“…Televizyon yoktu henüz. Sokağı seyrederdim. Ortada büyük, iki yanda küçük, zarif ince çerçeveli, iki katlı pencere. İki elle kaldırıp sol elle tutarken sağ elle iki kulağını büktün mü, tamamdı, artık düşmezdi. Sokak seyri, hayatla tek bağım, tek eğlencemdi. Beyoğlu’nda çocuk olmak zordu. Çocuk yok, kardeş yok, arkadaş yok, oyun yok, sokak yok, ağaca çıkmak yok. Hatta oyuncak da
yok...
Yani gel de dansöz olma!”