Önder Aydın

Önder Aydın

Çevirmen
7.3/10
16 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
26
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
198 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Paha biçilmez hazinem..
Sizi seven arkadaşınız..
Sadık köleniz..
Biricik sevdiceğim..
Varvara’m..
Sevgililer sevgilisi..

Ne kadar içten, ne kadar anlamlı ve kendine has değil mi? Yoksulluk teması altında iki yürek, bir yaşam. Okurken insanın yüreğinin cız etmemesi mümkün değil. Birbirine duydukları aşkın önünde iki birbirini seven insanın kendinden çok karşısındakini düşünmesi, süregelen yoksulluk.. Kitabın en sonunda aralarındaki aşka rağmen biri vazgeçiyor. Belki de yoksulluktan sıkılıyor. Kendi onurunu ayaklar altından kurtarmak istiyor. Gidiyor. Belki isteyerek belki istemeyerek fakat bir vazgeçiş söz konusu. Cebinde son kuruşuna kadar düşünmeden sevdiği kadına vereceği, sadece duygularıyla hareket eden, aşkın gözlerini kör ettiği her şeye rağmen onuruyla hayatını sürdürmeye çalışan bir adam. İnsanlar bu adamın yamalı kıyafetler, kullanmaktan yırtılmış ayakkabıları giymesi üzerine kişiliklerini yargılayacak, onurunu ayaklar altına alacak korkusuyla verdiği mücadelenin içinde verdiği savaştan bahsediyor. Adeta siz de o savaşta taraf oluyorsunuz ister istemez.
Beni aslında en çok etkileyen kısım 9 Eylül‘de başına gelen olay oldu. Ekselansların bulunduğu bir yerde, bahsi geçen onuruyla, şerefiyle, geçimini yazıları temize geçerek sağlayan bu yoksul adamın ceketinin düğmesinin yerinden kopup Ekselansların ayaklarının dibine yuvarlanması.. Bunun üzerine “her şey bitmişti, itibarım, onurum, hepsi..” demesi.. Bir insanın onuru, şerefi düşen o düğmeyle beraber yerle bir olabilir mi!! Gerçekten bu kadar basit miydi? Bir başka olayda da cebindeki son kuruşa kadar zaten kendisi muhtaçken kendisinden medet uman bir başka muhtaç arkadaşına parasının tamamını vermesi.. Cömertlik abidesi bu olsa gerek. Yoksul insanlarda empati yeteneği bence daha fazla oluyor. Halden anlıyorlar. Kendileri de aynı durumun içinde bulunan insan olduklarından vefayı da cefayı da biliyorlar.
O dönemin şartları yoksulluk olduğundan konu alınmış diye geçiyoruz kitabın yazıldığı sıralardan bahsederken. Sanki imparatorluk döneminde yaşıyormuşuz gibi. Bunlar günümüzde hala karşılaştığımız durumlar. Sıcağı sıcağına incelememi yapmak istedim. Okumak isteyen varsa Dostoyevski’nin ilk kitabı olmasıyla beraber yine çok beğendiğim bir eseri oldu. Çok yükseklerde uçanların bizzat okuması gereken bir kitap. İnsanı kendine getiriyor..
200 syf.
·Beğendi·10/10
Ah, ben ilerde ne olacağım? Kaderim beni nereye götürecek? Geleceğin bu denli belirsiz olması, ne olacağını bilememek beni derinden üzüyor. Hatta sadece geçmişe dönüp bakmak bile korkunç şey; çünkü mazim, düşününce bile kalbimi paramparça etmeye yetecek kadar acı ve keder dolu. Evet, hayatımı enkaza çeviren kötü insanlar yüzünden sanki acı içinde yüz yıl yaşamıştım gibi hissediyorum.