11. yüzyıldan, 13. yüzyılın sonuna kadar olan zaman aralığında, geç ortaçağ olarak da bilinen Rönesans öncesi dönemde ortaçağ uygarlığı en üst seviyesine ulaşmıştı. Yetenekli toprak sahipleri (Lordlar) barışı ve ekonomik gelişmeyi uzun bir süre korudular.
Şehirler ticaret yolları boyunca kurulmaya başlandı, nüfus hızla arttı, insanlar tüccar ve zanaatkar olabilmek için yeni şehirlere göç ettiler. Suyun gücünden değirmenleri döndürmek ve tarlaları sulamak için yararlanıldı. Bataklıklar kurutuldu, ormanlar ıslah edildi, tarım yöntemleri gelişti. Bu da, yeni kurulan şehirlerdeki artan nüfusu besleyebilmek için yeterince fazla yiyecek olmasını sağladı. Tüccarlar uzun kervanlar halinde ticaret pazarları oluşturmak için Avrupa’nın dört yanına gittiler. Haçlı Seferleri Ortadoğu’ya kadar ilerledi.
Lenin dinden nefret etti. Yazdıklarında, ‘her dini fikir, Tanrı’yla ilgili her düşünce, tarifsiz bir kötülüktür; …pisliğin en tehlikeli çeşididir, en iğrenç salgındır’ diyordu (Janz 1998:6).