Hiçbir anlamı olmayan sesler çıkartarak oynayan çocukların, sözcüklere ihtiyacı yoktu. Yoldan geçerken, evdeyken, okuldayken ya da uyuyorken işittiğinizde asla anlamayacağınız sesler kendiliğinden ortak bir dile dönüşüverirdi.
Bir kere sözcükler anlamını karşılamıyordu.
'Denge', yaşamın ritmi karşısında 'bisiklet sürebilme' demek değildi.
'Rüzgâr', taze bir fide için 'fırtına' demekken, 'deniz', kurak topraklarda büyüyen çocuklar için 'su' anlamına bile gelmiyordu.