Göründüğünden daha büyük kitaplar kategorisinde bugün 6:45 Yayınlarından çıkan "Anarşist Bir Film Teorisi"ni okudum. Alt başlığı "Foucault & Deleuz Ekseninde". Hem sinema hem de Deleuz -Foucault kitaplarını okumuşluğum var- dipsiz bir cehalete sahip olduğum için çok bildiğim bir alana dair okuma değildi, bu defaki. Kitabın yazarı "Nathan Jun" Texsas Üniversitesi'nde akademisyen. Kitap benim anladığım şeyi mi anlattı emin değilim ama kabaca çıkarımlarım şunlar oldu: 1. Evet, Marxistlerin dediği gibi sinema kültür endüstrisinin elinde, anaakım filmler yaptırıyor; ama bu tespit biraz "sığ".
2. Muhalif, avandgart vs. denilen filmler de aslında kültür endüstrisi tarafından marjinallik esansıyla pazarlanıyor, bu işten ciddi paralar kazanılıyor.
3. Sinema, edebiyattan bazı noktalarda farklı, edebiyat okuru kitabın fiziksel çevresiyle sınırlı, sinema okuru DVD'ye bakarak ne meramı anlar ne de meramını anlatabilir, sinema seslerin ve görüntülerin devreye girdiği sinemanın izleyiciyi, izleyicinin sinemayı kurduğu bambaşka bir güç ilişkisine yaslanır. 4. Kültür endüstrisinin etkisinden ancak anarşist bir sinema kurtulabilir, bu da üretim ve tüketimin birbirini beslediği yerden başlar. "İsyan, marjinallik, öteki olma" da pazarlanıyor mu diye soruyoruz elbette. Bağımsız sinema diye bir şeyin varlığından söz etmek hali hazırda mümkün görünmüyor. Elbette genel kabullere her film karesinde kafa atan senaristler, yönetmenler, yapımcılar mevcut / mevcuttur ya da kültür endüstrisi olmayan "çok sesliliği" var gibi gösteriyordur. Hangisi doğru? Güzel kitap, güzel boyut, iyi bir iş. İyi okumalar... #anarşistbirfilmteorisi #nathanjun #6:45 #sinema #foucault #derida #deleuze #marxs #kültür #kültürendüstirisi #felsefe #güç #senaryo #film #bookstagram #instagram #neokudum #neokusam #kitap