Murat S. Dural

Murat S. Dural

Yazar
7.1/10
18 Kişi
·
28
Okunma
·
2
Beğeni
·
288
Gösterim
Adı:
Murat S. Dural
Unvan:
Türk Arkeolog, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1973
1973’te İstanbul’da doğdu. Hattat İsmail Hakkı İlkokulu’nda ve Halide Edip Adıvar Lisesi’nde okudu. 1993’te İstanbul Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü’nü kazandı, lisans ve yüksek lisansını aynı bölümde yaptı. Çok sayıda kazıya, yüzey araştırmasına katıldı. İki yıl Bergama Müzesi’nde çalıştı. 2001’de askerlik görevi esnasında yaşadığı uykusuzluk sorunu sonucu ayaklarını ‘bilateral chopart’ seviyede kaybetti. Kaybetti ama kendini engelletmedi, engelletmiyor. Sporu çok seviyor ve gönül verdiği takımın tribünlerinde kendi topukları üzerinde duruyor. Akademik özlemlerini, ülkesi ve gönül verdiği arma için projeler üreterek telafi etmeye çalışıyor. 2006 yılında ‘Stadyumlardaki Engelli Alanlarının İyileştirilmesi’ ve ‘Büyük Kulüplerde Bedensel Engelli Branşların Arttırılması’ yönünde çalıştı. 2009’da Türkiye’deki engelliliğe, engelliliğin sadece bir düşünce olduğuna, taraftarlığın pozitif tarafına vurgu yapmak için dünyada ilk defa yapılan bir organizasyona dostlarıyla imza attı. Alex De Souza’nın ayaklarının silikon kalıplarını aldı, yürüdü, hatta koştu. Evladıma Miras Bu Sevda adlı kitapta yer alarak hayatını ve bu organizasyonun detaylarını yazdı. 2015 yılında Genç Profesyoneller Beşiktaş Platformu tarafından "Yıkılmayan Adam" ödülüne layık görüldü. 2004’ten beri özel bir şirkette çalışıyor. 2014’te Fantastik ve Bilimkurgu Sanatları Derneği’ne (FABİSAD) üye oldu. Yabani, Rotka, Vagon gibi dergilerde yazıları, öyküleri yayınlandı ve yayınlanmaya devam ediyor. 2016 Kasım ayında İthaki Yayınları'ndan Yankı Enki editörlüğünde ilk öykü kitabı "Kibrit Ev" çıktı.
3 Haziran 1964, Fenerbahçe-Beşiktaş arasında oynanan jübile maçı onun futbola vedasıydı. Bu aynı zamanda ülkemizde bir futbolcuya düzenlenen ilk jübileydi.
Herkes birilerine göre kahraman ya da hain. Bunlar öyle değişken, yabani duygular ki anlık olarak kahramanlar hain, hain denilenler kahraman olabiliyor. Ayrımcılık ve cehalet kol kola yürüyor ve ne yürek ne akıl barındırmayan kirli düşünceler övülüp para pul yerine alınıp satılıyor. Uzaktan kumandalı kitleler yaratmak kolay akıl elden bırakılmış, birilerinin ipi ile dönüşü olmayan kuyulara inilmiş. Birleşmek için sebep değil ayrılık, yozlaşma, kavga için nedenler bulunmuş.
Beşinci çubuk yandığında Göç Çiçekleri mor yapraklarını adeta adama dönmüş, Pan'ın sihirli flütü durmuş, kırmızı gözlü gelincik iki ayağı üzerinde titreşimlere şaşırarak dikilmiş, Apollon'un dokuz kızı sessizliğe bürünmüş, Dionysos'un eğlence düşkünü çıplak kızları Bakhalar ağaçların arkasından bu sahneyi izlemeye başlamıştı.
240 syf.
·7/10
Öykü ile aranız yoksa bu kitapla başlayabilirsiniz. Ruhani varlıkların yer aldığı korku hikayelerinden oluşuyor. Çok korkutucu hikayeler var ama aynı zamanda sıradan hikayeler de var. Bence en ürkütücü ve tekinsiz olanı Kibrit Ev'di. Lakin Arka Bahçe'ye bayıldım. Korkudan çok bana göre fantastik, bilimkurgu diyebileceğim bir türde. Ve yurt dışında olsa kesin film olurdu. Keşke olsa. Ayrıca yazarımızın arkeolog olduğu her hikayede buram buram kendini gösteriyor. Bence bu da hoş olmuş.
126 syf.
·263 günde·7/10
lefter e söylenecek söz yok ancak kitaptan beklentim lefterin daha ruh halini detaylarına inmesiydi. genel olarak lefterin kısa bir belgeselini izlediyseniz spor programlarında ölüm yıl dönümü için, hazırlanan kitaptaki bilgileri biliyorsunuz ben açıkcası daha detay aradım ama lefter gerçekten bir efsane düz yazı bile değerleniyor ondan bahsedince.
112 syf.
·6 günde·8/10
Bugüne kadar katili bulunamamış 4 ayrı cinayet, 4 farklı yazar tarafından ele alınıyor. Gizemini hala koruyan bu cinayetlerin nasıl işlendiği sorusu yazarların hayal dünyalarında cevap buluyor. Öykülerden birini kendim yazdım diye demiyorum ama alın okuyun :)
240 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bugünlerde çok zorluyorum kendimi. İyi bir kitap eleştirmeninin daha yorumunu yapmakta sıra; Murat S. Dural’ın Kibrit Evi bugünkü konumuz. İçinde farklı öyküler barındırması sıkılganlığın önüne geçmekte birebir olmuş. Her bir öykü sizi bambaşka bir içsel bakışa ve zamana götürüyor.
“Ya bunu gerçekten yaşamış olabilir mi?”den, “Vaaay hayal gücüne bak” arasında gidip gelirken, kah üstten kah içten kullandığı özel kelimeler ve cümlelerle sizi edebiyatsal bir ziyafet sunuyor. Kurguya diyecek hiçbir lafım yok; bunun anlatılışını ise kendi tarzımda açıklamama gerekirse; kalabalık bir gruba yemek yapan yazarımız, kazanın içine attıkları kadar simya yeteneğini de bolca kullanmış demek daha doğru. Kelime seçimlerinde sihirli bir dokunuş var, içsel/dışsal bakış değil bu, betimleme/canlandırma değil; fark yaratan tarafı da tam bu nokta olmuş.
Garip bir şekilde bu yetenek; ilk başta beni uzaklaştırdığı kadar sonrasında keyif veren taraf oldu.
240 syf.
·2 günde·5/10
Kitabı zorlukla bitirdim. Yarıda bırakma huyum olmadığından kendimi zorlayarak okudum. Tarzı hiç bana göre değildi. Kitap karamsarlık üzerine yazılmış. Metafizik eklenmiş her öyküye. Ama saçmalık dolu. İnsanın içini şişiriyor. Tek normal okuduğum öykü Garip Meyveler oldu. Sebebi de günlük hayatımızda işçi sınıfının ezilen, polislerin de ezenlerin kuklaları olduğunu göstermesiydi. Bir de Kibrit Ev, Figürin ile Arka Bahçe öyküleri diğerlerine nazaran biraz ilgi çekiciydi. Ama içerik olarak insanı hasta edecek karamsarlık ve doğaüstü saçmalığı vardı. Dil sadeydi ama anlatım belirli yerlerde karışıyordu. Neyin ne olduğu bazı yerlerde anlaşılmıyordu. Verdiğim puan da emeğe sadece...
120 syf.
·4 günde·5/10
Lefter hakkında bilgi alabilecek o kadar çok kaynak varken ve daha iyi biyografi kitapları yazılmışken, bu kitap yanlarında çok basit geldi. Sanki kapağınla birlikte sosyal medya için yazılmış bir kitap gibi duruyordu, nitekim de öyle olmuş. Ada günleri, Fenerbahçe tutkusu, kazandığı başarılar, ölümü bu bilgilere her yerden zaten ulaşabiliyoruz ve bu koca yürekli adam 120 sayfaya sığdıramazsınız. Sığdırmaya çalışırsanız da hayatının özetinin özeti olur.

Yazarın biyografisi

Adı:
Murat S. Dural
Unvan:
Türk Arkeolog, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1973
1973’te İstanbul’da doğdu. Hattat İsmail Hakkı İlkokulu’nda ve Halide Edip Adıvar Lisesi’nde okudu. 1993’te İstanbul Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü’nü kazandı, lisans ve yüksek lisansını aynı bölümde yaptı. Çok sayıda kazıya, yüzey araştırmasına katıldı. İki yıl Bergama Müzesi’nde çalıştı. 2001’de askerlik görevi esnasında yaşadığı uykusuzluk sorunu sonucu ayaklarını ‘bilateral chopart’ seviyede kaybetti. Kaybetti ama kendini engelletmedi, engelletmiyor. Sporu çok seviyor ve gönül verdiği takımın tribünlerinde kendi topukları üzerinde duruyor. Akademik özlemlerini, ülkesi ve gönül verdiği arma için projeler üreterek telafi etmeye çalışıyor. 2006 yılında ‘Stadyumlardaki Engelli Alanlarının İyileştirilmesi’ ve ‘Büyük Kulüplerde Bedensel Engelli Branşların Arttırılması’ yönünde çalıştı. 2009’da Türkiye’deki engelliliğe, engelliliğin sadece bir düşünce olduğuna, taraftarlığın pozitif tarafına vurgu yapmak için dünyada ilk defa yapılan bir organizasyona dostlarıyla imza attı. Alex De Souza’nın ayaklarının silikon kalıplarını aldı, yürüdü, hatta koştu. Evladıma Miras Bu Sevda adlı kitapta yer alarak hayatını ve bu organizasyonun detaylarını yazdı. 2015 yılında Genç Profesyoneller Beşiktaş Platformu tarafından "Yıkılmayan Adam" ödülüne layık görüldü. 2004’ten beri özel bir şirkette çalışıyor. 2014’te Fantastik ve Bilimkurgu Sanatları Derneği’ne (FABİSAD) üye oldu. Yabani, Rotka, Vagon gibi dergilerde yazıları, öyküleri yayınlandı ve yayınlanmaya devam ediyor. 2016 Kasım ayında İthaki Yayınları'ndan Yankı Enki editörlüğünde ilk öykü kitabı "Kibrit Ev" çıktı.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 28 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 20 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.