Richard Panek

Richard Panek

Yazar
7.7/10
11 Kişi
·
28
Okunma
·
4
Beğeni
·
359
Gösterim
Adı:
Richard Panek
Unvan:
Yazar
Bir kuramcının halka açık seminerlerinde dile getirmekten hoşlandığı gibi, "Biz sadece bir parça kirlilikten ibaretiz." Bizi ve bugüne dek evren olarak düşündüğümüz her şeyi yok edin, çok az şey değişecektir. Sözlerine, keyifle "Bizler tamamen önemsiziz," diye devam eder.
Teknik anlamda, Kutup bir çöl iklimine sahiptir. Kar nadiren yağar. (Kutup'taki kar milyonlarca yıl boyunca kıta çevresinde esen rüzgarların savurmasıyla oluşan birikimin sonucudur.)
Kutup'ta ellerinizde oluşan çatlakların iyileşmesi haftalar sürebilir ve terleme diye bir sorun yoktur.
Yeni evrenin sadece çok küçük bir kısmı, her zaman olduğunu düşündüğümüz şeyden oluşur. Yani sizi, beni, dizüstü bilgisayarımı, tüm o ayları, gezegenleri, yıldızları ve gökadaları oluşturan malzemedir. Gerisi, evrenin baş döndürücü büyüklükteki bölümü, nedir?... Kim bilir?

Evrenbilimciler onu, tam bir anlamsal karşılıkla tarihe geçmesi bağlamında "Karanlık" diye adlandırır. Bu uzak ya da görülemeyen anlamında bir "karanlık" değildir. Kara delikler veya uzayın derinlikleri gibi bir "karanlık" da değildir. Bu, şimdi bilinmeyen ve muhtemelen sonsuza kadar bilinemeyecek olandaki "karanlık" : Yüzde 23 oranındaki gizemli şeye karanlık madde ve yüzde 73 oranındaki daha da gizemli şeye karanlık enerji denmektedir. Bizim için geriye yalnızca yüzde 4 kalır.
Kuantum ve kütleçekim etkilerinden yararlanarak, kara deliklerin tekilliğe giden tek yönlü biletler olmadığını bulmuştu. Olay ufkunun kıyısında kuantum etkileri parçacıkların ortaya çıkışını gerektiriyordu.
Kütleçekimsel etkiler ise eşlerden birinin kara delikte kaybolmasını gerektiriyordu. Birbirlerini hemen yok etmektense, biri kara deliğin kenarından içine yuvarlanacak, diğeri ise uzaya ve bildiğimiz evrene kaçacaktı.

Hawking sonuçta kara deliklerin kara olmadıklarına karar verdi. Bunlar ışıma sızdırıyorlardı. Bu Hawking Işınımı olarak adlandırılan şeydi.
Eğer Vera Rubin'seniz, masanızdan başınızı kaldırıp tavandan aşağıya astığınız dev Andromeda fotoğrafına bakarak, yatak odasının pencere pervazına yaslanmış on yaşındaki küçük bir kızdan daha donanımlı ama aynı doyumsuz merakla şunu sorardınız: "Elektromanyetik spektrumdan da uzağı (göre bilmenin daha ötesini) görmek nasıl mümkün olabilir?"
Bir süpernovanın evrenbilim açısından yararlılığı büyük ölçüde ışık eğrisine, yani süpernovanın zaman içinde parlaklığındaki artış ve azalmayı gösteren grafiğe bağlıdır. Süpernova parlaklığı en yükseğe doğru tırmandıkça, her süpernovanın ışık eğrisi birkaç gün boyunca beklenmedik bir şekilde artar. Sonra, süpernova solarken, parlaklık da yavaş yavaş azalır.
Fakat her süpernova türü kendi ayırt edici element karışımını (örneğin hidrojenli ve hidrojensiz) saldığı özel bir süreçten (dışa veya içe patlama gibi) ortaya çıktığı için, ışığı adeta bir imza gibi karakteristik olarak artar ve azalır.
Gökbilimciler bir anda parlayan, ardından soluklaşan bir yıldız kategorisi tanımlamışlar ve bu olayı "yeni yıldız" anlamında "nova" olarak adlandırmışlardı (çünkü birdenbire parlıyor olması bize "yeni" olduğunu gösteriyor olabilirdi). Baade ve Zwicky patlayan yıldızlarının kendine ait bir sınıflandırmayı hak ettiğini düşündüler: "süpernova".
Amerika Birleşik Devletleri 1956 yılından beri Güney Kutbu’nda tüm yıl süren çalışmalar yapıyordu. Ulusal Bilim Vakfı’nın Amerikan Antartika Programı, bilim yapanlar için buraya uzun bir süre önce günlük hayatı taşımıştı. Tabi ki bunun anlamı Güney Kutbu’nun artık Güney Kutbu olmadığı değildi. 1998 yılının güney kışında kendi göğüs kanserini teşhis eden, kendine biyopsi yapan ve kemoterapi uygulayan doktor Jerry Nielsen’in öyküsü dünyada başka hiçbir yerde yaşanabilecek bir durum değildi. Sonra akla Rodney Marks geliyordu. 12 Mayıs 2000 tarihinde birdenbire yaşamını yitiren Avustralyalı gökfizikçinin cenazesi otopsi için Yeni Zelanda’ya ancak birkaç ay sonra güneş yükseldiğinde götürülebilmişti. Otopside ölüm sebebinin metanol zehirlenmesi olduğu anlaşılmıştı. Bu da Marks’ın, kutupta onunla birlikte yaşayan meslektaşlarından birini işlediği kusursuz bir cinayete kurban gitmiş olma olasılığını yükseltmişti.
332 syf.
·7 günde·8/10
Bugüne kadar bildiğimiz her şey, keşfedilen ne varsa evrenin sadece %4'ünü oluşturuyor. Bilim insanları bilinemeyen %23 oranındaki gizemli şeye karanlık, %73 oranındaki daha da gizemli şeye karanlık enerji diyorlar. Klasik olarak tabir edilen "Biz okyanusta bir su damlası, sahildeki bir kum tanesiyiz" kavramları kitap boyunca hissediliyor. Bu uğurda bilim insanlarının karanlığı, yani bilinemeyeni ve büyük oranda da bilinemeyecek olanı keşfetme maceralarını anlatıyor.

2010 yılı başlarında WMAP' nin evrenimizi tanımlayan sayılara ilişkin çalışmaları sonuçları:
- Evren 13,75 milyar yaşında,
- Evren düz ve
* %72,8 oranında karanlık enerjiden,
* %22,7 oranında karanlık maddeden,
* %4,56 oranında baryonik maddeden (bizi oluşturan madde) oluşuyordu.
Bu veriler cehaletimizin derinliğini ortaya koyuyor.

Merak, bilinmeyene olan ilgi, gizemli olanı keşfetme arzusu sürekli yeni araştırmaları da beraberinde getiriyor. Evrenin o büyük okyanusunda hala neler var, nasıl oluşuyor söyleyemiyoruz. Bilim insanları her gün daha da ötesini görebilmenin nasıl mümkün olacağını araştırıyor.

Gökbilimciler bir anda parlayıp soluklaşan bir yıldız tanımladıklarında buna yeni yıldız anlamına gelen nova adını vermişler. Patlayan yıldızlara ait bir sınıflandırma yapmışlar, süpernova ismi böylece ortaya çıkmış.

90'lı yıllarda iki süpernova ekibi çalışmalarının çoğunu, Hawaii'de Kea Dağı'nda 4000-5500 metre yükseklikte sersemlemiş halde teleskopların kontrol odasında yaparken, 90'lı yılların sonlarında ise aynı teleskopları kullanan gökbilimciler artık deniz seviyesindeki bir kontrol odasında çalışmışlar. 2007 yılına gelindiğinde ise Hawaii'de Kea Dağı'ndaki 223 santimetrelik teleskobuyla evdeki bilgisayarla gözlem yapabilmeye başlamışlar. Teknoloji ilerledikçe daha iyi şartlarda çalışıp ve daha derinlemesine bilgilere ulaşılırken bugün hala evrenin büyük kısmı aydınlatılamıyor. Tam anlamıyla bilinemeyecek olan bir "karanlık" mevcut.

Süpernovaları keşfetmek öncesinde ne kadar zorsa zaman içinde yerlerini tespit edilebilmeleri kolaylaştı. Sonraları ise en yüksek kırmızıya kayma oranlarına sahip en fazla sayıda süpernovayı nasıl elde edebileceklerini sormaya başladılar. Kırmızıya kayma oranıyla, bizden uzaklaşan süpernovaların ışığının dalga boylarındaki artışlar da ölçülebiliyor. Süpernovaların uzaklıklarının kırmızıya kaymaları ile karşılaştırılması sonucunda, evrenin tarihi boyunca genişleme hızının nasıl değiştiği ortaya çıkarılabilir.

Yazarın dili sade, teknik olan konuları anlaşılır bir şekilde aktarmış. Kolaylıkla teknik kavramları anlıyorsunuz, bilim insanlarının maceralarını bazen hayatlarındaki özel bir kesitten de bahsederek harmanlayarak anlatmış.

Geçen yüzyıldaki bilgimiz bir ada evrenden yüzlerce milyar gökadaya, uzayda sonsuza kadar kendini tekrar eden hareketlerden yapısal evrime doğru gelişti. Şimdi elde bir karanlık var, karanlık madde ve karanlık enerji en büyük çözümlenmesi gereken bir gizem. Ve bugüne baktığımızda geçtiğimiz nisan ayında gerçekleşen bir gelişme olduğu için kitapta yer almayan, Dünya'nın farklı kıtalarında bulunan 8 farklı teleskobun görüntülerinin birleştirilmesi sonucu M87 galaksisinin merkezindeki süper kütleli karadeliğin fotoğrafı. Kim bilir belki de bu yüzdelik dilimden biraz daha aydınlanma yaşamanın adımı olabilir.

Evrenin karanlık yüzünü ortaya çıkarmak için keşifler birbirini izledi. Kopernik'in güneş merkezli sistem kuramından Galileo'nun Jüpiter ve Venüs gözlemlerine, Newton'un evrensel kütleçekim formülünden ay, gezegen ve yıldızların keşfedildiği döneme ve bu da Einstein'ın genel görelilik kuramına esin oldu. Bu da Büyük Patlama, Tip Ia süpernova gözlemlerine yol açtı ve sonunda karanlık enerjiye çıktı kapılar. Belki de parçaları birleştirmemiz için bir Einstein daha olması gerekiyor diye bahsediyor yazar.

Newton'un bir sözüyle bitirmek istiyorum:
"Dünyaya nasıl göründüğümü bilmiyorum, ama ben kendimi deniz kıyısında oynayan, büyük hakikat okyanusu keşfedilmemiş önümde uzanırken şurada daha düzgün bir çakıl, burada daha güzel bir kabuk bulduğu için eğlenen bir çocuğa benzetiyorum yalnızca. (Hakikat okyanusu : Evrenin anlamadığımız %96'lık kısmı)
240 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Otizmi, otimli profesör olan Temple Grandin'den okumak enfes bir tat. Kitap otizme bilimsel bir ışık tutuyor. Otizmli bireyler üzerinde yapılan testleri, deneyleri göreceksiniz. Biraz ağır bir kitap oldugunu da söylemek isterim. Fakat kitabın en harika yanı otizmi hem bilim ışığında görüyorsunuz hem de otizmli Grandin'in yasamından duygusal bir açıdan görüyorsunuz. Bu kitabı okumadan önce Temple Grandin'in Resimlerle Düşünmek kitabını okumanızı öneririm. İyi okumalar dilerim:)
332 syf.
Büyük gökbilimci Galileo'nun, yıllar sonra adına 'teleskop' denilecek yeni bir aletle evreni gözlemleyip, sanıldığından daha engin olduğunu ortaya koymasının ve Ay'daki dağları, yeni yüzlerce yıldızları, Jüpiter'in uydularını bulmasının üzerinden tam 406 yıl geçti.

Geçen dört yüz yıl süresince diğer gökbilimciler yaptıkları keşiflerle Galileo'nun evrenine yeni gezegenler, yıldızlar eklemeye devam etti.

Ve günümüze gelindiğinde, bildiğimiz ve gözlemleyebildiğimiz gezegenler, yıldızlar, dünyamız, tüm insanlar, bilinen herşey, kısacası bizler, evrenin sadece % 4'ünü kapsamaktayız, geri kalan % 96'lık 'karanlık' kısmın keşif sürecini ve esrarını, efsununu Richard Panek müthiş bir sürükleyicilikle kitaba aktarmayı başarmış.

Kitabın kapağını açınca;

"Biliyorum," dedi Nick.
"Bilmiyorsun," dedi babası.

- Ernest Hemingway.
240 syf.
·2 günde·5/10
Otizmli Beyin tıp terimlerinin bolca olduğu bir kitap okurken bu yüzden zorlandım diyebilirim. Bunun dışında otizmli insanların ne tür zorluklarla yaşadığını, ailelerinin zorluklarını anlamış oldum. Kısa örnek verecek olursam eğer, alışveriş merkezlerinden korkmak, hızlı ve ani gelişen seslere tepkiler.. Depresyon ilâcı kullanan anne adaylarının çocuklarının otizmli olma riskini arttırdığını öğrendim. Tarzım dışı bir kitap olsa da yine de okudum. Fena sayılmazdı. Keyifli akşamlar dilerim sizlere..
Kitap akıcı ve anlaşılır bir dille yazılmış, bilimsel bilgiler olay örgüsü ile sarılmış. Cosmosu seven ve merak eden insanlara başlangıç seviyesi için uygun
240 syf.
·Beğendi·10/10
Otizmli daha iyi anlamak için içerden birini dinlemek istiyorsanız Temple Grandin ilk başvuracağınız kaynak. Kendi hikayesini yazdığı Resimlerle Düşünmek kitabını ilk önce okumanızı öneririm. Bu kitabında ise bir bilim insanı olarak konuya yaklaşmış, güncel bilgiler, tanılar, araştırmalar ve bilimsel yeniliklerle doldurmuş. Kitabın sonunda ise görme-örüntülü görmek arasındaki farklara girmiş. Otizm-asberger tanılı kişiler ve aileleri için mesleki ve yaşamla ilgili önerilerini sunmuş.
332 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Kitap çok teknik bir konu hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir kişinin kolaylıkla okuyup anlayabileceği bir dil ile anlatılmış. Ekiplerin kendi içindeki rekabet, bireylerin kendi hikayeleri bir edebiyatçı niteliğinde öyküleştirilmiş. Mevcut verilere ışığında evrenin geleceği hakkında da bilgilendirme yapılmaktadır.
332 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Arkasında 50 sayfa kaynakça ve notlar olan bir kitap bu. Sadece bu bilgi bile kitabın değerini anlatmaya yetiyor. Kitap, bugünkü kozmolojinin birkaç on yıl gibi kısacık bir sürede nasıl geliştiğini anlatıyor. Özellikle karanlık enerjinin keşfiyle sonuçlanan iki ayrı grubun süpernova araştırma projelerini en ince detayına kadar gözler önüne seriyor. Kitapta çok fazla isim var, bu durum açıkçası kitabı okurken beni zorladı.

Kitapta araştırmalar, keşifler ve bilim insanlarının psikolojik ve sosyal durumları bir roman gibi anlatılıyor. Bir sonraki sayfada ne olacağını merak ederek okuyorsunuz kitabı, bilimsel keşifleri anlatan bir kitaptan beklenmeyecek şekilde olaylar kurgulanmış gibi. Ancak kurgu yok, tamamen gerçek keşifler, zaten kitap sizi sonunda bir nobel ödülüne götürüyor.

Çok sevdiğim bir deyiş vardır: Gerçek, kurgudan daha yaratıcı ve heyecanlıdır. Bu kitabı okurken bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Richard Panek
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 28 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 44 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.