Renan Akman

Renan Akman

Çevirmen
7.2/10
246 Kişi
·
770
Okunma
·
0
Beğeni
·
183
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
510 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Kitap isminden de anlaşıldığı gibi, Sovyetler Birliği'nin kurulmasından, dağılmasına kadar olan dönem hakkında geniş bilgiler veriyor.

Başlıca üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, 1917 Ekim Devriminden, Stalin'in ölümüne kadar olan dönemi , ikinci bölüm, Stalin sonrası dönemi anlatmaktadır. Üçüncü bölümde ise Sovyetler Birliği'nin olumlu ve olumsuz yönleriyle geniş bir değerlendirmesi yapılmaktadır.

Kitap'ta Sovyetler Birliği, sadece siyasi olayları ve tarihiyle değil, sistem, hukuk ve sosyo-ekonomik yapı gibi bir çok yönden değerlendirilerek anlatılmaktadır.

Kitabın bana göre eksik kalan yönü, bazı konular çok ayrıntılı bir şekilde derinlemesine ele alınırken, büyük önem taşıyan bazı konuların ise yüzeysel olarak geçiştirilmesidir.

Kitabın akıcılığı genelde iyi olmasına rağmen, zaman zaman çok ayrıntılı derinlemesine incelemeler, raporlar ve istatiksel rakamlardan dolayı akıcılık azalmaktadır.

Evet kitap biraz zor okunuyor ama bitirdiğinizde Sovyetler ile ilgili bir çok muhteşem bilgiye sahip oluyorsunuz. Bu da yorgunluğunuzun büyük mükafatı oluyor.

Her şeye rağmen, özellikle de Sovyetler Birliği'nin tarihine ve yapısına ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
107 syf.
·8/10
Adı gibi bilinmeyen bir şaheser...

Balzac'ın bu kitabında sürrealist bir ressamın yaptığı resminin değerini kimsenin anlamamasından yola çıkarak şu soruları sorguluyor eser :

Sanat nedir ? Sanatçı kimdir ? Sanatın amacı nedir ? Sanatçı eserini nasıl içselleştirir ? Sanatçı ve eseri arasındaki bağlantı ne ? Sanatçının delilik ile deha arasında giden halleri sanatını nasıl etkiler ? Sanatçı çağının ilerisinde olunca onun şaheserini toplum nasıl karşılayacak ? Sanatçının anlaşılmaması,sanatçıyı nasıl etkileyecek ?
107 syf.
·1 günde·6/10
Bir sanatçının, eserini nasıl gördüğü, nasıl ortaya çıkardığı hatta daha da ileri giderek onu kendi dünyasında canlandırıp âşık olduğunu okuyacaksınız. Eğer betimleme sevmeyen biriyseniz, kitap sizi biraz boğabilir. Zira o tabloların iki sayfa anlatıldığı yerler var. Ama betimleme ve gözünüzde canlandırmayı seven biriyseniz sizi her açıdan tatmin edecektir. Lâkin insanın hayata bakış açısını da ortaya koyan bir eser olduğunu düşünüyorum. Çünkü kitabı okurken kendimi sorgulayıp kendimle çeliştiğim bazı konularda kesin karara vardığım şeyler de oldu, mesela aşk, mesela sanat...

Genel olarak beğendim ama sinirlendiğim ya da kaldıramadığım yerler de oldu. İyi ki okudum mu? Evet iyi ki okudum, sanatçılara saygım arttı. Bir daha okur muyum? Hayır okumam, aşk benim için en değerli şey ve sanatın karşısında bu kadar yerle bir edilmesi beni çıldırttı :) O yüzden özellikle sanata ilgisi olanların, o ruh halini yaşayabilmeleri için okuması gerekir, keyifli okumalar ♡
156 syf.
·8 günde·Beğendi·6/10
Baş qəhrəmanımız Mark məhəbbətin 3 il yaşadığını deyir, bunun səbəbi isə onun sevgisinin 3 ildən artıq çəkməməsidir. Gözəlliyinə aşiq olaraq evləndiyi Anna ilə 3 il sonra boşanırlar, o başqa bir qadına -Alisaya vurulur. Onu da qeyd edim ki, Alisa evlidir və Markla gizli görüşür. Mark Alisanı nə qədər sevsə də əmindir ki, 3 il sonra ona olan məhəbbəti də bitəcək və həmişə bu qorxu ilə yaşayır.
Çox əzab-əziyyətlərdən sonra Alisa ilə qovuşurlar. İlk evliliyində isə Anna ilə heç bir çətinliyə düçar olmadan evlənən Mark belə bir qənaətə gəlir : "Mən əsas şeyi bildim- xoşbəxt olmaq üçün dəhşətli bədbəxtçilik vəziyyətini yaşayıb keçməlisən. Əgər dərd məktəbini keçməsən, xoşbəxtlik möhkəm ola bilməz." Əvvəl insanlar bir birini ehtirasla, sonra incə və dostcasına sevirlər, və nəhayət, bir-birinə darıxdırıcı olurlar- romanın əvvəlində bu fikirdə olan Mark sonda əmin olur ki, bu dayaz sevgilərə aiddir, həqiqi məhəbbət üçün nəinki üç il, bir ömür bəs etməz.
355 syf.
·Beğendi·8/10
Beni polisiyeye yönlendiren insanı şok etkisinde bırakan harika bir romandı ama keşke devam kitapları da bu kadar güzel olabilseydi.
107 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
"Balzac'ın Bilinmeyen Şaheser'i, resmedilemeyen bir resmin resmedilmesini öykülerken; öykülenemez bir metnin öykülenmesini anlatırken, kendisini neredeyse görünür olan kendi arzu nesnesine, kend bilinmeyen şaheserine dönüştürüyor: Kendisi de sonsuz bir tasarıyı çağıran parçalı bir yapı oluyor." İletişim yayınlarından okuduğum kitabın önsöz mahiyetindeki inceleme yazısının son paragrafı bu şekilde tanımlıyor kitabı.

Balzac'ın Bilinmeyen Şaheser isimli bu kısa yapıtının edebiyat metni olmasının yanında hacmi küçük etkisi çok büyük bir sanat teorisi risalesi olduğunu iddia etmek sanırım yanlış olmaz. Balzac bildiğimiz anlamıyla başı sonu belli bir edebî eser ortaya koyduğu gibi aynı zamanda resim sanatında, ressamın bir eseri yaratırken nasıl davranması, nelere dikkat etmesi ve yaratıcı yapıtın temel özelliklerinin nasıl olması gerektiği gibi bir yığın tez ortaya koyar.

Sanat yapıtının doğayı olduğu gibi kopya etmek olduğu iddiasını tamamen reddeder. Sanatçı yapıtını tuvale aktarırken onu taklit etmemeli bilâkis yeniden yaratmalı ve onu dönüştürerek özgün bir eser ortaya koymalıdır. Sanatın ve resimin temel iddiasının doğayı ya da nesneyi olduğu gibi taklit etmek değil sanatçının imgeleminde yeniden yaratılarak kurulması ya da kurgulanmasıdır. Edebî metinler de böyle değil midir? Yaşanmış bir olayın edebiyat metni hâline getirilmesi içeriğine göre olsa olsa kuru bir komedi, dram ya da trajedidir. Oysa kurmaca metin yazarı yaşanmış olayları olduğu gibi aktarmanın edebiyat olmayacağını bilir. Edebiyat her şeyden önce hissiyattır, düşüncedir. İmgelemin kullanılarak yaşantının dönüştürülmesi görünen şeyin arkasında bulunan şeyin açığa çıkarılmasıdır.

Karl Marx'ın "enfes ironilerle dolu küçük bir başyapıt" dediği Bilinmeyen Şaheser, Cezanne, Picasso gibi ressamlara, yazar Henry James, yönetmen Jacques Rivette'e de ilham vermiştir.

İletişim Yayınları, kitabın girişine ve sonuna kitabı inceleyen iki makale eklemiş ve kitabın anlaşılmasını kolay kılmıştır. Picasso'nun gravür ve desenleriyle kitap tam bir şaheser niteliği kazanmıştır. Balzac'ın sanata, resime dair olağanüstü görüşlerini okumak isteyenlere şiddetle tavsiye edilir.
156 syf.
·3/10
kendi savunduğu tezi kendi kendine çürüten bir adamın hikayesi. bana aşktan ziyade seks odaklı bir kitapmış gibi geldi. Benim için okunmasa da olurmuş diyebileceğim kitaplardan biri.
355 syf.
·5 günde·9/10
Kitap beklediğimden çok daha iyidi. Konusu, olayları birleştirmesi, karakterlerin olaya dahil oluş biçimleri kitabı sürükleyici kılan noktalardandı.
Okumakta zorlanacağınız hiç bir şey yok. Alman polis teşkilatını, Ukrayna iç işlerini ve mafyasını, Rus ve Türk mafyasını biraz ayrıntılı anlatmış yazar ama gerekli buluyorum bu anlatımı.
Okumanın akıcılığı açısından tek hatası bazı küçük bölümleri hiç bir bilgi vermeden araya katmaktı bunu da yazarın kendi tarzı olduğunu sanıyorum kitabın ortalarından sonra bu bölümler yabancı ve gereksiz gelmedi.
Tavsiye edeceğim bir polisiye-gerilim kitabıydı.
107 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bir sanat yapıtı düşünün ki, sanatçısı o eserin en mükemmele ulaşması için on yıl üzerinde çalışsın. Bir mükemmellik tutkusu düşünün ki, onu elde etmek için insan, tüm hayatının odağına o tutkuyu koysun. Ve bir aşk düşünün ki, o gizli sanat eserini görmek uğruna sanata feda edilsin...
Balzac’ın Bilinmeyen Başyapıtı işte bu düşünceler etrafında şekillenmiş bir kısa roman. Başkahramanı Frenhofer, yalnızca Picasso, Cezanne gibi sanatçıları değil Karl Marx gibi bir dehayı da etkilemiş. Kendilerini Frenhofer yerine koymuşlar ve kendi eserlerindeki mükemmelliği sorgulama işine girişmişler. Bu bile, eserin ne kadar ilgi çekici olduğunu kanıtlar nitelikte.
Kitapta Frenhofer’in kendi eserine duyduğu hayranlık, gerçekle kendi var ettiği eser arasında gidip gelişleri, sancıları ve tutkusu işlenmiş. Kimselere gösteremediği kadınına duyduğu şey, aşktan öte.

Spoiler Öyle ki onu gözler önüne sermeyi romanın sonuna kadar reddediyor. Başka bir ressam bu eseri o kadar merak ediyor ki, kendi sevgilisinin çığlak bedenini bu resmi görme karşılığında Frenhofer’e teklif ediyor.

Kısa ama çok güçlü bir roman.
Mükemmele ulaşırken nasıl yitip gittiğimizin bir belgesi belki de.
Kesinlikle tavsiyedir

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 770 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 265 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.