Şaban Öz

Şaban Öz

YazarEditör
9.3/10
58 Kişi
·
235
Okunma
·
32
Beğeni
·
948
Gösterim
Adı:
Şaban Öz
Tam adı:
Prof. Dr. Şaban Öz
Unvan:
Türk Yazar, İslam Tarihçisi, Akademisyen
Doğum:
Malatya, Türkiye, 1973
1973 yılında Malatya-Doğanyol’da doğdu. 1991’de Doğanyol Lisesi’nden, 1996’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi Ana Bilim Dalı’nda Hz. Peygamber’in Siretiyle İlgili Mevzu Haberlerin Tarihi Değeri teziyle yüksek lisansını, 2006 yılında aynı enstitüde İlk Siyer Kaynakları ve Müellifleri adlı teziyle doktorasını tamamladı. 2009 yılında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne yardımcı doçent olarak atandı. 2012 yılında doçent, 2018 yılında profesör oldu. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Kur'an'ın amacı tarihî bilgi vermek değildir.
Velev ki, tarihe dair anlatılar olsa dahi öncelikli maksadı ibret, öğüt, ve nasihat vermektir.
Tarihçiler kendilerine gelen haberleri bir sonraki nesle aktarmayı görev telakki etmişler, bu haberlerin değerlendirilmesini değerlendirmesini ise sonraki nesillere bırakmışlardır.
...
... Taberî, bu anlayışa eserinin girişinde değinmiştir; "Şayet bu kitabımda geçmişe dair zikrettiğimiz bazı haberlerin bir kısmını doğru ve gerçek bulamayıp inkar edenler ya da çirkin sayanlar olursa, bilsinler ki, bu haberler tarafımızdan uydurulmamış, bazı râvilerce bize gelmiştir. O haberler, bize nasıl nakledilmişse, biz de o şekilde naklediyoruz".
Şaban Öz
Sayfa 82 - Onların birinci amacı; kendilerine ulaşan haberleri, sonraki nesillere olduğu gibi aktarmak ve İslâm rivâyet literatürünü mevcut hâliyle muhafaza etmekti.
Allah adına insanların kafa kestiği,ölenin de öldürenin de tekbir getirdiği bir dünyada nebevi misyonun doğru anlaşılması,aslında sadece dini yaşam modeli değil,aynı zamanda ümmetin de var olma savaşının neticesini belirleyecek olan tarihi bir ödevdir.
Netice itibariyle Hz. Muhammed, ne şiddet yanlısı, savaş meraklısı biri,ne de pasif direniş gösteren bir liderdir. Hz. Peygamber, inananlarına gerektiğinde saldırmayı, gerektiğinde barış yapmayı emretmiş;ama hiçbir zaman ahlaki şartların zorlanmasını emretmemiştir.
Şaban Öz
Sayfa 101 - mana yayınları
Sayısı üç yüzlere yaklaşan ülkedeki meal kaosuna hiç girmemeyi, alandaki sorunu işin ehline bırakmayı tercih etmekle birlikte şu olumsuz tecrübemizi de paylaşmamız gerekiyor ki, maalesef ülkemizde bazı mealler Kur'ân'ın Arapçası'ndan değil, masa üzerinde açılan üç dört meal üzerinden yapılmıştır.
127 syf.
·5 günde
Psikolojide bir çok yöntem ve teknikler vardır. Esas olan doğrusunu kullanmamızdır. Eğer bir yöntem size yardımcı olmuyorsa demek ki, onu değiştirmelisiniz. Eğer bunu yapmasanız kendinize daha büyük problemler yaratırsınız.
127 syf.
·8/10
Özellikle Temel İslam Bilimleri Alanında Y Lisans Tezi, Doktora Tezi, Makale vb. konularda Takip edilmesi gereken esaslar, yapılan yanlışlar, vs. konularında ilk başlayanlar için güzel bir eser. Bu Alanda çalışanların okunmasında fayda hasıl olacağı kanaatindeyim....
480 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
BİR SİYER EDEBİYATI DENEMESİ ‘’ELÇİ’’
‘’Elçi’nin içeriği hakkındaki tespitlere geçmeden önce, eserin adı olan elçi üzerinde durmak istiyoruz. Elçi sözlükte, ‘’bir sorunun çözümü, bir uzlaşmanın sağlanması için birinin başka birine gönderdiği aracı’’ manasını taşımaktadır. Bu anlamda roman ismi olarak ‘’Elçi’’ bizlere, Peygamberin Allah ile olan irtibatını en sağlam biçimde ifade eden bir başlık olarak karşımıza çıkar. Böylece ilk etapta kafamızda bir peygamber modeli şekillenmeye başlamaktadır; Allah’tan aldığı buyrukları en doğru biçimde hayata taşıyan ve bununla insanlığa örnek bir peygamber modeli.

İçerik kısmına geldiğimizde ise ilk olarak, kronolojik olarak yazılan siyer romanlarının aksine “Elçi”, Ebu Zer’in Müslüman olması süreciyle başlayıp, Kureyş’in günlük yaşantısından bir kesitle devam etmiştir. Bu günlük yaşantı içinde Kureyş’in yeme içme adetlerinden, eğlence anlayışlarına; ticari faaliyetlerinden, inançlarına kadar Kureyş’in toplumsal yapısına incelikle yer verilmiştir. Arap müşriklerinin dini inançları hususunda onların Allah'a inandıkları fakat bununla birlikte putları Allah ile aralarına aracı kıldıkları, bu sebeple de putların hürmet edilmesi gereken kutsal varlıklar olarak kabul ettikleri işlenmiştir. Nitekim romanda yer alan Hz. Peygamber ile Ebu Süfyan arasında geçen bir diyalogda, "Elçi, Ebu Süfyan'a dönerek,
-Ebu Süfyan! O halde söylediklerime cevap ver, yeri, gökleri,yıldızları kim yarattı?” sorusuna Ebu Süfyan; “Kim yaratacak Allah!" yanıtını vermiştir. Böylece romanda bahsi geçen bu bölüm okuyucuya Arap müşriklerinin dini inançlarının doğru okunması adına bir perspektif sunmaktadır.

Bir diğer husus "Arap kabileciliği"

Hz. Peygamber'in tebliğ süreciyle birlikte müşrikleri en çok endişeye sevk eden durumlardan biri, birliklerinin bozulma korkusunu yaşamalarıydı. Çünkü "kendi içlerinden" birinin putlarına şiddetle karşı çıkıp, onları yok sayması, müşrikleri, birliklerinin ve düzenlerinin bozulma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştı. Bu sebeple "el-emin" olarak isimlendirdikleri Hz. Peygamber'in sözlerini yalanlamış, davasından vazgeçmesi uğruna kendisine türlü teklifler sunmuşlardır. Müşriklerin diyaloglarında sık sık yer bulan “Kureyş’in birliği” mevzusu, Arap toplumunun asabiyet ruhunu ortaya koymaktadır. (Asabiyet ruhunun tezahürlerini romanın ilerleyen kısımlarında yer alan "tecrid" isimli bölümde tekrar görüyoruz. Hz. Peygamber'e ve beraberindeki Müslümanlara uygulanmak istenen boykotun Hz. Peygamber'in mensubu olduğu Haşimoğulları kabilesinin tüm üyelerine uygulanması, dönemin Arap toplumunda kabileciliğin ne denli mühim bin unsur olduğunu bize gösterir.)
Böylece yazar, risaletin hangi şartlarda, nasıl bir ortamda, kimlerin içinde başladığına dair bir öngörü sunmuştur. Bu da okuyucuda, hikayenin ilerleyen kısımlarında, Hz. Peygamber’in böyle bir ortamda nasıl bir tebliğ süreci yaşayacağına dair merak ve heyecan duygusu uyandırmaktadır.

Mekan Tasvirleri…

Bir romanı en etkili kılan unsurlardan biri, okuyucunun kendisini olayın ve karakterlerin bizatihi içinde bulmasıdır. Romandaki mekan tasvirlerinin inceliği, okuyucuyu Mekke Medine sokaklarına götürebilmekte,okuyucunun zihninde bir şehir tasavvuru oluşmasına imkan sağlamaktadır. Böylelikle okur, okuduğu dönem ile kendi arasında bir bağ kurup,“mekan-zaman-insan” arasındaki ilişkiyi çözümleme fırsatı bulabilmektedir.

Şahıslar…

Mevcut siyer romanlarında geri planda tutulan sahabilerin aksine, “Elçi” bize, aynı olaylar karşısında farklı tepkiler veren, kendi aralarında şakalaşan, tartışan, yeri geldiğinde Hz. Peygamber’e itiraz edebilen ve satır aralarında her birini ayrı ayrı gözlemleyebileceğimiz bir sahabi modeli çizer. Örneğin bir takım olaylar karşısında, bir tarafta daha sakin bir tavır sergileyen Zeyd’i görürken, diğer tarafta sabırsız tavrıyla dikkat çeken Hamza’yı, bir tarafta inatçı kimliğiyle ön plana çıkan Bilal’i görürken, diğer tarafta ise cesaretiyle ön plana çıkan Ömer’i görmekteyiz. Benzer tasvirleri müşrikler üzerinde de görmemiz mümkün. Bir tarafta pervasızlığıyla Ebu Cehil, diğer tarafta daha muhteris Ebu Leheb.
Bununla birlikte roman bize sahabenin gözünden Hz. Peygamber’i okuma imkanı sunmaktadır.

Farklı Rivayetler…

İşlenen bazı konularda genel kabul gören algının dışındaki farklı rivayetler yer almıştır. Örneğin klasik bazı kaynaklarda, Mekkeli müşriklerin boykot kararının yazılı olduğu ve Kabe’nin içinde saklanan kağıdın kurdun kemirmesi hadisesi üzerine kaldırıldığı yer alırken, romanda Mekkeli müşriklerin bazı akil adamlarının birbiriyle anlaşması neticesi boykotun kaldırıldığı bilgisi aktarılmıştır. (https://siyerdergisi.com/...adinda-okumak%3Aelci) Yine Hz. Hatice’nin yaşı romanda yirmi sekiz olarak geçmektedir.

Yesrib’den Medine’ye…

Roman bize “Elçi”nin şehre ulaşmasıyla birlikte Yesrib’i Medine yapan bir peygamber tablosu çizer. Böylelikle okuyucu, Hz. Peygamber’in hicretiyle, bir şehrin yeniden inşaasına şahit olur.

Uhud…

Uhud savaşının işlendiği bölümde, Hz. Peygamber’in “Cesetlerimizi kargaların eşelediğini görseniz dahi yerinizden ayrılmayın” sözüne rağmen, savaşın galibiyetle sonuçlandığını düşünerek yerlerini terk eden okçuların, o anki psikolojilerine şu satırlarda dikkat çekilir. “…İnanmak kolay da itaat zordu işte. Sorgulamadan, zamanın, şartların değişmesine aldırmadan itaat etmek. Sadece ve sadece Allah’ın veya Elçisinin emri olduğu için nedenler, nasıllar, niçinlerle uğraşmadan itaat etmek. İşine geldiği için, maslahat onu gerekli kıldığı için değil, inancının gereği olarak itaat etmek.”( s:180)

Bir şehrin ağladığı şehit; Hz. Hamza…

Romanda yer alan hissiyatı en yoğun sahnelerden biri şüphesiz, Hz. Hamza’nın şehit haberini alan Hz. Peygamber’in yaşadığı derin üzüntünün işlendiği kısımdır. Öyle ki yazarın da deyimiyle “O gün en çok Hz. Hamza için ağlanmalıydı”. Artık Medine ağlamaya Hz. Hamza’dan başlayacaktı. Hüzün en çok Hz. Hamza’nın isminde tezahür edecekti.

Unutulan sünnetlere atıflar…

A)Sözüne sadık Hz. Peygamber
B)İnandığı doğrularda sabit kalan Hz. Peygamber
C)”Affetme”yi, prensip edinmiş Hz. Peygamber
D)Muhatabının sözünü bitirmesini bekleyen Hz. Peygamber
E)Ailesiyle gönül bağı kuran Hz. Peygamber
G)Tevazu sahibi Hz. Peygamber
H) Şükreden Hz. Peygamber
I)Muradını yalnızca Allah’tan isteyen Hz. Peygamber
J)Kul hakkına riayet eden Hz. Peygamber

Kumların üstünden, Kabe'nin üzerine; Hz. Bilal

Mekke fethedildikten sonra Hz. Bilal, Mekke’de ilk ezanı okumak için Kabe'nin üzerine çıkar ve o güzel sesiyle ezanı okur. Ve biz böylece risaletin ilk dönemlerinde kumların üzerinde işkenceye maruz bırakılan Bilal’i, Mekke’nin fethinde Kabe'nin üzerinde ezan okurken buluyoruz. Bu sahne bize, İslam'ın köleliğe getirdiği ahlakiliği en güzel şekilde özetlemektedir.

Mekke’nin Fethi ve “Affetme Günü”

Mekke fethedildikten sonra, Kureyş halkı bir araya toplanıp Hz. Peygamber’in kendilerine hitap etmesini beklemektedir. Bekleyen bu kalabalığın içinde, zamanında Allah Rasulü’ne hakaret eden, ona iftira atan, onu yalanlayan, onu doğup büyüdüğü yerden hicrete mecbur bırakan, ona savaş açan, amcasını öldüren, öldürten insanlar da yer almaktadır. Öyle ki oradaki hemen herkesle Hz. Peygamber’in bir geçmişi vardır. Fakat bütün bunların üstüne Allah’ın elçisinden biz tek bir cümle duyuyoruz: “Haydi gidin, hepiniz serbestsiniz” Böylelikle müthiş bir affetme örneğine şahit oluyoruz.
Nitekim bizler de bugün unutulmaya yüz tutmuş sünnetlerden biri olan affetme sünnetini “11 Ocak Dünya Affetme Günü” olarak kutlamaktayız. Geçtiğimiz 11 Ocak günü etkinliklerinde, on altı ülke kırk yedi şehir olmak üzere bu sünnetin birçok insana ulaştığını söyleyebiliriz.

"Elçi" üzerine tenkitler…

“Elçi” hakkındaki eleştirilere gelecek olursak bunlardan ilki; Hz. Peygamber’in romanda geri planda kaldığı, çevresindeki insanların diyaloglarına daha çok yer verildiği bu sebeple de romanın asıl konusundan uzaklaştığı eleştirisidir. Bir diğer eleştiri ise, Hz. Peygamber’in anlatıldığı bir kitapta, cahiliye döneminin yaşantısının ayrıntılı olarak ele alınmasının uygun olmadığı görüşüdür. (Poyraz, Esra Fahriye, “Popüler Siyer Romanlarına Eleştirel Bir Yaklaşım Denemesi”, Sireti Surette Görmek I-II, Meridyen Yay., İstanbul 2018, 69-79)
128 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Şirk sadece Allah'a ortak koşmak değil,aynı zamanda aracı kılmaktır. Allah'a doğrudan ulaşılmaz bahanesiyle araya ''her ne ve kim olursa olsun''aracı koymak da şirktir.
Siyer sorulari-Sayfa 25.
480 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
BİR SİYER EDEBİYATI DENEMESİ ‘’ELÇİ’’
‘’Elçi’nin içeriği hakkındaki tespitlere geçmeden önce, eserin adı olan elçi üzerinde durmak istiyoruz. Elçi sözlükte, ‘’bir sorunun çözümü, bir uzlaşmanın sağlanması için birinin başka birine gönderdiği aracı’’ manasını taşımaktadır. Bu anlamda roman ismi olarak ‘’Elçi’’ bizlere, Peygamberin Allah ile olan irtibatını en sağlam biçimde ifade eden bir başlık olarak karşımıza çıkar. Böylece ilk etapta kafamızda bir peygamber modeli şekillenmeye başlamaktadır; Allah’tan aldığı buyrukları en doğru biçimde hayata taşıyan ve bununla insanlığa örnek bir peygamber modeli.
İçerik kısmına geldiğimizde ise ilk olarak, kronolojik olarak yazılan siyer romanlarının aksine “Elçi”, Ebu Zer’in Müslüman olması süreciyle başlayıp, Kureyş’in günlük yaşantısından bir kesitle devam etmiştir.
Unutulan sünnetlere atıflar…

A)Sözüne sadık Hz. Peygamber
B)İnandığı doğrularda sabit kalan Hz. Peygamber
C)”Affetme”yi, prensip edinmiş Hz. Peygamber
D)Muhatabının sözünü bitirmesini bekleyen Hz. Peygamber
E)Ailesiyle gönül bağı kuran Hz. Peygamber
G)Tevazu sahibi Hz. Peygamber
H) Şükreden Hz. Peygamber
I)Muradını yalnızca Allah’tan isteyen Hz. Peygamber
J)Kul hakkına riayet eden Hz. Peygamber
Mekke’nin Fethi ve “Affetme
Günü”
Mekke fethedildikten sonra, Kureyş halkı bir araya toplanıp Hz. Peygamber’in kendilerine hitap etmesini beklemektedir. Bekleyen bu kalabalığın içinde, zamanında Allah Rasulü’ne hakaret eden, ona iftira atan, onu yalanlayan, onu doğup büyüdüğü yerden hicrete mecbur bırakan, ona savaş açan, amcasını öldüren, öldürten insanlar da yer almaktadır. Öyle ki oradaki hemen herkesle Hz. Peygamber’in bir geçmişi vardır. Fakat bütün bunların üstüne Allah’ın elçisinden biz tek bir cümle duyuyoruz: “Haydi gidin, hepiniz serbestsiniz” Böylelikle müthiş bir affetme örneğine şahit oluyoruz.
Nitekim bizler de bugün unutulmaya yüz tutmuş sünnetlerden biri olan affetme sünnetini “11 Ocak Dünya Affetme Günü” olarak kutlamaktayız. Geçtiğimiz 11 Ocak günü etkinliklerinde, on altı ülke kırk yedi şehir olmak üzere bu sünnetin birçok insana ulaştığını söyleyebiliriz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Şaban Öz
Tam adı:
Prof. Dr. Şaban Öz
Unvan:
Türk Yazar, İslam Tarihçisi, Akademisyen
Doğum:
Malatya, Türkiye, 1973
1973 yılında Malatya-Doğanyol’da doğdu. 1991’de Doğanyol Lisesi’nden, 1996’da Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi Ana Bilim Dalı’nda Hz. Peygamber’in Siretiyle İlgili Mevzu Haberlerin Tarihi Değeri teziyle yüksek lisansını, 2006 yılında aynı enstitüde İlk Siyer Kaynakları ve Müellifleri adlı teziyle doktorasını tamamladı. 2009 yılında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne yardımcı doçent olarak atandı. 2012 yılında doçent, 2018 yılında profesör oldu. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 32 okur beğendi.
  • 235 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 37 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.