Özlem Pekcan

Özlem Pekcan

Çevirmen
7.4/10
54 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
72
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
144 syf.
·7 günde·Puan vermedi
"Machiavellist olmak", günümüzde bir tür suçlama cümlesi, "Nedir Machiavelli ve fikirlerini bu kadar kötü yapan?" sorusunu yanıma alarak okudum. Peki neler gördüm açıkcası bazı cümleler tüylerimi diken diken etti ve günümüz politikalarını nereden feyz aldığını gördüm. Halka kötü davranma derken bile bunu onları önemsediğinden değil iktidarını korumak için yap diyordu. Kötü davranma kelimesini özenle seçtim çünkü tavsiyelerinin hiç biri halkın iyiliğine hizmet etmemektedir. Sadece onları taraftar olarak tutmak niyetindedir. Son söz olarak; siyasetin önsözü desem yanılmış olur muyum?
88 syf.
Savaş muhabiri Alaeddine Haidar’ın Kurtuluş Savaşı yıllarında gerçekleştirdiği Anadolu seyahati sırasında tuttuğu notlardan oluşan bir kitap. Yabancı millete mensup bir savaş muhabirinin milletimizin kurtuluş mücadelesi, Anadolu halkının işgaller karşısında silahlanma süreci, halkın içinde bulunduğu yokluğa rağmen gösterdiği misafirperverliğe dair derinlemesine olmasa da gözlemlerini aktardığı bir kitap olmuş. Muhabir Anadolu’da bulunduğu süre boyunca durumun basında yazılanlardan çok farklı olduğunu not düşmüş. Kitapta muhabirin Atatürk ve bir çok önemli Türk devlet adamlarıyla olan görüşmelerine de yer verilmiş.
Muhabir seyahatini bitirip dönerken bir tanıdığına şu cümleyi kurmuş: ‘Mustafa Kemal Paşa’ya yaptıklarını gördükten sonra, öyle büyük saygı ve hayranlık duyuyorum ki; onu her yerde şevkle “Türk Dirilişinin Önderi” olarak adlandıracağım!’
185 syf.
·3 günde·6/10
Candide saf, bedbaht bir delikanlı. Avrupanın canavarlaşmış halklarının içinde yetişmiş aptallığa varan saflığıyla garip ve optimist felsefenin tam karşısında duran iyilik meleği.

Hikaye Prusya'da başlar ama dönemin Türkiyesi, Osmanlı Başkenti Istanbulda sona erer. Sevdiği kızın bir busesiyle başlayan sürgün hayatı bütün dünyayı dolaşarak savaşlara katılarak yeni dünya denilen amerikaya kadar uzanan aptallıklar gariplikler silsilesi Istanbulda son bulur.

Candide isimli esere basit, garip bir adamın hikâyesi olarak bakmak eksiklik olur. Voltaire nihayetinde Fransız Devriminin fitilleyici düşünürlerinden biridir. Dönemin özelliklerini yansıtması ve tarihi bilgilerle, avrupalının müslümanlara ve diğer milletlere nasıl baktığını yansıtan önemli bir eser. Dönemin savaşlarından dünyadaki devrik krallardan hatta III. Ahmet'ten bile bahseder. O dönemdeki frengi ve veba salgınından, büyük Lizbon depremine kadar her noktaya değinir. Felsefi açıdan da değerlendirilebilecek önemli bir eser.

Onur Bilge KULA, Voltaire'yi Candide isimli eserinden yola çıkarak batı felsefesinin oryantalist isimleri arasında anar. Haksız da değil çünkü islam topraklarını pek bilmeden ön yargılarla kafasında bir imge oluşturmuştur. Dönemin ve hatta sonrasının bir çok oryantalistinde görüldüğü üzere MÜSLÜMAN olmakla TÜRK olmayı eşdeğer sayılıyor. Candide isimli eserde bir papazın sonradan Türk olmaya karar verdiğinden bahseder.

Leibniz'e atfedilen "herşey mümkün olanın en iyisidir" sözü Candide için en önemli düsturdur. Ancak unutulan bir durum var ki bu sözün kaynağı GAZALİ'nin varlık ya da hüdus felsefesinin temelinde yer alan "bu dünya mümkün dünyalar içinde en iyi dünyadır" sözünün (ç)ALINTILANMIŞ bir sözüdür. Bu bilgiyi de Voltaire hikayedeki filozof kişilikli öğretmen Pangolas'a dayandırır.

Voltaire bu eserde mantık ilmindeki yeter sebep ilkesi, sonra felsefenin alçaltılık ve özgür irade, fatalizm gibi ahlak felsefesinin argümanlarını tartışmaya açar. Farsilerin eski mitlerinde bulunan EHRİMEN-AHURAMAZDA çatışmasından, Zerdüştlükten, çarpıtılmış İslam algısına, ütopik bakıştan maya aztek uygarlığına kadar bu incecik eserde incitmedik nokta yok.

Bu kadarla sınırlı değil. Candide gezilerinin birinde Amerika'nın gizli topraklarından biri olan Daha doğrusu ütopik ulaşılmayan bir toprak olan korsanların her daim gözünü boyayan ve kendilerini orayı bulabilmek için sürekli coğrafi keşiflere atan insanların hayalini süsleyen ELDORADO'ya da değinir. Burada hapishane yok yargılanacak, mahkeme yok, insanlar huzur ve barış içinde yaşıyor. Toprakları altın tozundan, kayaları yakuttan olan gizli bir ülke. Bu açıdan bakınca da dünya tamamen Kaos yeri sığınılacak tek nokta eldorado Candide bütün dünyayı gezer dolaşır ve bütün dünyada Savaş ölüm kıtlık açlık hakimken olmayan bir yer olan eldoradoda insanlar huzur içinde yaşıyor bu da Voltairenin ütopik tarzda bir düşünceye sahip olduğu daha doğrusu Ütopya yazmaya meyilli olduğunu gösteriyor.

Felsefi bakış ile okunası bir kitap. Tavsiye ederim.

#Voltaire
#Felsefe
#candide
#ütopya
#leibniz
#gazali
80 syf.
Güneş Ülkesi – Campanella

Campanella Güneş Ülkesini ütopya'dan esinlenerek yazmıştır. Felsefenin ve bilimin hâkim olduğu bir dünya hayal etmiştir campanella. Bir Kaptan Güneş ülkesine esir düşer. Ve orada yaşadıklarını bir rahibe anlatır. Ütopya gibi Güneş Ülkesinde de “Özel mülkiyet” yoktur. Bir başrahip tarafından yönetilir. Akıl, Güç ve Sevgi rahibin yardımcısıdır. Gücünü alanı savaş ve barıştır. Akıl Eğitimden sorumludur. Sevgi evlilik ve üreme gibi işlere bakar. Güneş ülkesinde her şey ortaktır. Kadınlar bile ortak malı olarak kabul edilir. Aidiyet bağı, akrabalık ilişkilerini güçlendirmek için ileride kadınların Ortak mal olma olayının ortadan kalkacağını söyler campanella. Ülkede Et Balık sebze yerler. Yaşam süreleri uzundur. Dinin  önemli bir yeri vardır. campanella Altın Çağın Güneş Ülkesi ile mümkün olduğunu dile getirir.

Güneş ülkesi –Analiz-

Güneş Ülkesi her şeyin Ortak mal olduğu özel mülkiyetin yasaklandığı bir ülkedir. Rousseau’ya göre Doğa durumunda belirtilen “Özel mülkiyet” kavramı özgürlük ve eşitlik içinde yaşayan insanın, bu durumu bozduğu söylenir. Ancak Güneş Ülkesi bilim ve felsefenin ülkesidir. Ve yönetimde rahipler ve filozoflar vardır. Bu açıdan Platon’un ideal Devlet yapısına benzetebiliriz. Bunun yanında sekülerizme ciddi bir eleştiri niteliğindedir Güneş Ülkesi… 

Güneş ülkesindeki temel düşünce otoriter rejimlerdeki “her şey devlet içindir” düşüncesine yakın bir düşüncedir. Campanella bencilliği yok etmek için devleti başrole koymuştur. Her ne kadar sosyalizm ve komünizmle örtüşse de sekülarizm karşıtlığı tam anlamı ile buna karşı çıkmaktadır. Güneş ülkesinde ve ütopyada pragmatik bir anlayış vardır. Tüm fayda devlet içindedir. Aynı zamanda eğitime çok önem verilir. Eğitime küçük yaşlarda başlarlar. Bunun yanında gücü, aklı ve sevgiyi yardımcı olarak kullanırlar.
80 syf.
·Beğendi·6/10
Campanella'nın yaşadığı dönem ve hapiste geçirdiği uzun yıllar düşünüldüğünde müthiş bir öngörü ile yazılmış ütopya. Altın, gümüş ve paranın hiçbir hükmünün olmadığı bir dünya Campanella'nın zihninin kuytu köşelerinde kurduğu dışa kapalı bir ülke. Bu ülkede güneş her yere eşit şekilde ışık verir.
*Tavsiye ederim
80 syf.
·Puan vermedi
Aslında kitabı okurken modern dönemden o zamana doğru değilde yazarın hayatına bakarak okunması gerek.. Yoksa bu Ütopya eserde çok eleştireceğiniz nokta olacaktır...
80 syf.
·1 günde
Campanella "Güneş Ülkesi'ni" 27 yıllık hapis hayatının sürecinde yazmıştır. Baş yönetici rahip "Hoh" evrensel bir öğrenimi ilke edinen Güneş Ülkesi vatandaşları evrendeki tüm dilleri ve kültürleri tanıma çabası içindedir.
Campanella insanların temel sorununun bencillik olduğuna ve aile mal mülk sahibi olmakla bencilliğin başladığını söyler ve o yüzden her şeyin eşler dahil ortak olduğu bir ütopya ortaya koyar.
Temel gayesi bencilliğin amacını ortadan kaldırmaktır. Yalancılık onlar için vebadan beterdir yetiştirme tarzları androjen herkes her işi yapabilir Thomas More'un Utopia'sı gibi değerli madenler ve paraya önem verilmez alelade şeylerdir. Gurur insanda en ürkütücü özelliktir. Din yine temelde Hristiyanlık öğretilerine dayanır burada Campanella sahip olduğu Hristiyanlık öğretisinden vazgeçmemiş fakat ölüleri yakmak gerektiğini yoksa onlara tapılabileceği gibi söylemeleri de ileri sürmüştür.
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Çok kısa olmasına rağmen çağının en spesifik insanlarından biri olan Campanella kendi düşünce sistemini çok akıcı bir şekilde oturtmuş. Zaten bir çırpıda okunacak kitap “keşke biraz daha devam etseydi” dedirtiyor. Ama Cenevizlinin gemiye yetişmesi gerekiyor. Ütopyalarda klasikleşen denizci anlatımını burada da görüyoruz. Kitabı okumadan önce yazar hakkında biraz araştırma yapmanız kitabı anlamak açısından çok faydalı olacaktır.
185 syf.
·4/10
Voltaire, romanda iyimserligin dibine vuruyor. Bilinen tasvir edilmis romanlardan cok daha farkli birsuru olayi yuzeysel olarak hizli bir sekilde tasvirliyor.
Olmasi mumkun olmayan onlarca olay gerceklesiyor ve son hedefleride gerceklesince bir bosluga dusuyorlar.
Son olarak mutlulugun calismakta oldugunu buluyorlar.
Kitabin kotu tarafi yayin evi, editor tarafondan kitap incelenmemis gibi amatorce hatalar mevcut. Imkaniniz varsa baska bir versiyonunu alin.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 3 okur okuyacak.