Ray Loriga

Ray Loriga

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
6
Gösterim
“ Savaşın kendisi hiçbir şeyi değiştirmiyor, sadece her şeyin değiştiğini bize gürültüsüyle hatırlatıyor.”
“ İnsan bazen daha sonra neler olacağını sezse de onların yaşanmasını beklemek zorundadır, çünkü öbür türlü deli muamelesi görür.”
“ Tatminsizler her zaman kendilerine verilenden fazlasını hak ettiklerine inanırlar ve o yakınmalardan bir miskinler ve işe yaramazlar diyarı doğar. Toprağı işlemeden meyve vermesini isteyen insanların diyarı.”
“ Tanrı tarafından olağanüstü hiçbir şey gerçekleştirmek için seçilmediğini bir kez kabul edersen, gerçekten yaşaman gerektiği gibi yaşamaya başlıyorsun, ayakların ve ellerin kuma çizilmiş bir çemberin içinde, payına düşen bölgenin dışına adım atmadan ve sana ait olmayan hiçbir şeyi eline almak istemeden.”
“ Sıklıkla tekrarlanmayan her şey özeldir, en kötü ihtimalle bir daha asla tekrarlanmayacak olan şey ise daha da özeldir.”
262 syf.
·10/10
Bu kitabı okurken zihnimde tam da hikayenin yanından yürüyen bir cümle dolaşmaya başlamadı ve kitap boyunca da beni ve hikayeyi hiç yalnız bırakmadı. Bu cümle aslında hayatım boyunca benimle gezmeyi alışkanlık haline getirmiş bir cümleydi. Ve bu cümlenin sahibi de benim Aziz’im, Franz Kafka olduğu için daha da bir sıkıca sarıldım cümleye hemen hayatım boyunca hem de bu kitabı okurken. Evet, çok uzattım lafı hem de doğru dürüst bir şey anlatmadan. O yüzden kısa kesip cümleyi alıntılıyor ve kitapla ilgili incelememe başlıyorum:

“ Dünyaya karşı savaşında, dünyanın tarafında oldu.”

Teslimiyet; girişeceğiniz tüm savaşların nihai ve kaçınılmaz sonucudur. Bir savaşa başlamasan önce iç cebinizde mutlaka beyaz bir mendil olmalı. Hem kan, ter ve gözyaşınızı silmek, hem yaralarınızı sarmak ve nihayet teslim olurken bir sopaya sarıp sallamak için. Kazanma şansınızın olmadığını bilin ama savaşmaya devam edin mutlaka.

“ Teslimiyet “ 2020 yılı içinde okuduğum en iyi kitaplardan biri. Garip bir distopya. Sanki distopya değilmiş gibi, ama öyle. Küçük bir çocuğun, iki oğlunu askere göndermiş bir çiftin evine sığınması ile başlıyor her şey. Çocuk konuşamıyor ama dahi olabilir aslında, ya da zeka özürlü. Bir savaş sürüyor dışarıda ama ne olduğu belirsiz bir savaş. Bu savaş ısrarla devam ederken bir anda “ Saydam Şehir” sözleri dolaşmaya başlıyor ortalıkta ve sonra kentteki ve belki de ülkedeki herkes bu şehre taşınıyor. Şehirle ilgili çok ipucu vermeyeceğim ama ütopik mi distopik mi olduğunu sizin karar vermeniz gerekeceğini söyleyebilirim.

Eğer her şey sizin yerinize düşünülüyorsa, savaşta iyilerin mi yoksa kötülerin tarafında mı olduğunuzu bilmiyorsanız, anlamsız bir şekilde kendinizi hep mutlu hissediyorsanız; hemen şu anda ellerinizi kaldırın ve teslim olun...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.