Naim Dilmener

Naim Dilmener

Yazar
8.2/10
10 Kişi
·
20
Okunma
·
2
Beğeni
·
554
Gösterim
Adı:
Naim Dilmener
Unvan:
Yazar, Müzisyen
Doğum:
Mardin, 1956
1956 yılında Mardin’de doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi Mardin’de okudu. Beyazıt Maliye ve Muhasebe Yüksek Okulu’nu bitirdi. İlk yazı denemeleri mizah dergilerinde yayımlandı. (Sezai Solelli idaresindeki) Salata, (Oğuz ve Tekin Aral idaresindeki) Gırgır ve Fırt dergilerinden sonra, Kandemir Konduk’un kurduğu GÜM (Güldürü Üretim Merkezi) için yazı yazmaya başladı. Burada, Perran Kutman ve Müjdat Gezen’in radyo reklamları ile sahne show’ları için kısa metinler yazdı. Daha sonra kısa öyküler de yazmaya başladı. Bu öykülerden bir kısmı, Oluşum ve Sesimiz gibi edebiyat dergilerinde yayımlandı. 1995 yılında Mavi Radyo’da “Eski Kırkbeşlikler” ve “Bir Espresso, Bir Espresso Daha” adlı iki program yapmaya başladı.

Müzik üzerine amatörce sayılacak ilk yazıları, 70’lerin ortasında, Demokrat İzmir ve Bursa Hakimiyet gazetelerinde yayımlandı. 1997 yılında, Gazete Pazar’da ise düzenli olarak müzik üzerine yazmaya başladı. 1998 yılının sonbaharında bu gazeteden ayrılarak Radikal İki’ye geçti ve 2013’ün son aylarına kadar burada kaldı.

1998’de müzik piyasasındaki “single-remix-albüm” formülüne paralel giden iki kitabı, Çalıntı tarafından yayınlandı: Sabrina-The Remixes ve İmkansız Aşk Hikayeleri. Yazarın bu kitaplar dışında, Bak Bir Varmış Bir Yokmuş/Hafif Türk Pop Tarihi (İletişim), Eleştirmenin Günlüğü (Everest) ve Hür Doğdum Hür Yaşarım/Ajda Pekkan Kitabı (Everest) adlı üç kitabı daha bulunmakta. 2001 yılında tutulmaya başlanan bir müzik günlüğü olan Eleştirmenin Günlüğü, her bir yılı ayrı olmak üzere e-kitap olarak da yayımlandı.

Günümüzde Milliyet Sanat ve OT’a düzenli olarak yazan Dilmener’in Açık Radyo’daki “Dünya Dönüyor” ve muhtelif yerlerdeki “Eski 45’likler” DJ’liği de devam etmekte.
Sözde kriz kapıda deyip duruyorlardı. Güya üretim durmuş da her yer işten adam çıkarıyormuş filan; peki kardeşim, nasıl oluyor da herkes birden alışveriş kuyruğuna giriyordu?
Naim Dilmener
Sayfa 56 - Dk
Bu işler de böyleydi demek ki; şarkıyı ilk sizin bulmuş, sizin söylemiş olmanız her şeyin yolunda gideceği anlamına gelmiyordu, sizin plak olduğu yerde tozlanırken, aynı şarkı ile bir başkası listelerin tepesine kurulabiliyordu. 'Pop', biraz da bu demekti ve tek başına şarkının iyi ya da sağlam olması, çoğu kere, hiçbir işe yaramıyordu.
Türk popunun ilk sponsor’luk macerası Coca Cola ile başlar. Coca Cola, 1968 yılında yapılan Topkapı Müzik Festivali’ne destek verir ve bunun karşılığında da, ana yarışma ile birlikte, bir de cıngıl yarışması düzenlenmesini ister. Emir yüksek yerden gelir, üstelik de ilk emirdir. Her şey ayarlanır, yarışılır edilir ve Selçuk Alagöz, Günnur Perin ve Kadri Ünalan ilk üçe kalır. İpi Selçuk Alagöz göğüsler; Kadri Ünalan ikinci, Günnur Perin ise üçüncü olmuştur. Ama en akılda kalan melodi Günnur Perin’inkidir. Diskotek dergisine göre, “Açıkhava’dan ayrılan dinleyicilerin dilinde hep bu melodi vardı…”

Selçuk Alagöz, birincilikten aldığı parayı afiyetle yemeye başlamışken, Ülkü Aker’in gönderttiği mahkeme celbi ile karşılaşır. Cıngıl’ın sözlerini yazan Ülkü Aker, yarışma öncesi ödülün %25’ini alması hususunda mutabık kalındığını söylemekte ve Selçuk Alagöz’ü bütün parayı kendisine saklamakla suçlamaktadır. Ülkü Aker’in “temennisi” barışmalarıdır ama, “bazı kişiler Selçuk ve Rana’ya menfi tesir ederek” onları etkilemiştir. Böylelikle ilk sponsor maceramız mahkemede biter.
Bu toplu taşıma araçları da gezen kahveler gibiydi; hep sohbet, hep fikir yürütme. Sizi kimse dinlemediğinde de telefonunuza sarılıyor, birilerini arıyor, atıp tutuyordunuz. Neredeyse ortak yaşamaya başlamıştık. Kimselerin gizlisi saklısı kalmamış gibiydi.
Naim Dilmener
Sayfa 65 - Dk
Hayat işte, hepimizin önünde koşuyor. Dünya dönmüş, dönmüş ve elde ne var ne yok, her şeyi internete yığmıştı. Artık ne ararsan oradaydı; tam hep denildiği gibi, tek tuşla ve üstelik bedava. Neyseki benim gibi ille de plağın kendisi, ille de kağıdın kendisi diye yırtınan manyak hala çoktu da bu iş zayıf da olsa dönmeye devam ediyordu.
Naim Dilmener
Sayfa 40 - Dk
İşin ılımlısına da hiçbir zaman inanmadım, "her görüşe ve her inanca saygılıyız" yalanlarına da. Heriflerin derdi bizi İran yapmaktı; olmadı Katar ya da Suudi Arabistan.
Naim Dilmener
Sayfa 59 - Dk
Kral TV’nin yayına girmiş olması, uzun vadede Türk popunun önüne çok ağır iki fatura çıkaracaktır. Bu ağır faturalardan birincisi, artık genç ve güzel ya da yakışıklı olmayanlara, bu piyasada kolay kolay hayat hakkı tanınmayacak oluşudur. Zaman içinde, işin “görsel” yanı müziğin önüne geçecek ve olmaz sanılan şey olacaktır. Artık “ses” olmadan şarkıcı olunabilecek ama “gençlik - güzellik" olmadan asla kapılardan içeri girilemeyecektir. İkinci fatura da en az bunun kadar ağırdır. Kral TV’nin varlığı nedeniyle, müzik piyasamız “klip” tuzağına mecburen düşecek ve kendini kilitleyecektir. İşin başında, her şey oldukça keyifli ve güzeldir. Şarkılara klipler çekilmekte, bu klipler televizyonda dönmekte ve klipler döndükçe de albümler satılmaktadır. Ancak her şey bu kadar basit devam edemeyecektir. Bir süre sonra bu kanal, kliplerini televizyon vasıtası ile herkese göstermek isteyenlerin önünde bir “tarife” ile çıkacak ve tarifeye uymayanların gönderdiği klipler çöp sepetini boylayacaktır.
Bu adamların adı "iyi çalışıyorlar"a nasıl, ne zaman çıkmıştı? Neredeyse yaptıkları her şey insanın elinde kalıyordu; asfaltlar çatlıyor, yollar göçüyordu.
Naim Dilmener
Sayfa 45 - Dk
Din, zenginler daha fazla zengin olsun diye vardı. Bitmeyen kavga da din için yapılmış gibi görünürdü ama aslında para içindi. Hep böyleydi!
Naim Dilmener
Sayfa 59 - Dk
256 syf.
·3 günde·9/10 puan
Tutkulu bir plak koleksiyoncusunun hayatının plağını bulduğunu sanması ve o plak için neleri gözden çıkaracağının anlatıldığı eğlenceli bir o kadar da düşündürücü bir kitap.
Kitap kolleksiyonu yaptığım için kitapta kendimi de buldum. Borç batağına saplanmaktan geri kalmayarak almak istediğim bütün kitapları aldım. Alamadıklarımı da almak üzere ekonomik durumumu planlıyorum. Koleksiyonerliğe ister hastalık deyin ister başka bir şey. Biz ölünce nasıl olsa bir şekilde çöp olacaklar. Varsın bütün koleksiyonum benimle birlikte yok olsun.
256 syf.
·2 günde·6/10 puan
Bu kitabı tamamen plak sevdamdan dolayı merak edip almıştım. Kitap da bir plak koleksiyoncusunun yaşadığı bir yılı anlatıyor. Bu plak tutkunu kişinin plak sevdası için ailesini ve kendi hayatını bir kenara nasıl attığı ve nası çığırdan çıktığı anlatılıyor. Bazen hah şimdi aklı başına geldi diyosun, sonra yine aynı şeyleri yapıyor. Bana plak tutkusu abartı geldi. Spoiler vermek istemiyorum o yüzden gidişattan söz edemicem. Gündem olarak değinmeleri güzeldi sadece. Özellikle Gezi zamanlarında yaşanılanlar ve malum iktidarın yaptıklarına eleştirileri güzeldi. Kitaptaki isimler falan hep günlük hayatımızdaki isimlerin bir kaç harf veya hece olarak değiştirilmiş haliydi. Okurken gülümsetiyordu o anlamda. Sezen Aksu'dan Sezenak Su olarak bahsedilmiş mesela. Zaten kitap tamamen Sezen Aksu hayranlığı üzerine kurulmuş. Orta halli bir kitap olmuş. Bir çırpıda okunabiliyor zaten.

Yazarın biyografisi

Adı:
Naim Dilmener
Unvan:
Yazar, Müzisyen
Doğum:
Mardin, 1956
1956 yılında Mardin’de doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi Mardin’de okudu. Beyazıt Maliye ve Muhasebe Yüksek Okulu’nu bitirdi. İlk yazı denemeleri mizah dergilerinde yayımlandı. (Sezai Solelli idaresindeki) Salata, (Oğuz ve Tekin Aral idaresindeki) Gırgır ve Fırt dergilerinden sonra, Kandemir Konduk’un kurduğu GÜM (Güldürü Üretim Merkezi) için yazı yazmaya başladı. Burada, Perran Kutman ve Müjdat Gezen’in radyo reklamları ile sahne show’ları için kısa metinler yazdı. Daha sonra kısa öyküler de yazmaya başladı. Bu öykülerden bir kısmı, Oluşum ve Sesimiz gibi edebiyat dergilerinde yayımlandı. 1995 yılında Mavi Radyo’da “Eski Kırkbeşlikler” ve “Bir Espresso, Bir Espresso Daha” adlı iki program yapmaya başladı.

Müzik üzerine amatörce sayılacak ilk yazıları, 70’lerin ortasında, Demokrat İzmir ve Bursa Hakimiyet gazetelerinde yayımlandı. 1997 yılında, Gazete Pazar’da ise düzenli olarak müzik üzerine yazmaya başladı. 1998 yılının sonbaharında bu gazeteden ayrılarak Radikal İki’ye geçti ve 2013’ün son aylarına kadar burada kaldı.

1998’de müzik piyasasındaki “single-remix-albüm” formülüne paralel giden iki kitabı, Çalıntı tarafından yayınlandı: Sabrina-The Remixes ve İmkansız Aşk Hikayeleri. Yazarın bu kitaplar dışında, Bak Bir Varmış Bir Yokmuş/Hafif Türk Pop Tarihi (İletişim), Eleştirmenin Günlüğü (Everest) ve Hür Doğdum Hür Yaşarım/Ajda Pekkan Kitabı (Everest) adlı üç kitabı daha bulunmakta. 2001 yılında tutulmaya başlanan bir müzik günlüğü olan Eleştirmenin Günlüğü, her bir yılı ayrı olmak üzere e-kitap olarak da yayımlandı.

Günümüzde Milliyet Sanat ve OT’a düzenli olarak yazan Dilmener’in Açık Radyo’daki “Dünya Dönüyor” ve muhtelif yerlerdeki “Eski 45’likler” DJ’liği de devam etmekte.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 20 okur okudu.
  • 9 okur okuyacak.