Okay Gönensin

Okay Gönensin

YazarÇevirmen
8.0/10
53 Kişi
·
142
Okunma
·
0
Beğeni
·
89
Gösterim
Adı:
Okay Gönensin
Unvan:
Türk Gazeteci Yazar,Televizyoncu
Doğum:
14 Ekim 1950
Ölüm:
13 Temmuz 2017
Cumhuriyet Gazetesinde yazı işleri müdürü olarak çalıştı.Sabah,Yeni Yüzyıl ve Yeni Bin Yıl gazetelerinde köşe yazarı olarak çalıştı.2000 yılında Vatan Gazetesi'ni kurdu.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
374 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitap 1905 yılında Nobel edebiyat ödülünü almış. Konusuna gelince; 1600'lü yılların ortasında Doğu Avrupa coğrafyasında Kazaklar Kırım Tatarlarını da yanlarına alarak, Lehlere karşı başkaldırırlar. Yaşanan katliamların ve savaşın ortasında filizlenen aşk kitaba ayrı bir güzellik katmış. Çok güzel bir kitap.
177 syf.
·67 günde·Beğendi·8/10
B.Travenin elinden çıkmış çok güzel bir meksika öyküsü. Olay örgüsü çok ince düşünülmüş ve yapay durmuyor. Vermek istediği mesajı da olaydan koparmadan, okuru sıkmadan veriyor. Güzel kitap :)
328 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
30 Ocak 1933’te Hitler’in iktidara getirilmesiyle birlikte dünyanın en karanlık en uğursuz dönemi başladı. Bu tarih itibariyla insan avına çıkıldı. Başta komünistler, anti-faşistler, Yahudiler olmak üzere tutuklanmaya, sokak ortalarında katledilmeye başlandı. Almanya’nın cezaevleri doldu taştı. Ve tam bu günlerde törenler eşliğinde toplama kampları açıldı. Hitler faşizmiyle özdeşleşen toplama kamplarından ve buralarda yaşananlardan söz etmek dahi insanı ürkütüyor. Gaz odaları, ölüm merdivenleri, duvar dibinde veya bir çukurda topluca kurşuna dizme, uçurumdan aşağı atma, insan aklının almayacağı tıbbi deneylerde bulunarak öldürme ve daha onlarca yüzlerce vahşet örneği faşizmin ve toplama kamplarının manzarasını oluşturuyordu. Fransa Komünist Partisi militanlarından Jean Laffitte’nin kaleme aldığı ve Mauthausen toplama kampını en ince ayrıntısına kadar anlatan ‘’Eylem Adamları’’ kitabı faşizme karşı mücadelede bilinç-inanç-tutarlılık kavramlarının ne kadar önemli olduğunu anlatır. “Eylem Adamları”, kurtuluşa, özgürlüğe inanan insanların zorlukların üstesinden nasıl geldiklerinin belgeseli niteliğinde bir kitaptır..
Yazımı kamptan sağ kurtulan bir kişinin yazmış olduğu bir cümle ile bitirelim: ”Bizi kurtarmaya gelenler beraberlerinde yiyecek, içecek, giyecek gibi birçok şey getirdiler. Ne olurdu, birazcık rahat uyku da getirseydiler…”
336 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Kitap kesinlikle ödülünü hakediyor. İlk 100 150 sayfa sıkıcı gelebiliyor ama konuyu anlatabilmek için ilmek ilmek işlemiş o sayfaları. Diğer sayfalarda anlıyorsunuz bunları. Kazakların ve Lehlerin arasındaki kanlı savaşa tanık olacaksınız. Yaşlı Zagloba, Bakir Longinus, Subay Wolodowski ve Albay Jan Kretuski'nin maceralarına tanık değil ortak olacaksınız. Sizde onlarla beraber yaşayacaksınız maceralarını. Ve güzeller güzeli Helen. Ve Güçlü Kazak Bohun. Ve Dük Yarema. Ve Şmielniçki. Karmaşık, ama bir bütün içinde olan bütün bu olay örgüsünün içinde olmaya hazır olun. Kitabı elinize alır almaz bitirmek isteyeceksiniz.
336 syf.
·Beğendi·10/10
Bu zamana kadar okuduğum kitaplar arasında en etkilendiklerimden. Bir savaşın hemen tüm unsurlarıyla tasvir edilmesini ve bunun da harika bir kurguya oturtulmuş bir aşk hikayesiyle beraber edebiyatın sihirli diliyle öğrenmek isterseniz kitabı muhakkak okuyun. 20 yılda aralıklarla bir kaç kez okuduğum, azgın yeğenlerimi sakinleştirebilmiş ve canı sıkılanlara her tavsiye ettiğimde asla utandırmamış bu eser tam bir başyapıt.

17. Yy'da Ukrayna bozkırları Polonyalılara aitken isyancı Kazaklar yanlarına Tatarları da alarak yeni bir isyan başlatırlar. Dük Yarema'nın liderliğinde Teğmen Kretuski ve arkadaşları (Sarhoş Zagloba, Bakir Longinus, subay Wolodovski) Şmielniçki önderliğindeki sayıca çok üstün isyancılarla ve sevgilisi güzel Helen'e göz koymuş Kazak Bohun'la mücadeleye girişeceklerdir.

Kitapta dil o kadar akıcı ve sade ki, 330 sayfalık eseri (Sabah Nobel serisi'nden #okaygönensin 'in güzel çevirisiyle okudum) bitirmeden elinizden bırakmayacaksınız.
328 syf.
·9 günde
İşgalci Hitler faşizminin tüm Avrupa coğrafyasını kasıp kavurduğu bir dönemde geçen kitabımız, Fransa'nın kırsalında Alman askerlerine, işbirlikçi Fransız polis güçlerince teslim edilmiş bir grup Komünist/Devrimci, Yurtsever, Antifaşist ve Avrupalı Yahudilerin ölüm kamplarında devrimleşen direnişlerinden söz etmektedir. Hitler güçlerinin Kırım ve Ukrayna'ya kadar ilerlemesinin ardından ülke içinde kurtuluş cepheleri oluşturulmaktadır. Adeta insan kıyımına ve avına çıkan Nazi güçleri, bir yandan da bu kıyımları daha da hızlandıracak; toplama kampları, insan yakma fırınları, ölüm havuzları, gaz odaları gibi insanlık dışı yapılar inşa etmektedir. Böylesi bir  işgal altında olan Fransa'da da kısa sürede komiteler kurulmakta, hızlıca örgütlenmeler sağlanmaktadır. Halk, Parti komitelerinden çıkan kararlara, eylemlere bizzat kaltılmakta, şehrin farklı farklı noktalarında bulunan, giriş-çıkışı sağlayan köprüleri bir bir havaya uçurmaktadır. Nazilere gelecek yardımları engellemek ve aynı zamanda Sovyet güçlerinin ülkeye girişini hızlandırmak istemektedirler. Eylemliliklerin yoğun olduğu bir dönemde, bir polis aramasında tutuklanıp, Mauthausen toplama kampına gönderilen bir grup Fransız Komünist Partisi üyesinin, yurtseverlerin, anti-faşistlerinin ilmek ilmek ördüğü dayanışmanın kurtuluşu nasıl getirdiğini gözlemleyeceğiz kitapta.  Henüz toplama kampı yolunda dayanışmanın fitilini ateşleyen, ezilenlerin gücünü örgütleyen partililer, kurtuluşun çok uzakta olmadığını öngörebildiler. Sıkı bir denetimin gerçekleştiği toplama kamplarında Kapoların, acımasız ve ölüm kusan Kommandoların gözleri önünde örgütlü mücadeleyi kampın tüm alanlarına yayabildiler. Her gün sayısını artırarak devam eden ölümler ve kamptaki yaşam koşullarının giderek ağırlaşması, kurtuluşu hızlandıran diğer unsurlar olmuştu. Özetle; “Umut Oldukça Hayat Vardır” diyebildiler. Umudu diri tutmakla ilgiydiler. Öfkeyi, özgürlüğü getirecek bir araç gibi bildiler, bilediler... Kitaptan “örgütlü güç/öfke” gerçeğinin, kurtuluşu nasıl getirdiğini, bunu nasıl örmek gerektiğini birçok biçimiyle görüyor, öğreniyoruz. Bu sebeple yoldaşların, ortakların bir an evvel okumalarında yarar vardır. Kitap, ‘eylemsiz deneyim kazandırır’ kanaatindeyim. Bu, bir artıdır bizim için... deyip kısa tuttuğum kitap incelemesini tamamlamak istiyorum.
336 syf.
·Beğendi·8/10
Henry Sienkiewicz’e 1905 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandıran bu eser, okuyucuya bu takdimin ne kadar da yerinde olduğunu kanıtlamakta.
Zira günümüzde klişeleşmiş olan savaş ve aşk konusunu ta yüzyıl önce bu denli ustalıkla işleyebilmek başlı başına büyük bir yetenek. Günümüzde çoğu savaş romanı ya detaylarda kaybolmakta ya da bundan korkup fazlasıyla üstünkörü olup niteliğini kaybetmekte. Ancak Henry Sienkiewicz bu temada başarılı roman da yazılabileceğini bizlere evvelden göstermiş durumda.
17.yy’ın ortalarında Lehistan’da geçen kitap, önceleri Ukrayna Kazak ordusunda katip olan Bogdan Şmielmiçki’in daha sonrasında Kazakları örgütleyerek isyan çıkarmasıyla başlar.
Lehistan Dük’ü Yarema’ya karşı ayaklanan Şmiel arkasına aldığı milislerle birlikte Dük’e karşı savaşa girişir. Birkaç önemli çarpışmada da krallık ordusunu mağlup eder ve bundan sonra iç savaşa kadar sürüklenen olaylar Lehistan’ı kasıp kavurur.
Dük’ün muhafız ordusunda genç bir teğmen olan Jan Kretuski ise Şmielmiçki’nin başlattığı isyanı bastırmakla görevli subaylardan biridir. Bu gözü pek krallık subayı çıktığı seferlerin birinde Rozloghi şehrine varır ve bu şehrin merhum prensi Vassil Kurciwicz’in kızı Helen’e aşık olur. Herhalde kanlı Lehistan’da Jan Kretuski’nin aklına gelecek en son şeydir bu gönül kayması. Zaten savaştan kırılan bu topraklarda sevginin bir sonuca varabilmesi çok da kolay olmayacaktır. En nihayetinde Bohun adındaki bir başka Kazak önderi bu sevdaya en büyük engel olarak çıkacaktır karşımıza ve krallık ile isyancıların çarpışmaları kadar bu iki aşığın da çatışmaları bizleri meraka sürükleyecektir.
Kitaptaki bu olay örgüsü zengin betimlemeler ve de usta bir anlatımla bizi her bir sayfada içine çekmektedir. 17.yy Lehistan şartlarına, kıtlıkla boğuşan halka ve aynı zamanda savaş stratejilerine anbe an tanık olmaktayız adeta.
336 syf.
·Puan vermedi
lk nobel edebyet ödülü alan Henrryk Sienkiewicz polonyalı yazarın güzel bir romanı
Yazar dehası ve 1905 ilk nobel edebiyet ödülü aldıktan sonra mücadele için hareket eder ve bu yolculuk sırasında 70 yaşında vedat eder.

Yazarın biyografisi

Adı:
Okay Gönensin
Unvan:
Türk Gazeteci Yazar,Televizyoncu
Doğum:
14 Ekim 1950
Ölüm:
13 Temmuz 2017
Cumhuriyet Gazetesinde yazı işleri müdürü olarak çalıştı.Sabah,Yeni Yüzyıl ve Yeni Bin Yıl gazetelerinde köşe yazarı olarak çalıştı.2000 yılında Vatan Gazetesi'ni kurdu.

Yazar istatistikleri

  • 142 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 90 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.