Hayaller vardı o zamanlar, yanan gaz lambasının ışığında kurulan saf ve çocuksu hayaller… Sabah kahvaltılarında edilen hoş ve tatlı sohbetler… O zamanlar, çocuklar ve aileleri, bu derece yabancı değillerdi birbirlerine. Çocuklar annelerinin, anneler çocuklarının hâlini anlıyordu. Saygı ve hayâ perdesi kalkmamıştı yüzlerden, edepliydi çocuklar, kendisini dünyaya getirip büyüten anne ve babayı beğenmeyen çocuklar henüz türememişti. Aileler içinde bir sevgi bağı vardı ve herkes o bağ ile birbirine bağlıydı. Aynı evin içinde nefes alan, fakat birbirinden habersiz olan ruhlar değillerdi. Baba ve çocukları arasında bir edep mesafesi vardı ve o mesafeye anneler köprü oluyordu. İnsanların ruhları ve zihinleri şeytani tuzaklarla kirlenmemişti henüz, herkes olması ve durması gereken yeri biliyordu. Hiç kimse hayatında olması
gerekenden fazlasını istemiyor, haddini aşmıyordu.