Sonunda doktor elini Emre’nin göğsünden çekip
başını eğdi. Gözleri önünde yatan gencecik yüze kilitlendi. Yavaşça
kolunu kaldırıp saatine baktı.
“Ölüm saati 06.15.”
Hemşire monitörü kapattı. Odada derin bir sessizlik vardı.
Emre, ailesinden kilometrelerce uzakta, üniversite okumak için
geldiği şehirde, okul harçlığını çıkarmak için kuryelik yaparken,
şımarık birkaç zengin genç yüzünden kaldırıldığı hastanede tek
başına hayata, sevdiklerine ve hayallerine veda etmişti.