Bolşeviklerin zalimliğini eleştirenlere (özellikle vaktiyle "Marksizmin papası" diye tanınan Karl Kautsky ile) girdiği öfkeli polemiklerde Troçki epey sert tepkiler göstermiştir: "Papaz bozması Kantçılar ve vejetaryen Quakerların savunduğu "insan yaşamının kutsallığı" safsatası bizim umurumuzda değil. Muhalifken devrimciydik, şimdi iktidardayız ve yine devrimciyiz. İnsanı kutsallaştırmanın yolu onu çarmıha geren toplumsal düzeni ortadan kaldırmaktır ve bu sorun ancak kan ve silahla çözülür." Ardından şunu ilave etmiştir:
İnsan yaşamının kutsallığı ilkesinin pratikteki anlamı ve "öldürmeyeceksin" dini buyruğundan farkı nedir, Kautsky bunu açıklasın. Bir katil, elindeki bıçağı çocuğun birine yönelttiğinde, çocuğu kurtarmak için katili öldürmek meşru mudur? Peki, bu durumda "insan yaşamının kutsallığı" ilkesini çiğnemiş olmaz mıyız? İnsan kendi canını kurtarmak için bir katili öldürebilir mi? Ezilen kölelerin efendilerine isyanına izin verecek miyiz? Bizi hapsedenlerin canını alıp özgürlüğümüzü elde etmek meşru mudur? İnsan yaşamı her zaman kutsal ve dokunulmaz ise, yalnız terör ve savaştan değil devrimden de vazgeçmek zorundayız. İnsanın emek gücü ve son kertede yaşamı alınıp satılmaya, sömürülüp yağmalanmaya müsait olduğu sürece "yaşamın kutsallığı" ilkesi ezilen köleleri zincirlerine mahkûm etmek için arsızca söylenmiş bir yalandır.