Nihayet Dergi

Nihayet Dergi

Dergi
8.2/10
32 Kişi
·
178
Okunma
·
25
Beğeni
·
228
Gösterim
Adı:
Nihayet Dergi
Doğum:
Ocak 2015
Gündelik hayatın hikâyesini yazan bir dergi.

Yaşadığımız hayatın kaydını tutmakta zorlanıyoruz. Çünkü nasıl yaşadığımızın farkına varmadan yaşıyoruz. Yaşadıklarımızdan, tanıklıklarımızdan çok şikâyet ediyor, hep sızlanıyoruz.

Değişik mecralardan her gün onlarca hayat hikâyesine maruz kalırken bir yerlerde birilerinin asli olanı yaşamaya devam ettiğini hayal ediyoruz. Bazen hayal bile edemeden bütün güzel iyi şeylerin geçmişte olduğunu varsayarak “Nerede o eski günler!” diyoruz. Tarihe acılarından arındırılmış bir geçmişin bağrına varır gibi varmak istiyoruz. Oysa yaşadığımız günler yarınlar için tarih aynı zamanda.

Bu günü idrak etmek, yarın üzerine basılacak yol izi oluşturmak üzere NİHAYET dedik, çıktık yola.

Nihayet, NİHAYET dergide gündelik hayatı konuşacağız.

Nihayet herkesin birkaç dakikalığına ünlü olduğu bir zamanda, gözümüzün önünde duran, ama ekrana bakmaktan yorgun düşmüş gözlerimizin fark edemez olduğu güzel hayatları göreceğiz.

NİHAYET’in mutfağında Fatma Barbarosoğlu ve Nazife Şişman var.

Onların hayat tecrübesi, genç bir ekibin enerjisi ile buluşuyor. NİHAYET, 2000’li yılların Türkiye’sinin kaydını tutmak üzere yola çıkıyor.
Babam (Cemil Meriç) gece kalkar, kütüphanenin karşısına geçer, "Hiçbirinizi okuyamayacağım" diye ağlardı. Şimdi ben de aynı duyguya kapılıyorum. O kadar çok okumak istediğim kitap var ki, okuyamayacağımı düşünerek içimden ağlamak geliyor.

Ümit Meriç
Her kusur sonrasında pişmanlıkla başa dönüyor ve formülümüzü revize ettikten sonra yeniden, sıfırdan başlıyoruz. Olan ise parçalanmış benlikler. .
Sahillere vurulmuş çocuk cesetlerinin fotoğraflarını paylaşmakla acı hafiflemez.Fakat her yeni cihazı almakta bu kadar iştahlı davranmazsak,bağımlısı olduğumuz cihazların minerallerini üretmek için madenlerde çalışan çocuk işçilerin acısı, maliyeti düşürmek için iç savaş çıkaran büyük şirketlerin(!) cesareti belki biraz azalır.
Günümüzde çoğu kişi için özel hayat, korunması ve muhafaza edilmesi gereken bir değer olmaktan ziyade şöhret ve bilinirlik karşılığında verilebilecek bir toplumsal bedel gibi görülüyor.
Buğunun kendiliğinden çözülmesi çok zor, anladığım kadarıyla kalbin perdesinin kalkması ve şehrin üzerindeki sis bulutlarının dağılması arasında bir ilişki var..Ancak kendimizi daha iyi tanıdığımızda ve farkında olduğumuz bir yaşama kapı araladığımızda şehrin üzerindeki sis bulutları dağılabilir. Bulutlu bir hava ile güneşli berrak bir hava bir midir? Belki biraz bu berraklaşma üzerine kafa yormalıyız. Zaten bütün yollar hakikate ulaşmak ve arınmış kalple huzura çıkmak için kurulmamış mı? “ARIN”kendini tanı ve yaşadığın şehrin farkına var..
Eskiden istihbaratçıların büyük emeklerle elde ettiği bilgiler,bizzat kişinin kendisi tarafından sunuluyor. Görmenin,görünmenin,gözetlemenin ve dolayısıyla teşhir ve mahremiyetin yeni halleri ile karşı karşıyayız.
Ducille Jamaika, Kenya, Malezya, Çin, Meksika, İspanya, Brezilya gibi ülkelerin özelliklerine uygun Barbie'lerin üretilmesini, Barbie'yi "dünyanın bebeği" haline getirme çabasını çok kültürlülüğün bir göstergesi olarak değil, çok kültürlülüğün kapitalizmin ellerinde olduğunu açık eden bir işaret olarak yorumlamak gerektiğini söyler.
"Farklı ol, hareketli ol, yık geç!" İyi ama ya incitmek istemiyor ya tarumar etmekten hoşlanmıyor ya benlikler pazarında kendisine iyi bir müşteri aramıyorsa o kişi? Onu kişisel olarak yetersiz bulmaya ve ilaçlarla "canlandırma"ya ne hakkımız var?
Oysa Çinli şair Yuan Mei 200 yıl önce söylemişti.
"Kitaplara olan sevgi, aslına bakılırsa, öteki sevgilerden hiç farklı değildir."
95 syf.
·115 günde·Puan vermedi
küçükken bilgisayarı olan bi ağabeyin evine misafirliğe gidince "gta var mı abee" diye saldırdığımız gibi, kitap fuarında albayrak medya standına koşup "nihayet dergisi var mı abee" diye sormuştum -o zamanlar sanırım daha ehemmiyetliydi zira aldıktan 7 ay sonra elime alıyorum dergiyi-. pek naif ağabeyimiz bu tavrıma şaşırsa da "yeniler kalmadı ama eski sayılar var hem de 3 liradan veriyoruz" deyiverdi, öğrenci insan ucuzluğu görünce durur mu? hızlıca göz gezdirip kapakları dikkatimi çekenleri ayırdım bir kenara, bu sayı da olası eğitimci kimliğimi "bize her yer okul" yazısıyla cezbetti. yazılar 'kadın dergisi' ön yargısını yüzeysel görüşle doğrular gibi olsa da biraz derûnuna inince öyle olmadığı anlaşılıyor. sık sık reklamları görmem dışında şimdilik güzel gidiyor, ilerde muhtemelen eklemelerde bulunurum buraya. buraya kadar okuyabilenlere de bu sabırlarını hayat boyu korumaları duâsı ile...
44 syf.
·6 günde
Eğitim sistemi bir arabanın yürüyen sistemi gibidir. Eğitim sistemimizin öneminin anlatıldığı, mevcut eksikliklerin ve hataların belirtildiği güzel bir dergi olmuş..Kısa ama öz değerlendirmeler için okumanızı tavsiye ederim.
120 syf.
·4 günde·Puan vermedi
"Kabe'nin yancagizinda ve tavafin orta yerinde diz cokulerek yapilan bir evlilik teklifinde ya da sosyal medyada rastladigimiz abdestli namazli romantik "hosluklarda" bizi rahatsiz eden nedir?" Konusu beni kendine cekti ve cok guzel tesbitler vardi.Ayrica son bolumunde merdiven konusuna deginilmis ilgi cekici idi.Yine bir cirpida biten bir sayi olmus emek verenlerin ellerine ve yureklerine saglik.
120 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Nihayet Dergiyi dosya konusu hosuma gittigi icindaha onceki aylarda bir kac kez alip okumustum.2 aydir da duzenli alip okumaya karar verdim.Dolu dolu ve ince ince dokunmus bir dergi.Sadece derginin sayfa duzeni beni biraz yordu ama bu kadar kusur olabilir .

Yazarın biyografisi

Adı:
Nihayet Dergi
Doğum:
Ocak 2015
Gündelik hayatın hikâyesini yazan bir dergi.

Yaşadığımız hayatın kaydını tutmakta zorlanıyoruz. Çünkü nasıl yaşadığımızın farkına varmadan yaşıyoruz. Yaşadıklarımızdan, tanıklıklarımızdan çok şikâyet ediyor, hep sızlanıyoruz.

Değişik mecralardan her gün onlarca hayat hikâyesine maruz kalırken bir yerlerde birilerinin asli olanı yaşamaya devam ettiğini hayal ediyoruz. Bazen hayal bile edemeden bütün güzel iyi şeylerin geçmişte olduğunu varsayarak “Nerede o eski günler!” diyoruz. Tarihe acılarından arındırılmış bir geçmişin bağrına varır gibi varmak istiyoruz. Oysa yaşadığımız günler yarınlar için tarih aynı zamanda.

Bu günü idrak etmek, yarın üzerine basılacak yol izi oluşturmak üzere NİHAYET dedik, çıktık yola.

Nihayet, NİHAYET dergide gündelik hayatı konuşacağız.

Nihayet herkesin birkaç dakikalığına ünlü olduğu bir zamanda, gözümüzün önünde duran, ama ekrana bakmaktan yorgun düşmüş gözlerimizin fark edemez olduğu güzel hayatları göreceğiz.

NİHAYET’in mutfağında Fatma Barbarosoğlu ve Nazife Şişman var.

Onların hayat tecrübesi, genç bir ekibin enerjisi ile buluşuyor. NİHAYET, 2000’li yılların Türkiye’sinin kaydını tutmak üzere yola çıkıyor.

Yazar istatistikleri

  • 25 okur beğendi.
  • 178 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 70 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.