Raymond Geuss

Raymond Geuss

Yazar
7.2/10
6 Kişi
·
21
Okunma
·
0
Beğeni
·
33
Gösterim
Adı:
Raymond Geuss
Unvan:
Öğretim üyesi. Editör
Doğum:
1946
1946 doğumlu Geuss 19.ve 20.yüzyıl Alman Felsefesi ve siyaset felsefesi uzmanı. Princeton, Columbia ve Chicago Üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1993' ten bu yana Cambridge Üniversite görevlisi olarak çalışmalarını sürdürüyor. Quentin Skinner' la birlikte Cambridge Studies in the History of Political Thought kitap serisinin editörlüğünü yapıyor.
Başlıca eserleri:
The Idea of a Critical Theory. (1981 Eleştirel Teori- Habermas ve Frankfurt Okulu)
Morality ,
culture and history (1999)
History and Illusion in Politics (2001)
Glück und Politik : Postdamer Vorlesungen (2004)
Outside, Etichs (2005)
On dokuzuncu yüzyıl ahlakçısı J.S. Mill mutsuz bir Sokrates olmayı Mutlu bir domuz olmaya yeğ tuttuğunu söylemişti.
Peki ama bunu nerden biliyordu?
Eleştirel teoriler epistemolojik olarak temel bakımlardan doğa bilimlerinden farklıdırlar. Doğa bilimlerinde teoriler ‘nesneleştiricidir;’ eleştirel teoriler ‘dönüşlü’dür (reflective).O halde bir eleştirel teori, faillere içkin anlamda aydınlatıcı ve özgürleştirici bir tür bilgi veren bir dönüşlü teoridir.
Sokrates’e göre sorgulanmış hayat sorgulanmış (didik didik) edilmiş bir hayat değildir, sorgulamakla geçirilen bir hayattır.
Sonu gelmeyen bir sorgulama nasıl bir şeydir?
Sokratesin düşünce ile eylem arasında tam olarak nasıl bir ilişki olduğu konusunu bulanık bırakması —ki bu, bulanıklığın örneklerinden biridir— felsefe tarihinin yakasını oldum olası bırakmamıştır.
Frankfurt Okulu’nun kullandığı anlamda ‘pozitivist’ şunlara inanandır:
(a) doğa bilimlerinin empirist bir betimlemesi uygundur, ve
(b) tüm bilgi özünde doğa bilimleriyle aynı bilgisel yapıya sahip olmalıdır. Eğer doğa bilimlerinde tüm teorilerin ‘nesneleştirici’ bir yapısı varsa, o zaman tüm bilginin doğa bilimlerinin yapısına sahip olduğunu söylemek, tüm bilginin ‘nesneleştirici’ bilgi olduğunu öne sürmektir. Dolayısıyla pozitivizm ‘dönüşlülüğün reddi’ olarak, yani teorilerin hem dönüşlü hem de bilgisel olabileceğinin bir reddi olarak görülebilir.
Sokrates, başkalarının bildiğini düşündüğü şeyleri kendisinin bilmediğini bilmekten başka hiçbir şey bilmediğini defalarca tekrarlar.
Bu savın amacı dinleyenleri şoke etmektir çünkü Sokrates gözle görülür ve tanıtlanabilir şekilde çok zekidir —onu itham edenler, yargıcılar kurulunu, onun zekasına kendilerini kaptırmamaları yönümde uyarır.
Beyin sarsıntısı geçiren biri Sokrates’i kale almayabilir, bunama belirtisi gösteren insanlar ya da sürekli ya da bitkisel hayatta yaşayan insanlar da böyle yapabilir ama bunlar insan tanımının bütünüyle hakkını veren canlılar değildir.
Aptal biri Sokrates’le tartışırken zırvalayabilir ama o bile,beyin sarsıntısı geçirmediği, bütünüyle bunamadığı, ya da bitkisel hayatta olmadığı sürece yani bütünüyle insan yaşamına benzer bir yaşam benzer bir şeyi yaşadığı sürece, Sokrates’in sorduğu soruları hepten gözardı edemez.
“Sorgulanmayan bir hayat yaşamaya değmez.”
(Sokrates)

Yaşamaya değmez ibaresi ( farklılık arz eden) değerlere hitap etmektedir, bazı hayatların yaşamaya daha fazla, bazılarınınsa daha az değer olduğunu söylüyormuşuz gibi.
Aptal biri yaşamaya daha az değer bir hayat sürerken, bir filozof yaşamaya çok daha değer ya da en çok değer bir hayat sürmektedir ama her ikisi de bir bakıma tam olarak insan yaşamıdır.
Frankfurt Okulu üyeleri Freud’un da Marx’la aşağı yukarı aynı anlamda kavramsal bir devrimci olduğunu düşünür. Onlara göre Marx ve Freud’un teorileri temel epistemik yapıları bakımından öyle yakın benzerlikler içerir ki, felsefi bir bakış açısından iki ayrı tür teori değil aynı tür teorinin iki ayrı örneğini temsil ederler. Marksizm ve psikanalizin ana örneğini oluşturduğu bu yeni tür teoriye verilen genel ad ‘eleştirel teori’dir.
Eleştirel teoriler pozitivizmde somutlaşan felsefi hataya karşı özellikle hassastır. Frankfurt Okulu üyelerine göre, acıklı ölçüde hatalı epistemolojik görüşleri olan insanların doğa bilim lerinde birinci-düzey (first-orcler) teoriler üretmeleri, bu teorileri test etmeleri ve kullanmaları mümkündür, ama eleştirel teorilerde bu olmaz. Doğru epistemolojiye sahip olmak ile başarılı olarak aydınlanma ve özgürleşme üreten birinci-düzey teoriler geliştirme, test etme ve uygulama gücü arasında yakın bir bağlantı vardır. Bu yüzden pozitivizm doğa bilimlerinin gelişmesine özel bir engel oluşturmaz, ama insan özgürleşmesinin ana araçlarına, yani eleştirel teorilere karşı ciddi bir tehdittir. Frankfurt Okulu’nun temel bir amacı pozitivizmin eleştirisi ve geçerli bir bilgi kategorisi olarak ‘dönüşlü olma’nın geri getirilmesidir.
302 syf.
kaynak kitap ve bilginin tipolojisi açısından muazzam bir eser.

yazar, Sokrates'ten Adorno'ya seçtiği oniki filozof hakkında yazdığı düzyazılarla oluşturuyor kitabı. her filozofu ayrı ayrı ve detaylı bir irdeleyişle kaleme aldığından kitap oldukça nitelikli. geçmiş sorulan soruların bugün bile yarım kaldığını birer birer önümüze seriyor. keza soru sormak ve sorulara cevap aramamak felsefenin temel etkinliği olduğundan bunun önemini kaleme alıyor. Geuss'un incelediği filozoflar Sokrates, Plato, Lucretius, Augustine, Montaigne, Hobbes, Hegel, Nietzsche, Lukacs, Heidegger, Wittgenstein and Adorno. Böylesine zengin bir birikime sahip filozofları derinlemesine incelerken size zor bir dille değil oldukça net ve akıcı bir üslupla yaklaşıyor.

Ancak benim eleştirim, Flaubert, Mallarme, Ce'zanne, Berlioz, Rimbaud ve diğer değerli isimlere yer verilmemiş olması. Kitabı zaten ilgilisi okuyacağı için bu değerli isimleri es geçmiş olması bana biraz abes geldi. Ancak felsefeye ortalama bir ilgi ile yaklaşan biri için oldukça dolu bir eser. Yine de detaylı irdeleme yüzünden çok beğendiğimi söyleyebilirim.
302 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Raymond Geuss’in bu kitabını çok da okumaya değer bulmadım diyebilirim

Kitabın daha önsözünü okurken yazarın durmadan bu kitap Akademisyenler için yazılmamıştır, akademisyenlere yönelik değildir, gerçek okurları felsefe alanında eğitim almamış insanlardır. demesiyle, aklımda deli sorular başladı..

Yazarın antik çağ filozoflarının tezlerini, ortaya koymuş oldukları soruları ya da cevapları (çoğunluk sokrates’in) toplumsal koşullara bağlı olarak değişir diyerek, (konuyu da değiştirerek)kendi çıkarımlarını biz akademisyen olmayan okurlarına sunmuş.

Belki benim haddime değil ama yazar o düşünürlerin tezlerini çürütebilmek adına, kılı kırk yarar gibi görünse de, konuları epey saptırmış.

Daha da ne diyeyim, zamanınızı harcamayın.
160 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Eleştirel Teori: Habermas ve Frankfurt Okulu'nda bu temel iddiaların ayrıntılı bir analizini veriyor ve geçerliğini tartışıyor. Toplumsal fenomenleri betimleyip açıklamakla yetinmeyen, aynı zamanda eleştiren bir bilimsel teori mümkün müdür? Bu sorulara cevap ararken eleştirel teorinin pozitivizmle hesaplaşmasına geniş yer ayıran Geuss, çıkış noktası olarak ideoloji kavramını alıyor. bu kavramın farklı anlamlarını kuşatan kapsamlı bir tartışma çerçevesinde, ideolojinin inanç ve çıkarlarımızla ilişkisini, bir ideoloji eleştirisinin gerektidiği doğruluk ve bilimsellik kriterleri ve bu eleştirinin sağladığı 'aydınlatıcı' ve 'özgürleştirici' bilgiyi, özellikle felsefi bir çerçevede sorguluyor. Frankfurt Okulu sadece modern kapitalist toplumu ve faşizmi değil, onlara karşı geliştirilmiş muhalif söylemleri de yönlendiren bir bilim ve aydınlanma anlayışının maskesini düşürerek toplum bilimlerinde kalıcı bir etki yapmıştır. Bu söyleme bir giriş niteliği taşıyan Eleştirel Teori, getirdiği analitik bakış açısıyla sadece eleştirel teoriyle ilgilenenler için değil, toplum bilimlerinin amacı ve yöntemi konusunda çalışanlar için de kalıcı bir başvuru kaynağıdır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Raymond Geuss
Unvan:
Öğretim üyesi. Editör
Doğum:
1946
1946 doğumlu Geuss 19.ve 20.yüzyıl Alman Felsefesi ve siyaset felsefesi uzmanı. Princeton, Columbia ve Chicago Üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1993' ten bu yana Cambridge Üniversite görevlisi olarak çalışmalarını sürdürüyor. Quentin Skinner' la birlikte Cambridge Studies in the History of Political Thought kitap serisinin editörlüğünü yapıyor.
Başlıca eserleri:
The Idea of a Critical Theory. (1981 Eleştirel Teori- Habermas ve Frankfurt Okulu)
Morality ,
culture and history (1999)
History and Illusion in Politics (2001)
Glück und Politik : Postdamer Vorlesungen (2004)
Outside, Etichs (2005)

Yazar istatistikleri

  • 21 okur okudu.
  • 15 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.