İnsan diğer hayvanlara nazaran aklını daha çok kullanmaya başladığı zamandan bu yana içindeki merak duygusu ve bilinmeyene karşı duyulan korku neticesinde avcı toplayıcı zamanda animist dünya görüşü ve atalar kültü inancından şamanlığa, çoktanrıcı dinlerden monolatriye, oradan da tektanrıcı dinlere göre dönemin ruhuna uygun bir evrimsel süreç geçirmiştir. Din her ne kadar modern bilimden önce dünyadaki bir çok olayı açıklamak için kestirme cevap olsa da kendi içinde belirli dönemlerde içinde bulunulan toplumun rahatsız olduğu sorunlara cevap veremez hale gelince ve diğer nedenlerden(dini değiştiren kişinin önemli biri olma ihtiyacı ve psikolojik altyapısı) devrimsel dönüşümlere uğramıştır. Toplumsal üstyapıya her ne kadar karşı bir şekilde yola çıksa da sonunda ona teslim olmuş, güç kimde ise onların da işlevsel aletlerine dönüşmüştür. İnsan her ne kadar rasyonel kararlar verebilen bir hayvansa da daha çok hayatını duygusal zeka ile yönettiği ve manipülasyona çok açık bir zihinsel alt yapıya sahip olduğu hâlâ inandığı ve ona ne gösterilirse araştırmadan inanmasından belli olmaktadır. Kitapta bu evrimsel sürece tanık olurken bunu da net bir şekilde görüyoruz.