenme

Hakkında

İran'ın Şiraz kentinde doğdu. Felsefe, kelam, hadis ve tefsir çalışmaları için önce kazvin'e (1591) daha sonra isfahan'a (1597) seyahat etti. On iki imam Şiiliğinin İmamiye önemli merkezlerinden olan bu şehirlerde Mir Damad ve Bahaüddin Amili'nin talebeliğinde bulundu. Eğitimini İsfahan'da tamamladıktan sonra felsefesini ortaya koyan aynı zamanda iran'daki kum şehrinin yakınlarındaki kahak adındaki köyde geçirdiği on beş yıllık zühd hayatından edindiği tecrübelerinin etkisini yansıtan Esfar'ul Erbaa (dört sefer) adlı eserini verdi. İranlılar tarafından ülkelerinin en büyük filozofu olarak kabul edilen molla sadra akılcılıkla sezgiciliği biraraya getirerek Hikmet'ul Mutealiye (Aşkın Hikmet) ekolünü kurmuştur. Molla Sadra'nın felsefesi Ibn-i Sina meşşailiği, Sühreverdi'nin İşraki felsefesi, Muhyiddin Arabi'nin, Nazari irfan ekolü ve Oniki İmam şiiliği'nden etkilenmiştir. eserlerinde islam düşünce dünyasındaki akılcı, sezgici, nas ekollerini farklı bir sentezde biraraya getirmeye çalışmıştır. Hayatının sonlarına doğru şiraz'a döndü. muhammed bakır meclisi gibi bazı oniki imam şiiliğine mensup kelamcılarınca sapkınlıkla suçlandı ancak mensubu olduğu ailenin gücü sebebiyle yazmaya devam edebildi. Hac yoluna çıktığında Basra'da yaşamı son buldu ve günümüzde Irak'a ait topraklara defnedildi.
Tam adı:
Sadrettin Şirazi, Molla Sadreddin Şîrâzî
Ünvan:
İslam Alımı, Filozof, Yazar
Doğum:
Şiraz, İran, 1572
Ölüm:
Basra, Irak, 1640

Okurlar

54 okur beğendi.
137 okur okudu.
8 okur okuyor.
150 okur okuyacak.
5 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 42.2
Erkek% 57.8
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
"İlim büyük bir hicaptır.” İlim; kalbi gaflet, ce­halet, boşboğazlık, aptallık, baş olma sevdası, ülkeleri iş­gal etmek, şüphelere düşmek, haramlara varmak, makamları kabul etmek, sultanlara yaltaklanmak, fakir, münzevi ve gariban kişilerden uzak durmaktan ve bunların dışında kendisinin zıtlarından ve cehaletin sonuçlarından engelle­yip koruyandır. İlim bu sayılanlara göre en şerefli ve sıfat olarak en büyük­tür; bol pay ile Allah’ın bize ödül olarak verdiğidir. Onunla nasıl sevinmez ve iftihar etmeyiz. Onu elde etmek için va­roluşun iki diyarından da göç ederiz. Onun sayesinde iki varlık âleminden bakışlarımızı kısarız.
Sayfa 17 - muazzam.. :)·Kitabı okudu
İnsan nefsinin hâlleri, meyve hâline ulaşana kadar to­humun geçirdiği hâllere ne çok benziyor. İnsan, nefsani yaratılışında tavırlar arasında döner durur. Fıtri âlemden cahiller çöplüğüne düşer. En aşağılara doğru düşerken geldiği âlemi unutur. Sonra faal akıl derecesine tekrar yükselir. Öncelikle tohum, toprakta kendisini bozarak hareketine başlar. Yabancısı olduğu mekânlarda zâtını feda eder. Sonra büyüme kuvveti ile dönüşüme uğrar. Hâlden hâle geçerek yol alır ve ilk hâlinde durur. Başlan­gıçta üzerinde bulunduğu tohum hâhne ulaşır. Bu arada türüne ait çok sayıda birey, çokça kazanç ve fayda elde etmiştir. Bu yolculuktan yapraklar, kabuklar, ağaçlar ve nurlar kazanmıştır. Bu kabuk ve odar arasından Allah’ın izniyle kaliteli tohumlar ve iyi meyveler çıkar. Bunlar bu öncüllerin neticesi ve bu aşamaların nihayetidir. Böylece tohum, bu işlerindeki yok oluş olan ve geçersiz olma (kısımlarının kendisindeki yansımalarıyla) kaybolurken, onu var kılanın bekası ile mevcut kalır.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Reklam
Reklam