Refik Durbaş

Refik Durbaş

YazarDerleyenÇevirmen
8.2/10
81 Kişi
·
233
Okunma
·
48
Beğeni
·
5694
Gösterim
Adı:
Refik Durbaş
Unvan:
Yazar
Doğum:
Pasinler, Erzurum, Türkiye, 10 Şubat 1944
Ölüm:
30 Kasım 2018
10 Şubat 1944'te Erzurum Pasinler'de doğdu. Liseyi İzmir'de bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ndeki öğrenimini yarıda bıraktı. Gazeteciliğe 1967'de Yeni İstanbul gazetesinde başladı, yirmi yıl Cumhuriyet gazetesinde çalıştıktan sonra 1992'de emekli oldu. Ardından Sabah gazetesinde kitap ve sanat sayfaları hazırladı. Yeni Yüzyıl gazetesinin kuruluşunda görev alarak kültür-sanat bölümünü yönetti. Yeni Yüzyıl ve Ateş gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Sabah gazetesinde iki yıla yakın "Sabah Posta Kutusu" köşesini yönetti. Yaşamını İstanbul'da sürdürüyor.
Elim sanata düşer usta
Dilim küfre, yüreğim acıya
Ölüm hep bana
Bana mı düşer usta
Sevda ne yana düşer usta
Hicran ne yana
Yalnızlık hep bana
Bana mı düşer usta
Gurbet ne yana düşer usta
Sıla ne yana
Hasret hep bana
Bana mı düşer usta
127 syf.
·10/10
Kütüphanenin şiir bölümünü gezinirken kapağı dağılmış, çok okunmaktan perişan olmuş bir sürü aynı isimli Kahraman Tazeoğlu kitabının bulunduğu rafa sığmayıp en altlarda ölüme terkedilmiş bir halde beni beklerken buldum kendisini. Pek okunmadığını belli edercesine yepyeni duruyordu karşımda.

Neden okunmuyordu acaba yüreği avluda volta atan, cintoniğe iyi geceler dileyerek lekesiz bir şafakta uyanmak isteyen adam Refik Durbaş.

Kitap, siyah bir acıya yazılan tek bir şiirden oluşuyor. Çok uzun ve güzel bir şiirdi. Ayrılık ve aşk baş roldeydi. Çaresizce çekilen bir hasret, daha güzel bir vücut bulamazdı mısralara. Okuduğum ilk kitabıydı son olmayacak.
DUA
DUA Cumhuriyetten Günümüze Türk Şiiri Antolojisi Cilt 1'i inceledi.
256 syf.
·10/10
İnceleme içermez. Şiirlerle ilgili anımı anlatacağım.

Her insan şiirle çok erken yaşta tanışır. Ta ilkokul sıralarında bizlere Atatürk, vatan, doğa konulu şiirler ezberletilir. Ezberimde hala ilkokul döneminden kalma bir sürü şiir var. Ancak ben öğrencilere yanlış bir eğitim verildiği kanısındayım. Keşke öğretmenler şiiri ezberleyin demek yerine hissederek okuyun, ne anlattığını anlayın deseler o zaman şiir seven insan sayısı fazla olurdu.

İlkokuldaydım. Cumhuriyet bayramı için öğretmenlerimiz törende okutulmak için günün anlam ve önemine özel çocukça yazılmış şiir arayışına girmişlerdi. Her biri ben yazabilirim ancak basit olmaz diyordu.

Okul kütüphanemiz genelde okulun en sessiz odası olduğundan toplantıların çoğu burada gerçekleşirdi ve kütüphanenin tek daimi üyesi olan ben onlara kulak misafiri oluyordum ve bir anda "şiiri ben yazarım" dedim. Önümde Atatürk ve Cumhuriyet şiirleri isimli bir kitap okuyordum ve ben o an aşka gelip yazarım demiştim.

Onların kararsız gözleri benim alev almış öz güvenimi söndürmüştü. Ve Selim öğretmenim söze girdi. Şu gözleri görmüyor musun cin gibi eminim yazabilir deyince biraz kendime geldim. Paydos saatine 2 ders vardı. ''Sen derslere girme şiir yaz. Çocuk diliyle yazman lazım unutma'' dedi kontes kılıklı bir öğretmen.

Kendimle başbaşa kalmıştım. Şiir yazmak tamam ama çocuk diliyle nasıl olacak anlamamıştım. İlgi görmek için mi yoksa gerçekten yazabileceğime inandığım için mi ben yazarım demiştim bilemiyorum ama demiştim bir kere. Ve onlarda yazabileceğime gerçekten inanmışlar miydi acaba. Babamla bazı şiir denemelerimiz oluyordu ancak bu bambaşka bir şeydi.

Önümdeki Atatürk ve cumhuriyet şiirleri kitabını karıştırmaya devam ettim. Deliler gibi uğraşıp sağdan soldan mısralar yürütüp değiştirerek kırparak eklemeler yaparak 6 kıtalık şiir hazırlamıştım.

Selim öğretmenim geldi. Çekingen bir edayla şiiri gösterdim. Gözleri gittikçe açılmaya başladı. Beraber öğretmenler odasına geçtik. Benim uydurma şiir için muhteşem deniliyordu. ''Şiiri ezberle törende okuyacaksın'' dediler. Sonucun bu olacağını bilmiyordum. Heyecan basmıştı beni. Tören okul töreni değildi il geneli bir törendi. Bu iş neden bu kadar büyüdü diye düşünüp ölmek istedim.

Ertesi gün şiiri ezberledim ama korkuyordum. Selim öğretmenim geldi şiiri okuttu bana ama okumamı beğenmedi. Ezbere okuma ahenkli oku coşkuya kapıl diyordu ama coşkuya nasıl kapılır bilmiyordum. Ve bana o öğretti nasıl anlayarak şiir okumam gerektiğini. Ezberlemekten çok daha farklıydı.

Törene hazırdım. İsmim anons edilirken ben bayılacak gibi olmuştum. ''Gözünü kapat ve sadece bana okuyormuş gibi yap bak TRT gelmiş seni ünlü yapacaklar'' dedi Selim öğretmenim. Tek kanallı tv döneminde değildik ama TRT önemli bir kanaldı.

Elimden tutup kürsüye çıkarttı beni iner gibi yapıp gizlendi ve elimi hiç bırakmadı. Ondan aldığım cesaretle şiiri çok güzel okuduğumu aldığım alkışlardan anlamıştım. İşte coşku buydu. Sonra vali beni yanına isteyip tebrik etmişti. Heyecandan onunla da konuşamamıştım. Ama beni unutmamıştı 30 tane çocuk kitabı göndermişti okula. Müdür kitapların okulda kalması gerektiğini söylese de Selim öğretmenim mani olmuş ve kitapları evime götürmüştüm.

Sonrasında her gün büyük teneffüste Selim öğretmenimle kütüphanede buluşur şiirler okurduk. ''Beni şiire tekrar döndürdün yazmaya da başladım'' diyordu. O aslında benim öğretmenim değildi. Alt sınıfın öğretmeniydi. Ben sınıfta kalıp onun öğrencisi olmayı bile istemiştim.

Ve 24 yaşındayken Selim Öğretmenimin öldüğünü öğrendim. Çok istediği şiir kitabını çıkartamamıştı. Kendisi de şiirleri de toprağa gömülmüştü. Bende bırakmıştım şiir okumayı. Şimdi yine çıkarttım ve anlamlı okuyorum artık. Tıpkı yine kürsünün altından elimi tutuyor bana güç veriyormuş gibi. Ruhu şad olsun.

https://www.youtube.com/watch?v=usx9qGAf2Jo

Neyse iki satır inceleme yazayım. Bu kitabı yeni şairlerle tanışma adına okudum. 84 şairimiz var kitapta. Hepsi 1800'lü dönemlerde doğan şairler. Bu sebeple şiirler eski kelime fazlalığından dolayı bana biraz uzak kaldı. Sanırım okumaya son ciltten başlamam lazım.
171 syf.
İNCELEME DEĞİL, 90'LARA AĞIT :)

Selam olsun o polaroid renkli 90'lara...

İlgili şarkımız : https://youtu.be/QVbD9lKVszE

Sene 2002. Hala ilkokul dörde gidiyorum. Okul bitmiş karneler dağıtılmış. Ben de kaideyi bozmadan, taktir teşekkür ne kadar saçma ve rencide edici şey varsa almışım.

Öğretmen olan abim de bana yaz tatili için bu kitabı almıştı, küçük ilçemizdeki küçük kırtasiyeden. Kitap okumak ta neymiş arkadaş.

Dışarıda şahane bir hava, güneş, orman arkadaşlar, bisiklet, uçurtma, misket, körebe, topaçlar tasolar, sporcu kağıtları, meybuzlar, atari salonları, mahalle maçları, kavgalar, kaçmalar, kızları kovalamalar, kuran kursunda tespih maçı yapmalar ve güreşmeler, çimenler üzerinde yuvarlanmalar, ormana pikniğe gitmeler, yaz geceleri ateş başı muhabbetler arkadaşlarla, bölgesel radyodan istek parçalar isteyip sevdiğimiz kızların da aynı anda aynı radyoyu dinleme ve sözlerimize şahit olma olasılığının vermiş olduğu kelebekli duygular... Güzel günlerdi be. Bazen düşünüyorum da, geçmiş sırtımızda bir kambur gibi. Onunla yaşanmıyor. Attığımız zaman ne de çok ferahlıyor insan kamburunu. Ne demişler;
geçmiş güzel bile olsa can yakar en az kötü zamanlar kadar.

Tüm bunlar varken hayatta hangi çocuk kitap okuyabilir ki? Ben de okumadım zaten.

Aradan zaman geçti eski tatların rengi solunca yeni bir tat aradım. Bu kitabı hatırladım sonra. Aldım elime okudum ve o andan itibaren okumaktan ve özellikle öyküden-öykücülükten müthiş bir haz almaya başladım. O yaşımda başladım öyküler yazılar karalamaya. Benim de söyleyecek sözlerim, kağıtlara dökecek düşlerim vardı ve yazdım. Yazdım okudum yine yazdım.

Belki de beni okumaya-yazmaya başlatan kitap bu olabilir. Çocuk kalbi ile aynı dönemde okumuştum. O yüzden hangisi önce kestiremiyorum.

Kitapta küçük öyküler var. Çocukluk anıları ve öyküleri. O kadar sıcak ve içten ki, okuduğum zaman sanki o olayları ben yaşamış sanmıştım vaktiyle. Çok hoş bir derleme olmuş. Kitabın hala bir baskısı var. Abimin hediyesi. Kapağından ise adım soyadım sınıfım okul numaram... O çağlarda beni tanımlayan ne varsa yazmışım. :)

Bu kitabı bulursanız okumanızı önerebilirim. Hatta ben yeniden okuyup bu yazıyı güncellemeyi düşünüyorum.

Okuyacaklara selamlar sevgiler, çocuksu kalbinizden öperim. :)

Çıkış şarkımız : https://youtu.be/4TYGM2f3830
71 syf.
·Beğendi·10/10
Üniversitede okumuştum tekrar okumak istedim .Şiir ruhu temizler,güzelleştirir. Bu kitaptaki şiirlerde hem kalbi hem ruhu temizledi iyi oldu...Okurken hep bir buruk okunan şiirler yazmış şair ... Hep insandan yana hep insan için yazmış...
Kalbim lütfen ezberle bu şiirleri:))
- sevgilim çürüyor kalbim
-uçurumlarda açan kır çiçeklerinin yanına yaz adımı
-- az kullanılmış şiirleri seviyorum
235 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Çok büyük şair, halkının Ahmed Abisi, büyük halk ozanı Ahmed Arif şiiri ve hayatı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkesin zevkle okuyacağı müthiş bir ropörtaj derlemesi kitap.
207 syf.
·2 günde·6/10
1960'lı yılların Izmir'ini anlatmış çoğunlukla Refik Durbaş. Anılarında yaşattığı mahalleler, Kemeraltı, Saat Kulesi, Körfez ve denizin kokusu anılarından sıyrılıp satırlarda hayat bulmuş. Bu anılar arasında dolaşmak ve şiir tadında satırlar güzeldi. Bölümler kendini tekrara düşünce biraz sıkılarak bitirdim diyebilirim. Bir şiir sever olarak Refik Durbaş'ın şiirlerini yazdığı anılara tercih ederim.
235 syf.
·Beğendi·10/10
bir mavi gül bahçesi yorganım uyku saçlarımın meçhul şarkısı sonra yastığımda ilk gölgen kızlık ve ilk unutuluş hürriyet raksı yumuşaklığında köpükten öpüşlerin mukaddes günehlar cenneti oda dikişsiz beyazlığında tüllerin bir ay süzülecek buluta ve bir mavi şarap gözlerindeki musiki gölgelerinde yorgun sen hep öylesine güzel sevdalım ben sana Alahsızcasına vurgun...Ahmed Arif....lise de asık olduğu kıza yazdığı şiir azımızın bildiği bir şiir müthiş bir şair.hangi şiiri hatırlamıyorum sadece bir mısra için 10 yıl cv beklettiği şiiri olduğunu biliyorum...Onur nedir sorusuna Halktır diye cevap veren korkunç nitelikli bir insan evet gerçek bir insan...ilk kez şiir kaseti ile tanıştım kendisiyle yaklasik 25 sene once her gece o ve şiirleri ile sessiz sakin huzur dolu muhabbetler ettik Rahmi Saltuk un sazı eşliğinde Rahmi Saltuk çalıyor Ahmed Arif okuyor tertemiz bir ses ile kirlenmemiş tertemiz ruha ninni makamında...Bütün mısraları öyle delikanlı öyle külhanbeyi ama bir o kadar romantik,naif..
336 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Şiiri seven şairi seven herkesin elinin altında olması gereken bi kitap.
Ayrıca sanılan aksine şairlerin yokluk içinde geçen hayatlarından çok güzel anı ve hikayeler bulabilirisiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Refik Durbaş
Unvan:
Yazar
Doğum:
Pasinler, Erzurum, Türkiye, 10 Şubat 1944
Ölüm:
30 Kasım 2018
10 Şubat 1944'te Erzurum Pasinler'de doğdu. Liseyi İzmir'de bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ndeki öğrenimini yarıda bıraktı. Gazeteciliğe 1967'de Yeni İstanbul gazetesinde başladı, yirmi yıl Cumhuriyet gazetesinde çalıştıktan sonra 1992'de emekli oldu. Ardından Sabah gazetesinde kitap ve sanat sayfaları hazırladı. Yeni Yüzyıl gazetesinin kuruluşunda görev alarak kültür-sanat bölümünü yönetti. Yeni Yüzyıl ve Ateş gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Sabah gazetesinde iki yıla yakın "Sabah Posta Kutusu" köşesini yönetti. Yaşamını İstanbul'da sürdürüyor.

Yazar istatistikleri

  • 48 okur beğendi.
  • 233 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 220 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları