Müjde Dural

Müjde Dural

Çevirmen
6.4/10
45 Kişi
·
Okunma
·
1
Beğeni
·
137
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
25 syf.
·Puan vermedi
Beyazlayan saçlarla gelen küçük bir aşk hikayesi, en güzel yerinde sonlanmış gibi olsada..

İnsanların aslında görülen ve saklanan iki tür yaşamı olduğuna dair küçük fikirleri dışa vuran kısa bir öykü, ne yazık ki çok kısa.. olay yanlızca genel hatlarıyla çizilmişçesine işlenmiş..

En hoşuma giden şey erkek başrolümüzün "ikinci cins" dediği gelir geçer sandığı kadınlardan birine aşık olması..
25 syf.
·Puan vermedi
Sevgi insanın qapısını nə zaman döyər? İnsan nə zaman bütün yaşamından imtina edib sevginin arxasınca düşə bilər? Hamımız bir gün sevgini tapacaq qədər şanslıyıqmı? Yaltada otelə gələn küçük köpekli kadın Anna Sergeyevna ilə qadınlardan hər zaman "ikinci cins " deyə bəhs edən Gurovun eşq hikayəsi.
53 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Dmitri Dimitriç Gurov ile Anna Sergeyevna isimli bir kadının Yalta'da bir otelde yaşadıkları aşk anlatılıyor. Anton Çehov'dan küçük bir öykücük diyebiliriz. Karakter sayısı çok az , mekan desen sınırlı , betimleme , aforizma hiç yok .. Anton Çehov'dan bekletilerinin altında bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Okumazsanız hiçbir şey kaybetmiş olmazsınız . Ama vaktinizi alacak bir kitap da değil . 25 dakika da bitecek bir kitap .
25 syf.
·1 günde
Yalta’da başlayan hikaye aslında hayatı boyunca kadınlardan “ikinci cins” diye bahsetmiş bir adamın aşık olmasıyla ilgili.
Kahramanlarımızın ikisinin de evli ama mutsuz bir hayat sürmeleri nedeniyle birbirlerine yakınlaşmaları olay örgüsünü şekillendiriyor.
Aşkın hangi yaşta, ne zaman kapımızı çalacağı bilinmez belki saçlarımız beyazlaşınca belki genç yaşta...
Kahramanlarımız mutluluğu birbirlerinde buldukları için hikayelerini beraber yazmaya karar vermiş durumdalar.
Şimdiden iyi okumalar :)
25 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Sahile yeni birisinin geldiği söylendi: Küçük köpeği olan bir hanımefendi. İki haftadan beri Yalta’da olan ve orada evi olan Dimitri Dimitriç Gurov, yeni gelenlerle ilgilenmeye başlamıştı. Verney salonunda otururken, kumral saçlı, orta boylu, bere takmış ve peşinde beyaz bir Pomeranya cinsi köpeğin koştuğu bir kadın gördü.

Ve daha sonra pek çok kez kadına bahçelerde ve meydanda rastladı. Yalnız başına yürüyor, hep aynı bereyi giyiyordu ve yanında hep aynı beyaz köpek vardı. Kim olduğunu kimse bilmiyordu ve herkes ondan “köpekli hanım” diye söz ediyordu.

Gurov “ eğer kocası veya arkadaşları yoksa, yalnızsa onunla arkadaş olmak yanlış olmaz” diye düşündü.

*

25 sayfalık bu öyküde yasak aşkın ebedi saadete dönüşüne tanık oluyoruz. Çehov' un akıcı üslubunu seviyorum.
56 syf.
·Beğendi·7/10
Hazır okullar tatil edilmişken kendime Harika bir okuma programı uyguladım Sabahtan akşama akşamdan sabaha kadar okumak Var mı bundan daha güzel Çalıştığım günlerde nasıl da çırpınırdım okuyacak bir vakit bulabilsem diye Ama öğretmen olunca ya da fazla boş vakit içermeyen bir mesleği olunca okumak için kalan vakit az oluyor

Kitaplara olan susuzluğum hiç bitmiyor okudukça daha da artıyor sanki
Ama iyi ki böyle sevgili okur çünkü okumak bizi karanlığın kötülüğünden koruyor kalbimizin insan kalmasını sağlıyor
Varolun...
25 syf.
·1 günde
Yalta'da tatil yaparken tanışan ve mutsuz evliliklere sahip olan Moskovalı bankacı Dimitri Dimitriç Gurov ile Anna Sergeyevna Von Diderits'in ilişkileri anlatılmaktadır.

Tarihsel arka plana baktığımızda yazar da Yalta'da yaşarken oyuncu Olga Knipper' a aşık oluyor ve Anna gibi Olga' da bir Alman soyismine sahip ve partnerinden yaşça küçük.

Erkek karakterin saadeti 'ikinci sınıf cins' olarak tanımladığı türden bulduğu, keyifli güzel bir uzun hikayeydi. Okumanızı tavsiye ederim.
25 syf.
·1 günde·5/10
Hani sınavda sorumlu olduğunuz çok kalın bir kitabı okumamışsınızdır da arkadaşınız size özet geçmiştir. Yalnızca önemli bi kaç olayın belli ayrıntılarını anlatmıştır... İşte tam olarak böyle bir öykü kitabı.
25 syf.
·7/10
Her şey bir anda gelişti, sanki bütün kitap bir paragraftan ibaretmiş gibi geldi. Tam neler olduğunu anladığımda kitap bitti resmen. Bu da insanın hevesini kursağında bırakıyor tabi. Yazarın akıcılığı kurtarmış diyebilirim.