Samim Kocagöz

Samim Kocagöz

Yazar
8.6/10
122 Kişi
·
393
Okunma
·
37
Beğeni
·
3.522
Gösterim
Adı:
Samim Kocagöz
Unvan:
Türk Romancı
Doğum:
Söke, Türkiye, 13 Şubat 1916
Ölüm:
İzmir, Türkiye, 5 Eylül 1993
Samim Kocagöz (d. 13 Şubat 1916, Söke - ö. 5 Eylül 1993, İzmir). Türk romancı.

1942'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. 1942-1945 arasında Lozan Üniversitesi'nde sanat tarihi eğitimi aldı. Türkiye'ye döndükten sonra bir süre İzmir Ticaret Okulu'nda edebiyat, Devlet Konservatuvarı'nda sanat tarihi dersleri verdi. Söke'de çiftçilikle uğraştı.

1950'den sonra İzmir'e yerleşti. İlk romanı İkinci Dünya 1938'de yayınlandı. Servet-i Fünun Uyanış, Ses, Hep, Bu Topraktan, Vatan, Fikirler, Yenilikler, Yeditepe gibi dergilerle Demokrat İzmir gazetesinde yayınlanan öyküleriyle bilinir.

1950'de Yeni İstanbul gazetesi ve New York Herald Tribune gazetesinin ortaklaşa düzenlediği Dünya Hikâye Yarışması'nda "Sam Amca" öyküsüyle birincilik kazandı.

Gözlemlere dayanarak köy ve kasaba insanlarının sorunlarını, günlük yaşamlarını ve duygularını yalın bir dil ve gerçekçi tutumla yansıttı. Ölümünden sonra adına bir öykü ödülü kondu.
2006-2007 tiyatro sezonunda 50. Yılını yaşayan İzmir Devlet Tiyatrosu, yazarın hemen hiç bilinemeyen "Islak Ekmek" adlı oyununu repertuvarına aldı.
Her çevirdiği kitap için kovuşturma açılıyor... Bellemişler bir kez.O da inadına işi bırakmıyor.
Seçip çevirdiği kitaplar da çok satıyor.Şimdi gençlere bir okuma hevesi geldi.O da gençler abur cubur okumasın;kulaktan dolma bilgiler, buroşür gibi kitaplardan aldanmasınlar diye kafasına koymuş.
Samim Kocagöz
Sayfa 31 - Cem Yayınevi
Anladınız biraz geç anladınız ama iyi anladınız. Size anlatmak için,bizim canımızın tetiğe kadar varıp dönmesi kaderde varmış.
352 syf.
·Puan vermedi
Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur saman içinde…
Bir saniye benim okuduğum roman romandı da anlattığı masal mıydı? Düşman kuvvetlerinin karşısında yalnız kalan Anadolu halkının esareti,bağımlılığı ve bir devleti olmamasını kabul etmeyip az görülen haklı bir direnişin, karşı koyuşun hikayesi bir masal olabilir miydi?Tabi ki hayır!
İnsanı geçmişe götüren,hüzünlendiren ve gerçekleri tüm çıplaklığıyla anlatan Kalpaklılar romanı tarihe ışık tutan ve kurtuluş savaşı yıllarını anlatan çok güzel bir eser.
Kitabı ilk elime aldığım zaman anlamsızca bakıp sadece merakımdan biraz okuyayım dediğim de, Salih Efe,Yusuf,Parsalı rasim,Niyazi,İlyas,Talip, Müjgan ve ismi aklıma gelmeyen nice kahramanlarla tanışınca onlarla bir yolculuğun içinde buldum kendimi.
Sakarya'a Zaferi'nin öncesinde, "İzmir'den kaç arkadaş çıktık. İki kişi kaldık..." diyen Yusuf'u Salih Efe, "Yanlışın var Yusuf, İzmir'den biz, beş kişi çıktık; şimdi ordu olduk" anlayışını kitabı okurken çok iyi anlıyorsunuz.
Ben kitap ile ilgili bir pişmanlığım varsa oda ara notlar almamaktı. Arada hüzünlenip tüylerim diken diken olduğunda o an aklıma gelen düşünceleri yazmadım diye içim içimi yiyiyor şu anda.
Samim karagöz’ün bu eşsiz eseriyle birlikte tarihe olan merakım daha çok arttı ve o dönemi araştırmak gibi bir niyet oluştu bende. Ecdad tarih yazmış evlat okumaktan aciz cümlesi size de söylenmiş olmasın arkadaşlar. Hepimiz okumalıyız bence kurtuluş savaşı veya milli mücadele yıllarını.Hatta bütün tarihimizi.
Bu arada dilimin ucuna gelipte yazamadığım şeylerde var. Siz de okurken farkedeceksiniz ve şöyle diyeceksiniz. ‘Günümüze ne kadar da benziyor,
Maalesef bazı insanlarımız hiç değişmiyor.’
Geçmişin geçmiş oIması için zamanın geçmesi yetmez, geçmiş şuan bizim geleceğimizi belirleyen zihniyet arkadaşlar.
Sonuç olarak incelememi eğer okuduysanız çok teşekkür ederim ve eseri de okuyun okutturun.
699 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Geçmişini bilmeyen geleceğine ışık tutamazmış. Bugünlere gelmemizi savaşan, mücadele eden atalarımıza borçluyuz. Samim Kocagöz Kalpaklılar romanında İzmir'in işgalini ve bütün Türkiye nin nasıl direnişe geçtiğini anlatmış bizlere.. Ben de bir İzmirli olarak atalarımla gurur duyuyorum. Kalpaklıları okumanızı tavsiye ederim. Eskileri anlatıyor diye sıkıcı olduğu düşünülebilirsiniz ama oldukça sürüklüyor insanı. Birkaç bölümden ve birkaç farklı hikayeden oluşmaktadır. Kafanıza takılan yerler olabilir ama okudukça bütün taşlar yerine oturuyor..
699 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
Kurtuluş Savaşı ile ilgili yazılmış romanların en iyilerinden... Devamı olan Doludizgin ile adeta iki ciltlik bir roman diyebilirim...
Hani mutlaka okunması gereken kitaplar diye listeler yayınlanır ya; işte o kitaplardan ikisi "Kalpaklılar" ve "Doludizgin" olmalıdır.
302 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitap içerisinde 1950-1960 dönemine ait Türkmen yörüklerinin göçebelikten yerleşik hayata geçiş aşamasındaki zorluklar anlatılıyor. Samim Kocagöz bunu çok yalın ve anlaşılır bir dille okuyucuya aktarmış.

Subaşı köyünde geçen (Söke civarı) olayın aslında devam etmekte olan ağalık sistemine bir eleştiri, okuyan herkesin kominist olarak adlandırıldığı döneme de büyük bir atıftır.

Okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
Saygılarımla.
699 syf.
·Beğendi·8/10
Millî Mücadelemizi ılıklerime kadar hissettiğim iki an olmuştu. Birisi Haluk leventin Izmır Marşını dinledigim anlar diğeri de bu kitabı okuduğum anlar. Bir de bu kitaba askeriyedeki ilk gecemde başlamıştım ve o yüzden yeri bende çok ayrıdır. Umarım herkes okur
358 syf.
·4 günde·8/10
Samim Kocagöz bu güzel romanında Türk tarihinin en önemli noktalarından biri olan Kurtuluş Savaşı'nı her yönüyle ele alıyor. Elden düşürülemeyecek kadar iyi bir akıcılığa sahip olan roman aynı zamanda, kurgusal olmasının dışında tarihi gerçekleri de günyüzüne çıkarıyor.

Kuvayı Milliye taraftarlarını, Padişah taraftarlarını, dini kullanıp vatan hainliği yapan gericileri de anlatıyor. Romandaki neredeyse her karakter gerçek bir kimlikten alınmış ve öyküleştirilmiş.

Bugünlere nasıl gelebildiğimizi, o günün gerçekleri ile anlatan kitapta Kemal Paşa'ya duyulan güven ve bunun boşa çıkmayışı insanı gururlandırmayı başarıyor.
699 syf.
·Beğendi·10/10
canlarım ciğerlerim bugün sizlere buram buram tarih kokan bir kitapla geldim. Bu kitap elime geçtiğinde açıkçası biraz korkmadım desem yalan olur. Tarih kitabı amaaaan kesin ders kitabı gibidir diye düşündüm. Okumaya başladım ve bir baktım akmış gitmiş coşmuş wohooo ya muhteşem bir anlatım arkadaşlar. Tür tarih oldu mu genelde bilirsiniz ki tekdüze, o oldu bu bitti şeklinde bir anlatım vardır. Olay yoktur kişiler yoktur. Yani vardır da anlatıcının ağzından okuruz biz onları. Bu kitabı alın okuyun ne demek istediğimi ( aradaki farkı ) daha ilk sayfalarda anlayacaksınız. Tavsiye ederim millet
699 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kurtuluş Savaşımızla ilgili anılarımın içinde en çok beni saran, zihnimde yer eden olaylardan biri, düşmandan kaçıp gittiğimiz Muğla’da, evimizin karşısındaki bir binanın kapısında, penceresinde toplanıp, “Ankara’nın taşına bak!.” türküsünü söyliyen MEHMETLERİN kaynaşmasıdır.Oradan cepheye gittiklerini sonradan anladım.Bana bu romanı yazdıran sebeplerden biri, hâlâ kulaklarımda çınlayan MEHMETLERİN sesidir.Bir de her zaman gözümün önünden gitmeyen babamın hayali var:Beyaz ata binmiş, kalpaklı genç bir adam, ve Ankara’ya Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin Büyük Nutuk’larını dinlemeye giden, silindirli şapkalı, yine genç bir adam...Bu Mehmetler, bu adam, biz cumhuriyet çocuklarının babaları, ağabeyleridir...”
Yukarıdaki bölüm, Samim Kocagöz’ün Kalpaklılar için yazdığı ön sözünde bulunuyor.
Daha ön sözü okuduğunuzda sizi nasıl bir romanın beklediğini tahmin edebiliyorsunuz.Ben Kalpaklılar’ı okudukça, bu kitabı daha önce okumuş olmalıyım diye düşündüm.Biraz araştırınca 1959 yılında Nejat Saydam tarafından sinemaya uyarlandığını gördüm.Muhtemelen sinema filmini seyrettim.Elimdeki kitap Ataç Kitabevi 1962 ilk baskı.Film kitap basılmadan mı sinemaya uyarlandı? Önce tefrika mı edildi yoksa? İşin içinden çıkamadım.
Hasan Tahsin’in ilk kurşununun sadece kurşun değil, el bombası da içerdiğini görmek şaşırttı beni.Kurtuluş Savaşı sırasındaki İtalyan yardımlarının nedenini araştırma gereği duydum.
699 syf.
·Puan vermedi
Samim Kocagöz'ün bu kitabı kurtuluş savaşı dönemini anlatan epik bir roman.Yazar bu romanı yaşamış bir kişiden dinlemiş ve belgelerden yararlanarak yazmıştır.
Yunanlıların İzmir'i işgal etmesiyle birlikte İlk kurşunu diyorlar ( fakat kitapta bomba yazıyor) Hasan Tahsin gerçek adı ( Osman Nevres ) atıyor ve savaşın başlamasına vesile oluyor ve şehit oluyor.

Bu kitap Vatan ve milleti sevgisi uğruna Kahraman Askerlerimizin,kadınlarımızın,dedelerimizin nasıl mücadele ettiklerini,o zamanın şartlarıyla ,gözlerini kırpmadan düşmanlara karşı nasıl bir ölüm kalım savaşı yaptıklarını anlatıyor.Okurken kitabı yaşadım bugünlere nasıl geldiğimizi,kimlerin vatan topraklarından kanının döküldüğünü ,kadınlarımızın namus uğruna kendini astıklarını,bomba taşımak için can verdiklerini ,yırtık çorapla savaşmaya giden askerlerimizi düşündüm.Biz buralara kolay gelmedik.
Türkiye Cumhuriyeti kolay kazanmadık . Fakat bunları okuyupta öğrenmek bize zor geliyor.

Tarih kitapları okumayı hiç sevmiyordum fakat okuyacağım geçmişimi öğrenerek yaşayacağım.Mustafa Kemal Atatürk 'ün de dediği gibi "Tarihini bilmeyen millet yok olmaya mahkumdur…."
Eminim ki anlatımı güzel bir kitap ama nasıl günümüzde bazılarının Atatürk'e hakaret etmek gibi vatan hainliğine varan durumları mevcutsa bir Osmanlı padişahına satılmış, ezik tabirinden geçen ifadelerle karşılaşmamda beni bir anda kitaptan soğuttu.O yüzden bu kitabı okumayacağım.Çünkü Kurguda bile olsa Hasan Tahsin'e bu sözler yakışmamış veyahut başka biri olsa da fark etmez. Bir gün doğrusuyla yanlışıyla insanları tartışabilme özgürlüğüne ve birbirini anlayarak dinleme inceliğine kavuştuğumuzda eminim her şey daha güzel olacak.

Yazarın biyografisi

Adı:
Samim Kocagöz
Unvan:
Türk Romancı
Doğum:
Söke, Türkiye, 13 Şubat 1916
Ölüm:
İzmir, Türkiye, 5 Eylül 1993
Samim Kocagöz (d. 13 Şubat 1916, Söke - ö. 5 Eylül 1993, İzmir). Türk romancı.

1942'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. 1942-1945 arasında Lozan Üniversitesi'nde sanat tarihi eğitimi aldı. Türkiye'ye döndükten sonra bir süre İzmir Ticaret Okulu'nda edebiyat, Devlet Konservatuvarı'nda sanat tarihi dersleri verdi. Söke'de çiftçilikle uğraştı.

1950'den sonra İzmir'e yerleşti. İlk romanı İkinci Dünya 1938'de yayınlandı. Servet-i Fünun Uyanış, Ses, Hep, Bu Topraktan, Vatan, Fikirler, Yenilikler, Yeditepe gibi dergilerle Demokrat İzmir gazetesinde yayınlanan öyküleriyle bilinir.

1950'de Yeni İstanbul gazetesi ve New York Herald Tribune gazetesinin ortaklaşa düzenlediği Dünya Hikâye Yarışması'nda "Sam Amca" öyküsüyle birincilik kazandı.

Gözlemlere dayanarak köy ve kasaba insanlarının sorunlarını, günlük yaşamlarını ve duygularını yalın bir dil ve gerçekçi tutumla yansıttı. Ölümünden sonra adına bir öykü ödülü kondu.
2006-2007 tiyatro sezonunda 50. Yılını yaşayan İzmir Devlet Tiyatrosu, yazarın hemen hiç bilinemeyen "Islak Ekmek" adlı oyununu repertuvarına aldı.

Yazar istatistikleri

  • 37 okur beğendi.
  • 393 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 268 okur okuyacak.
  • 21 okur yarım bıraktı.