Robert William Connell

Robert William Connell

Yazar
8.6/10
17 Kişi
·
45
Okunma
·
1
Beğeni
·
99
Gösterim
Adı:
Robert William Connell
Avustralya’da, Macquarie Üniversitesi’nde sosyoloji dersleri vermektedir. Daha önce yayımlanan kitapları: Politics of the Extreme Right: Warringah 1966 (1967), F. Gould ile birlikte. The Child’s Construction of Politics (1971); Twelve to Twenty: A Study of teenagers in Sydney (1975); W.F. Connell, R.E. Stroobant, K.E. Sinclair ve K.W. Rogers ile birlikte; Ruling Class, Ruling Culture (1977); Class Structure in Australian History (1980); Ockers and Disco-Maniacs: Sex, gender and secondary schooling (1982); Making the Difference (1982); Which Way Is Up? Essays on sex, class and culture (1983); Teachers’ Work (1985); Gender and Power: Society, the Person and Sexual Politics (1987; Toplumsal Cinsiyet ve İktidar, Çev. Cem Soydemir, Ayrıntı Yay., 1998); S. Franzway ve D. Court ile birlikte. Staking a Claim: Feminism, bureaucracy and the state (1989); Masculinities (1995; Erkeklikler, Çev. Nagihan Konukcu, Phoenix Yay., 2019); Male Roles, Masculinities and Violence: A Culture of Peace Perspective (2000); Southern theory: the global dynamics of knowledge in social science (2007); Gender: in world perspective (2009).
Erkeklerin uçkuru gevşek cinselliğine izin veren ama bunu kadınlara yasaklayan “çifte standartın”, erkekler açısından daha fazla arzuyla hiçbir ilgisi yoktur; ama daha fazla iktidarla her türlü ilgisi vardır.
Dünyada kadınların güçlenmesi, erkekler tarafından “kriz eğilimi” olarak görülen durumlar, erkeklerin geçmişin iktidar sahibi ataerkil kimliklerini ve rollerini yeniden üretme çalışmalarına yol açmaktadır.
Dolayısıyla erkekler için evlilik, özel alanda erkek iktidarını sağlayan, kazançlı bir kurum olarak değerlendirilebilir. Erkekler, evlilik kurumu içinde hem kendi otoritelerini kurmakta hem de kendisi ya da ebeveynlerinin bakım ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Böylelikle kadınlar için aile, Weber’in bahsettiği şekilde, baskı aracı olma eğilimini sürdürmektedir.
Toplumsal cinsiyet kavramı, insanların eril ve dişil olarak, üremeye dayalı bölünmesi kapsamında veya bu bölünmeyle bağlantılı olarak örgütlenmiş pratiktir.
Farklılaşmanın asıl temelinin kurulmasını sağlayan ise, kadınların erkeklere küresel düzeyde tabi kılınmasıdır. Biçimlerden biri, bu tabi kılınmaya boyun eğiş etrafında tanımlanır ve erkeklerin çıkar ve arzularına hizmet etmeye yönlendirilir.
Ailenin içi tıpkı jeolojik katmanlar gibi birbiri üzerine yığılmış çok katmanlı bir ilişkiler sahnesidir. Başka hiçbir kurumda ilişkiler, zaman içinde böylesine yaygın; temas esnasında böylesine yoğun; ekonomi, duygu, iktidar ve direniş örgüleri açısından böylesine sıkı değildir.
Hegemonik erkeklik, daima kadınlarla ilgili olduğu kadar, ikincil konuma itilmiş çeşitli erkeklik biçimleriyle ilgili olarak da inşa edilen, farklı erkeklik biçimleri arasındaki etkileşim ve ataerkil bir toplumsal düzenin işleyiş biçiminin ayrılmaz parçasıdır.
Kapitalizm'in krizlerinin ve ekonomik depresyonun görülmesiyle birlikte geç modernizm'in koşullarında beyaz, heteroseksüel erkek öznenin hegemonik bir konum üstlenmesine neden olması erkeklik krizinden bahsetmenin mümkün hale geldiğini göstermektedir.
464 syf.
Toplumsal cinsiyet deyince ne anlıyoruz?

Biyolojik olarak doğuştan gelen cinsiyetimiz mi? Doğduk ve toplumda ya kadın ya da erkek olarak kendimizi gerçekleştirdik. Bu, toplumsal cinsiyet bazında ''ezber'' olan bakış açısıdır der yazar ve toplumsal cinsiyet kavramıyla biyolojik cinsiyet kavramının ayrı olduğunu ekonomiden politikaya, psikolojiden tarihe kadar bir çok toplumsal kimliğin etkin olduğu başlık altında değerlendirerek ayırmaktadır.

Cinsiyet kavramını hem teorik baz da hem de politik bazda yeniden kuran yazar Connell, hem kadın ve erkeğin toplumsal rollerinin tarihsel gelişimini ele alırken hem de cinsiyet politikalarının ortaya çıkışı için eleştirel bir kuramsal analiz ortaya koymakta...

Temel sorunlardan biri olan toplumsal eşitsizliğin üzerine her başlık altında dolaylı yoldan eğilerek sorunun özüne ilişkin okuyucuyu düşünmeye itmesi ayrıca hoşuma giden kısmı oldu.
Tarihin en uzun soluklu bu eşitsizliğin kaynağı biyolojik farklılıklarımız mı? Sistem mi? Yoksa sadece eşitsizlik tabanlı bakış açılarımız mı? Bu anlamda toplumsal olarak kadın ya da erkek olmayı nasıl öğreniyoruz? Toplumdan topluma büyük farklılıklar gösteren bu öğretilenlerin geçerliliği üzerine ne kadar düşündük? Tarım toplumuna geçişle birlikte egemenlik kuran ataerkil düşüncenin aksine anaerkil yol sürdürülebilir miydi? gibi insanın tarihi noktasında can alıcı sorular üzerine düşünmeye teşvik etmesiyle muazzamlaştı eser.

Ataerkil düşüncenin diyor yazarımız, tarihten silinmesi ve tam anlamıyla kadın-erkek bir bütün olarak (insan) olarak eşitlikçi, demokratik bir anlayış ve sistem oluşturulabilir mi? diye sorarak, bu tarihsel soruna anlamlı bir cevap vermiş oldu.

Tabi bu tarihsel sorunu bir gecede çözmek, kolayca ortadan kaldırmak elbete söz konu değil. Bunun için ciddi ve sabırlı bir mücadele vermek gerekiyor. İnsanlar ve insanlık kabul etsin ya da etmesin (önemli değil ne dediğimiz), toplumsal eşitlik anlamında da bir evrim söz konusu ve zaman, bizleri dönüştürmeye devam ederken, kurduğumuz sistemler ise buna karşı direnmeye devam ediyor. Düşüncede ne kadar sistemin dışına çıkar, birilerini görmek istediği şekilde bakmayıp daha geniş bir çerçeveden kendi irademizle hayatı değerlendirirsek işte o an zamana olan bağlılığımızın farkına varacak ve insanlığın geçirmekte olduğu evrimi fark edeceğiz her anlamda.

Kitap, insanlık tarihinin akışı ve geleceği kuracağı şekli itibariyle muazzam bir kaynak kitaplardan biri bence. Okunması gerekenlerden...
464 syf.
·10 günde
Uzun, bilgi dolu, zaman zaman sıkıcı, zaman zaman akıcı bir okuma oldu. Kitabın orijinal ilk baskısının 1987 yılında yapıldığını öğrenmem, okumamın hazzı açısından pek iyi olmadı. Zira sosyoloji gibi bir alanda, üzerinden 23 yıl geçmiş bir kitabı okumak, güncel olmayan bir eseri okumak anlamına geliyor. Çok daha eski kitaplar da okunabilir elbette ama konunun güncelliğinin önem düzeyi bu kitapların da değerini belirliyor. Evet, tarihsel geçmişi görmek açısından faydalı bir kitaptı. Bununla birlikte, bazı istatistiki bilgilerin epeydir geçerli olmadığını bilmek, buraları okurken motivasyonumun düşmesine sebep oldu. Kitap; ilki Giriş bölümü olmak üzere, 13 bölümden oluşuyor. Bu bölümler dört farklı kısımda ele alınmış. Bunlar: "Toplumsal Cinsiyetin Teorileştirilmesi", "Toplumsal Cinsiyet İlişkilerinin Yapısı", "Kadınlık ve Erkeklik" ve "Cinsel Politika" isimlerini taşıyor. Kitaptaki fikirlerden biri, cinsiyet algısının doğuştan gelmediği, zamanla toplum tarafından dikte edildiği yönünde. Bu durumun örnekleri kitapta bulunabilir. Cinsiyet ayrımcılığı, geçmişten bugüne epey yol katetmiş olsa da istenen insancıl noktaya hâlâ gelinebilmiş değil. Bu ayrımcılık sadece kadın ve erkek olarak değil, sınıflandırılmış ve sınıflandırılmamış cinsel diğer yönelimler açısından da varlığını koruyor. Bu sınıflandırmalar açısından, sahip olduğumuz tüm fikirler daha çok, içine doğduğumuz kültürün ve bunun sebep olduğu dünya görüşümüzün bir sonucu. Oysa farkında olmadığımız ya da reddettiğimiz büyük bir dünyanın içinde yaşıyoruz. Lanetlemek yerine, anlamaya çalışmak insani bir gereklilik olmalı.
464 syf.
·7/10 puan
Yazar R. W. Connell’ın, “Toplumsal Cinsiyet ve İktidar” kitabı üniversitelerin seçkin yüksek lisans bölümlerinde okutuluyor. Açıkçası mevzuya düşkünlüğümden, araştırmalarım sonucu, yüksek lisans için okunacaklar listesinden bulup listeme eklemiştim. Kitap, eşitlikçi temayı gövdeye yerleştirerek, demokratik ülkelerde kadın-erkek ayırt etmeden -iki cinsi- ele alıyor, hatta yer yer üçüncü cins bile. Kanımca, çalışmayı diğerlerinden ayıran en göze çarpan hususiyeti; erkek cinsinin de haksızlığa ve iktidar gücünce emilmeye çalışıldığını örneklerle açıklamaya çalışıyor ve bölümlerde, “hımmm, ne kadar doğru, çok haklı” derken buldum kendimi. Eşcinsellerin, travestilerin durumu buna örnek teşkil ediyor yazara göre.
.
Toplumsal önyargının zirve konusu eşcinselliğe dair çarpıcı açıklamalar okuyoruz. Eşcinselliğin erkeklerde, genel anlamda erkek bedeninde haps olmuş “kadın” veya eşcinselliğin kabulü, aynı zamanda erkekliğin reddi manasını taşıdığına dair yanlışları düzeltiyor. Toplumun onlara bilenmesinin sebebi AIDS ve Frengi hastalıklarının “eşcinsel vebası” minvalinde medya kuruluşlarınca yanlış yansıtılmasından söz ediyor. Bir diğer yanlış, kadınların demir ökçelerle ezilişini anlatmak için, bir düşünürün “erkekler, doğal tecavüzcü” argümanı kullanması kan dondurucu, yanlış bir saptama. Freud, Jung, Adler gibi isimlerin psikolojiye dair saptamalarına da yer vermiş. Frankfurt Okulu’nun önde gelen isimlerinin görüşlerini de okuyoruz. İşçi sınıfına ait görüşler ilk bölümde; ikinci bölümde ise feminist görüşleri incelemeleri okuyoruz. Sanırım kitabın bütününe hâkim tek bir konu var; Biyolojik ve doğal olanın, toplumsal inşaadan daha önde, daha gerçek olmayacağı görüşüdür. Çalışmanın yersiz uzunluğundan dert yansam da -çünkü, 250 sayfada çok iyi anlatılacak konu, uzatılmışta uzatılmış bana kalırsa- muhakkak okumanız gerekiyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Robert William Connell
Avustralya’da, Macquarie Üniversitesi’nde sosyoloji dersleri vermektedir. Daha önce yayımlanan kitapları: Politics of the Extreme Right: Warringah 1966 (1967), F. Gould ile birlikte. The Child’s Construction of Politics (1971); Twelve to Twenty: A Study of teenagers in Sydney (1975); W.F. Connell, R.E. Stroobant, K.E. Sinclair ve K.W. Rogers ile birlikte; Ruling Class, Ruling Culture (1977); Class Structure in Australian History (1980); Ockers and Disco-Maniacs: Sex, gender and secondary schooling (1982); Making the Difference (1982); Which Way Is Up? Essays on sex, class and culture (1983); Teachers’ Work (1985); Gender and Power: Society, the Person and Sexual Politics (1987; Toplumsal Cinsiyet ve İktidar, Çev. Cem Soydemir, Ayrıntı Yay., 1998); S. Franzway ve D. Court ile birlikte. Staking a Claim: Feminism, bureaucracy and the state (1989); Masculinities (1995; Erkeklikler, Çev. Nagihan Konukcu, Phoenix Yay., 2019); Male Roles, Masculinities and Violence: A Culture of Peace Perspective (2000); Southern theory: the global dynamics of knowledge in social science (2007); Gender: in world perspective (2009).

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 45 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 138 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.