Pir Sultan Abdal

Pir Sultan Abdal

Yazar
9.5/10
87 Kişi
·
214
Okunma
·
231
Beğeni
·
6,3bin
Gösterim
Adı:
Pir Sultan Abdal
Unvan:
Türk Düşünür, Ozan
Pir Sultan Abdal, 16. yüzyılda yaşamış, Alevi-Türk ] halk şairi ve ozanıdır. Asıl adı Haydar'dır. Yaşamının büyük bölümü Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır bucağına bağlı Banaz köyünde geçti. İdam edilen Pir Sultan Abdal'ın ölümünün, 1547-1551 ya da 1587-1590 yılları arasındaki bir tarih olduğu sanılıyor.

Pir Sultan Abdal, şiirlerinde Allah, İslam Peygamberi Muhammed, Ali, On İki İmam ve Ehl-i Beyt sevgisini sıkça işlemiştir. Ayrıca sosyal konulara da yer vermiş ve bunları birer sosyal uyarı niteliğinde işlemiştir. Çoğu şiirini nefes tarzında ilahilerle yazmıştır

Alevi bir şair olduğundan Hakk-Muhammed-Ali motifini kullanmıştır. Alevi geleneklerine bağlı bir dergâh ortamında yetişmiştir. Alevi ekolü tekke eğitiminin etkisiyle insanlar arasında bu yola çağıran bir şahıs olmuştur. Medrese öğrenimini Erdebil'de görmesine rağmen, diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı'ndan hiç etkilenmemiştir.

Pir Sultan Abdal, Aleviler arasında Yedi Ulular olarak bilinen Yedi Ulu Ozan'dan birisidir. Genellikle Osmanlı bürokrasisine karşı tutumuyla bilinir.Deyişlerinde eski Türk kültürünü ve Alevi inancını yansıtır. Ölümünün ve deyişlerinin etkisiyle kolektif bir bilinç oluşmuş, onun adına birçok şiir, söz, anı oluşturulmuştur. Anadolu halk kültürünün yaşayan bir ögesi olarak görülmüştür
124 syf.
·8 günde
•tarikat ehline mezhep sorulmaz!

~cümle bir gerçeğe demişler beli tesbihleri allah muhammet ali meşrebi hüseyni ismi mevali~


~şeriat kapısın muhammet açtı tarikat kapısın ol ali seçti dünyadan nice bin evliya göçtü anlar da gözetir mehdi yoldadır~





ilimle üstad olur oğlan
kimi farz kimi sünnettir
eğer bu sırra erersen
dolan kapıdan girersen


Allah'a seslen de nereden seslenirsen seslen;ister havradan, ister kliseden , ister camiden , ister cem evinden diyen Pir Sultan Abdal'ın öğütlerine kulak verin.
.

dinle sana bir nasihat edeyim
hatırdan gönülden geçici olma
yiğidin başına bir hal gelirse
onu yad ellere açıcı olma

mecliste arif ol kelamı dinle
el iki söylerse sen de bir söyle
elinden geldikçe sen iy'lik eyle
katı yükseklerde uçucu olma

el ariftir yoklar senin fendini dağıtırlar tuzağını bendini
alçaklarda otur gözet kendini katı yükseklerde uçucu olma.

pir sultan abdal'ım sözüm başarır
 aşkın deryasını boydan aşırır
seni bir mecliste hacildüşürür
kötülerle konup göçücü olma
.
muhabbeti candan ile gideriz
biz burada bülbüllük eylemeyiz
gülistan kuşuyuz güle gideriz
bizim kıymatımız bunda bilinmez

muhabbeti candan ile gideriz
ne davam var benim şu eller ile
benim davam hak ehli kullar ile
kerbela'ya giden abdallar ile i
mam hüseyin'e bile gideriz.
.

Derdim bana derman imiş bilmedim...(Aşık Veysel Şatıroğlu)
Dert insanı Hakk'a götüren buraktır...(Hz. Mevlana)


Sevgili Allah'tır.
Dost ise sevgiliye yakışır hareket edendir.


Yâr olan Allah'tır.
Yâren ise Allah yolunda sana eşlik edecek gönüldaşındır.

Seni Allah 'ın  yolundan uzaklaştıracak olana ise rakip
münkir ya da münafık denir.
Seni yarı yolda bırakacak olana hercai denir.

Yezid gibilerden olma.

Ali gibi ol.  Hz. Hüseyin gibi ol.

Herkesin içinde bir Hızır Paşa vardır. Sen o Hızır Paşa'yi tez bulasın. Bil ki bulamadığın an dardasın. Bulduğun an imtihandasın.


Şu dünyaya kapılıp gitmekteyiz. Dert diye dertciklere
düşmekteyiz.

•bir kılı kırk pay ederler
birin yol tutup giderler
dile n'itibar edenler
hal içinde hal üsterler•



Üç nefeslik ömrümüzde dünya nimetlerine aldanmaktayız.
Yüce yaradan ben kırık kalplerdeyim diye buyurdukça hâlâ onun nazargâhını taşıyanları incitmekteyiz. Bazen incir çekirdeğini de doldurmaz sebeplerden.




Ders çıkar,  öğüt al.

Ve hiçbir zaman da biliyorum zannına kapılma,
o dediğin yerden imtihan olursun...
480 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Pir Sultan Abdal hep merak ettiğim ve okumak istediğim bir ozandı. Bu yayınevinin kitabı tesadüfen karşıma çıktı ancak güzel bir tesadüf olmuş benim için. Cahit Öztelli, edebiyat birikimini kitapta başarılı bir şekilde yansıtmış. Pir Sultan'ın hayatını tarihsel bir örgü içinde açıklamakla kalmıyor yaptığı sınıflandırma ile konu konu her nefesin açıklamasını da yapıyor. Sırada kendisinin diğer büyük ozanlar için hazırladığı kitaplar var. İlgi duyan herkese tavsiye ederim.
96 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
16 yy da yaşamış tasavvuf halk şairimiz Pir Sultan Abdal'ın siirlerinde Allah, Muhammet, Ali , On iki imam sevgisini sıkça işlemiştir.7 büyük alevi şairden biri kabul edilmektedir. Pir Sultan ve Hızır paşa hikaye sini Yasar Kemal'in İnce Mehmet'in üçüncü romanından sizlere alıntı yapıyorum...

Birisi aşık, hem pir, hem aşık. Güzel türküler söyler. Alevi, Kızılbaş, asi. Şahın adamı, Şah Alinin, hani Düldül atının sahibi Hazreti Ali var ya, onun adamı. Bu yüzden de padişaha düşman, ona asi.
Bir sabah yanında çalışan Hıdırı çağırır, ben bu gece bir düş gördüm Hıdır, der. Düşümde İstanbula gidiyormuşsun, orada Vali olup Sivasa geliyor, beni burada Sivas çarşısında asıyormuşsun. Haydi güle güle. Yazgının önüne geçilmez. Hıdırdır, pirin ellerine, ayaklarına düşer, aman pirim, yaman pirim,ben seni nasıl asarım, yeter ki Vali olayım. Pir Sultandır, yürü git Hıdır, der, onu yolcu eyler. Hıdır gider, aradan yıllar geçer, Sivasa bir Vali gelir Hızır adında. Bir gün Valinin aklına gelir ki onu düşünde görerek, himmet edip İstanbula yollayan piri Yıldızelinin Banaz köyündedir.
Hani o Vali olup beni asacaksın demişti ya, ben ona büyük, misli görülmemiş bir şölen çekeyim de görsün, der. Sivasla Banaz arası üç günlük yol. Şölen gününü hazırlar, Sivasın ileri gelenlerini, Beylerini, Ağalarını da çağırır ki pirine nasıl bir saygı gösteriyor Vali, Vali olduğu halde. Sivasla Banaz arası üç günlük yoldur, Vali adamlarını göndertip Pir Sultan Abdalı sarayına getirtir, o şölen yerine gelirken huzurunda niyaza varır. Pir buna derecesiz sevinir ya içinde de bir kuşkusu vardır. Bu Hıdır Hızır olmuştur ve hem de Osmanlı... Bir kişi Osmanlı olmuşsa ona güven olmaz. Bir de düşünü görmüştür pir. Derken şölen başlar.
Sofrada türlü yemekler vardır, buralarda görülmemiş, bilinmemiş. Sofrada kuş sütü eksik.
Herkes yemeği yemeye başlamış, Pir Sultan öyle elleri kolları bağlı gibi durup durmuş. Hızır Paşanın bu gözünden kaçmaz. Buyur pirim, yemek ye. Pir karşılık vermez, herkes iştahla yemeğini yerken o el bile sürmez. Aman pirim...
Pir Sultan başını kaldırır, gözlerini oradaki Ağaların, Beylerin, yüksek devlet adamlarının üstünde teker teker dolaştırır, ben bu yemekten yiyemem, der, çünkü bu yemekte tüyü bitmedik yetimlerin hakkı, kan ter içinde çalışanların kanı var, bu yemek zulüm yemeğidir, ben bu yemeği yiyemem, haramdır. Bu yemeği ben değil, köpeklerim bile yemez.
Hızır Paşa çok kızar, saçını başını yolar, öfkeden delirir. Durumunu birazıcık kurtarmak, bu Beylerin önünde daha fazla rezil olmamak için, çağır köpeklerini, pirim, der, bakalım yemeyecekler mi... Pirdir, hemen buradan Banaza el eder, köpekler yola düşüp gelirler.
Buyur Paşa, işte köpekler. Yemekler Pir Sultanın köpeklerine sunulur, köpekler, yemekleri şöyle uzaktan, burunlarının ucuyla koklarlar, Paşanın adamları ne yaparlarsa yapsınlar yemezler.
Paşa bu kadar insan önünde çok bozulur. Bu aşağılanmayı nasıl yutacaktır, durumunu kurtarması gerekir.
Düşün gerçek çıkıyor, pirim, der Hızır Paşa.
Yalnız sana pirim olduğun için bir kapı daha açıyorum, bu bana yaptıklarına karşılık seni çoktan sallandırmayıydım. Şimdi sen, şu insanların huzurunda üç deme söyleyeceksin, bu üç demede de Şah adı geçmeyecek. Böyle yaparsan seni bağışlarım. Yoksa seni bu sabaha karşı şehrin meydanında en yüce ağaca astıracağım.
Pir Sultan sazı kucağına çeker, ilk demesini söyler. Başta Paşa, ortadakiler donar kalırlar. Pir Sultan şiirinin her dizesinde bir kere Şah demiştir. Şölendekiler ikinci demeyi beklerler. O da baştan aşağıya Şahla doludur. Üçüncü deme de öyle.
Hızır Paşa, pirim, düşün gerçekleşti, der, asesler piri alırlar Sivas meydanında asarlar. O yüzden Sivasm adı kanlı Sivas kalır. Kıyamete kadar da bu şehir böyle anılacaktır.
O sabah günle birlikte bütün Sivasta Pir Sultan Abdalın bu minval üzere asıldığı konuşulur. Bir tanesi der ki, ben ala şafakta Pir Sultanı ak libaslara bürünmüş Kayseri kapısından çıkıp giderken gördüm. Ötekisi, ben de onu Tokat kapısında gördüm, der. Kimi onu şehrin doğu, kimi batı kapısında görmüştür. Kimse pirin asıldığına inanmamaktadır. Kuşkuda olanların bir kısmıysa, Halep oradaysa arşın buradadır, derler. Haydi meydana gidelim de görelim, Pir Sultan asıldıysa oradadır. Şehrin alanına gelirler ki ortalıkta hiç kimse yok. Yalnız bir kalın, uzun ip bir ağacın dalında sallanır durur...
480 syf.
Her mısrasında hayattan kendimize ait olanları çekip alacağımız deyişler... Sadece yapmanız gereken hani bir deyim vardır ya sindirerek okumak...
480 syf.
Bize de Banaz'da Pîr Sultan derler
Bizi de kem kişi bellemesinler
Paşa huddamına tenbih eylesin
Kolum çekip elim bağlamasınlar

Hüsey'n Gazi binse gelse atına
Dayanılmaz Çerh-i Felek zatına
Benden selâm olsun ev külfetine
Çıkıp ele karşı ağlamasınlar

Ala gözlüm zülfün kelep eylesi
Döksün mah yüzüne nikap eylesin
Ali Baba Hâkk'tan dilek dilesin
Bizi dar dibinde eğlemesinler

Eğer Ali Baba söze uyarsa
Ferman büyük yerden beyler kıyarsa
Ala gözlü yavrularım duyarsa
Al'ım çözüp kara bağlamasınlar

Surrum işlemedi kaddim büküldü
Beyaz vücudumun bendi söküldü
Önüm sıra Kırklar Şah'a çekildi
Daha beyler bizi dilemesinler

Pîr Sultan Abdal'ım çoşkun akarım
Akar akar dost yoluna bakarım
Pîr'im aldım seyrangâha çıkarım
Yıldızdağı seni yaylamasınlar

https://youtu.be/5_9PAugYb4s
480 syf.
·23 günde·9/10 puan
Ötme bülbül ötme, şen değil bağım
Dost senin derdinden ben yana yana
Tükendi fitilim eridi yağım
Dost senin derdinden ben yana yana

Deryadan bölünmüş sellere döndüm
Ateşi kararmış küllere döndüm
Vakitsiz açılmış güllere döndüm
Dost senin derdinden ben yana yana

Yazarın biyografisi

Adı:
Pir Sultan Abdal
Unvan:
Türk Düşünür, Ozan
Pir Sultan Abdal, 16. yüzyılda yaşamış, Alevi-Türk ] halk şairi ve ozanıdır. Asıl adı Haydar'dır. Yaşamının büyük bölümü Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır bucağına bağlı Banaz köyünde geçti. İdam edilen Pir Sultan Abdal'ın ölümünün, 1547-1551 ya da 1587-1590 yılları arasındaki bir tarih olduğu sanılıyor.

Pir Sultan Abdal, şiirlerinde Allah, İslam Peygamberi Muhammed, Ali, On İki İmam ve Ehl-i Beyt sevgisini sıkça işlemiştir. Ayrıca sosyal konulara da yer vermiş ve bunları birer sosyal uyarı niteliğinde işlemiştir. Çoğu şiirini nefes tarzında ilahilerle yazmıştır

Alevi bir şair olduğundan Hakk-Muhammed-Ali motifini kullanmıştır. Alevi geleneklerine bağlı bir dergâh ortamında yetişmiştir. Alevi ekolü tekke eğitiminin etkisiyle insanlar arasında bu yola çağıran bir şahıs olmuştur. Medrese öğrenimini Erdebil'de görmesine rağmen, diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı'ndan hiç etkilenmemiştir.

Pir Sultan Abdal, Aleviler arasında Yedi Ulular olarak bilinen Yedi Ulu Ozan'dan birisidir. Genellikle Osmanlı bürokrasisine karşı tutumuyla bilinir.Deyişlerinde eski Türk kültürünü ve Alevi inancını yansıtır. Ölümünün ve deyişlerinin etkisiyle kolektif bir bilinç oluşmuş, onun adına birçok şiir, söz, anı oluşturulmuştur. Anadolu halk kültürünün yaşayan bir ögesi olarak görülmüştür

Yazar istatistikleri

  • 231 okur beğendi.
  • 214 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 155 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları