9.4/10
8 Kişi
57
Okunma
1
Beğeni
3.118
Görüntülenme

Hakkında

1964'te Ankara Üniversitesi DTCF Sinoloji Bölümü'ne girdi. 1964'te Çin Hükümeti'nden aldığı bursla Taiwan'a gitti. 1967 yılında yurda dönerek DTCF'ni bitirdi. 1964 yılında Harvard Üniversitesi Uzak Doğu Dilleri Bölümü'nde Çin ve Orta Asya Tarihi Dalı'nda doktora çalışmalarına başladı. 1972 yılında "The Itinerary of Wang Yen-Te Kao-ch'ang (981-984)" isimli çalışmasıyla doktor unvanını aldı. 1974 yılında Hacettepe Üniversitesi Edebiyatt Fakültesi Tarih Bölümü'ne öğretim görevlisi olarak girdi. 1981'de Genel Türk Tarihi Dalı'nda doçent, 1987'de de profesör oldu. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği, Edebiyet Fakültesi Senato Temsilciliği, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürlüğü, Yabancı Diller Yüksek Okul Müdürlüğü, Tarih Bölümü Başkanlığı, Sosyal Bilimler Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu. 1994-1997 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Edebiyet Fakültesi Dekanlığı yaptı. 2007 yılında tarih Bölümünden emekli oldu.
Tam adı:
Prof. Dr. Özkan İzgi
Ünvan:
Türk Akademisyen, Yazar

Okurlar

1 okur beğendi.
57 okur okudu.
1 okur okuyor.
47 okur okuyacak.
1 okur yarım bıraktı.

Okur demografisi

Kadın% 45.6
Erkek% 54.4
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
Reklam

Alıntılar

Tümünü Gör
Bugünkü Orta Asya Türklerinin Çoğunda dil ve inanç bakımından Turfan Uygurlarının rolü büyük olmuştur. Bundan dolayı da Karahanlı Devleti ve Moğol Çağatay edebiyatının kökleri Turfan Uygurlarına dayanmıştır. 9. yüzyılda Turfan havzası Uygurlar tarafından tamamen Türkleştirilmiştir. Bu dönemde yalnız konuşma ve yazı dili değil aynı zamanda Budizm, Maniheizm ve Nestorianizm gibi çeşitli dinlere ait okunacak bütün dualar tamamen Türkçe olmuştur. Netice olarak şunları söyleyebiliriz: Uygur kültürü, Orta Asya'daki kozmopolit kültür ve Uluslararası dinler ile Türk kültürü arasında gelişerek, yerleşik Türk kültürünün olgunlaşmasına yol açmıştır. Şehir hayatları çok düzenli olmuştur. Maniheizm ve Budizm'den dolayı, sanatlarında, edebiyatlarında çok mükemmel eserler ortaya çıkmıştır. Uygur beylerinin ve hatunlarının senet ile kurdukları "Buyan" (hayrat manasında kurulan manastırlar) müesseselerinde, okuma imkanı, hastane ve yolcular ile yoksullar için yatacak yerler mevcud olmuştur. Bir taraftan Doğu Asya milletleri (Kıtaylar ve Moğollar) diğer yandan Müslüman Türkler Turfan Uygur kültürünün varisi olmuşlardır. Yalnız bütün bunlar bilindiği halde nedense bizim Türk tarihçilerimizden bazıları Uygurların bilhassa Mani dinini benimsemelerinden dolayı "Türkleri zayıflatmak için kurulan bu tuzağa Uygurlar 763 senesinde tutulmuşlardır" denmekte ve bir başkası da daha da ileri giderek "Uygurlar Türk Tarihine, Türk varlığına, Türk ırkına ve Türk kültürüne ihanet etmişlerdir." diyebilmektedir.
Sayfa 331
Tarih
Orta Asya'da kurulan Türk devletlerinin ekonomisi, mağlup veya tâbi ülkelerden alınan yıllık vergi ve hediyeler ile halktan alınan ver-gilere dayanmaktadır. Hunlardan beri, devlet tarafından halktan vergi toplamak için şahıslar görevlendirilmiş olması, bilhassa devletin kendi halkından vergi toplamakta ne kadar ciddiyete sahip olduğunu gösteren bir delil olmaktadır. Göktürkler zamanında bu vergiler amga veya ımga denilen, Uygurlar döneminde ise ağıcı ismi verilen devlet hazinedarları tarafından toplanmıştır.
Sayfa 303
Reklam
Reklam