İnsanı yeni bir eylemden, davranıştan uzak tutan bir ses var içinde. "İyisin iyi, eski köye yeni adet çıkarma, dertsiz başına dert alma, " deyip duruyor. En kolay, en rahat neresiyse orada kalmanız için size oyunlar oynuyor, Dimyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan olacağınıza dair korkular yayıyor. Buna alışkanlık ya da yeni tabiriyle konfor alanı deniyor. Mutlu mu olmak istiyorsun at ağzına bir dilim börek, başarılı hissetmek mi istiyorsun bilgisayar oyununda bir seviye ilerle, neşelenmek mi istiyorsun iki kedi videosu izle, saygı görmek mi istiyorsun sosyal medya da gündeme dair muhalif iki cümle kur olsun bitsin. Hayat, teknoloji ve sistem bu zamanlarda insana "iyi hissetmesi" için bir sürü oyuncak veriyor. Yeter ki sorun çıkarmayan, usłu çocuklar olsunlar. Çevre ise değişiklikten hoşlanmaz, çok az insan köklü bir değişik lik için -siz söylemeden- destek verir, gerisi çoğunlukla yargılama ya da ket vurma içerir. Ya da bazen asıl içerikten yoksun, daha da moral bozucu olur.