Adı:
Kalpaklılar
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
366
ISBN:
9750404559
Kitabın türü:
Yayınevi:
Literatür Yayınları
“Türkiye’yi yağmaya gelen 1919 yılının sömürgecilerine karşı kabaran öfke, o yılların öfkesidir; o yılların hiddetidir. Ama bugün de sömürgeciliğe karşı duyulabilecek öfkenin aynıdır elbette.”-Samim Kocagöz

“Düşman donanması açıklarda demirlemiş, iki harp gemisi rıhtıma biraz daha yaklaşmıştı... Güvertedeki askerler ellerini, şapkalarını sallıyor, marşlar söylüyorlardı... Mavili beyazlı elbiseler giymiş genç kızlar, ellerinde çiçekler, vapurlardaki askerlere öpücükler yolluyorlardı.”
İngilizlerin güdümündeki Yunan ordusu 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal ederken genel manzara böyleydi. Ta ki karaya ayak basan ilk Yunan askerlerinin ortasına bir el bombası atılana kadar. Bombayı atan gazeteci Hasan Tahsin, “Dövüşe ben başlıyorum, siz devam edeceksiniz” diyecek kadar emindi çaktığı bu ilk kıvılcımın tüm ülkeyi saracağından. Yanılmamıştı da: İzmir bir sembol oldu, bayrak oldu, taştı Anadolu’nun içlerinden. Cephelerde Mehmet’ler, dağlarda efeler, her türlü imkânı kullanarak askerlere cephane taşıyan kadınlar, tüm Anadolu tek yürek oldu, başkaldırdı işgalcilere ve onların işbirlikçilerine.

Kalpaklılar, Samim Kocagöz’ün belgelere dayanarak işlediği bir destan: İşgal altındaki topraklardan Kuvayı Milliye’nin doğuşuna, cephelerdeki çarpışmalardan gerici ayaklanmalara kadar Kurtuluş Savaşı’nın, bir ulusun bağımsızlık için verdiği mücadelenin gerçek destanı.

Bu destan, Kalpaklılar’la bir bütün oluşturan Doludizgin’le devam edecek.
Geçmişini bilmeyen geleceğine ışık tutamazmış. Bugünlere gelmemizi savaşan, mücadele eden atalarımıza borçluyuz. Samim Kocagöz Kalpaklılar romanında İzmir'in işgalini ve bütün Türkiye nin nasıl direnişe geçtiğini anlatmış bizlere.. Ben de bir İzmirli olarak atalarımla gurur duyuyorum. Kalpaklıları okumanızı tavsiye ederim. Eskileri anlatıyor diye sıkıcı olduğu düşünülebilirsiniz ama oldukça sürüklüyor insanı. Birkaç bölümden ve birkaç farklı hikayeden oluşmaktadır. Kafanıza takılan yerler olabilir ama okudukça bütün taşlar yerine oturuyor..
Kurtuluş Savaşı ile ilgili yazılmış romanların en iyilerinden... Devamı olan Doludizgin ile adeta iki ciltlik bir roman diyebilirim...
Hani mutlaka okunması gereken kitaplar diye listeler yayınlanır ya; işte o kitaplardan ikisi "Kalpaklılar" ve "Doludizgin" olmalıdır.

Benzer kitaplar

Samim Kocagöz'ün bu kitabı kurtuluş savaşı dönemini anlatan epik bir roman.Yazar bu romanı yaşamış bir kişiden dinlemiş ve belgelerden yararlanarak yazmıştır.
Yunanlıların İzmir'i işgal etmesiyle birlikte İlk kurşunu diyorlar ( fakat kitapta bomba yazıyor) Hasan Tahsin gerçek adı ( Osman Nevres ) atıyor ve savaşın başlamasına vesile oluyor ve şehit oluyor.

Bu kitap Vatan ve milleti sevgisi uğruna Kahraman Askerlerimizin,kadınlarımızın,dedelerimizin nasıl mücadele ettiklerini,o zamanın şartlarıyla ,gözlerini kırpmadan düşmanlara karşı nasıl bir ölüm kalım savaşı yaptıklarını anlatıyor.Okurken kitabı yaşadım bugünlere nasıl geldiğimizi,kimlerin vatan topraklarından kanının döküldüğünü ,kadınlarımızın namus uğruna kendini astıklarını,bomba taşımak için can verdiklerini ,yırtık çorapla savaşmaya giden askerlerimizi düşündüm.Biz buralara kolay gelmedik.
Türkiye Cumhuriyeti kolay kazanmadık . Fakat bunları okuyupta öğrenmek bize zor geliyor.

Tarih kitapları okumayı hiç sevmiyordum fakat okuyacağım geçmişimi öğrenerek yaşayacağım.Mustafa Kemal Atatürk 'ün de dediği gibi "Tarihini bilmeyen millet yok olmaya mahkumdur…."
Eminim ki anlatımı güzel bir kitap ama nasıl günümüzde bazılarının Atatürk'e hakaret etmek gibi vatan hainliğine varan durumları mevcutsa bir Osmanlı padişahına satılmış, ezik tabirinden geçen ifadelerle karşılaşmamda beni bir anda kitaptan soğuttu.O yüzden bu kitabı okumayacağım.Çünkü Kurguda bile olsa Hasan Tahsin'e bu sözler yakışmamış veyahut başka biri olsa da fark etmez. Bir gün doğrusuyla yanlışıyla insanları tartışabilme özgürlüğüne ve birbirini anlayarak dinleme inceliğine kavuştuğumuzda eminim her şey daha güzel olacak.
İzahi zor, okunması farz olan bir kitap... Özetini yapmama burada gerek yok, şunu söyleyebilirim ki, romanı okudukça " ben bu zamanlarda neden doğmuşum keşke o zamanlarda olsaydım da onların arasına bende katılsaydım " diyebileceğiniz bir kitap. Nezih bir üsluba sahip bir kitap.
Milli mücadele ve Kuvayi milliye harekatı ile başlayan mükemmel bir eser. 100 yıllık yakın tarihimiz hakkinda net bilgiler veriyor. Öğretici ve sürükleyici bir roman.
Romanın Başlıca Kahramanları

Yusuf: Kuvayı Milliyeci, Hasan Tahsin'in arkadaşı.

Müjgan: Sadrazam Ferit Paşa'nın serkatibi Süleyman Sırrı Bey'in kolejde okuyan kızı.

Hasan Tahsin: Hukuk-u Beşer gazetesinin sermuharriri (başyazarı).
(Osman Nevres olarak tanınan, Hasan Tahsin Recep (1888-1919). Selanik'te doğdu. Paris'te Siyasal Bilgiler Okulu'nu bitirdi. İttihat ve Terakki'ye girdi (1908). Bükreş'te Ingiliz diplomatı Baxiston kardeşlere suikast düzenlediği için, on yıla mahkum edildi. Birinci Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine, Bükreş'i ziyaret eden Hilmi Paşa'nın yardımıyla bir mügddet sonra özgürlüğüne kavuştu. Mütareke yıllarını İzmir'de geçirdi. Ulusal Kurtuluş Savaşımızı başlatan 'İlk kurşun'u İzmir Konak Meydanında vilayete doğru ilerleyen Yunanlılar'ın üzerine sıktı; aynı yerde düşman askerlerince şehit edildi (15 Mayıs 1919). Hasan Tahsin Türk tarihinin olduğu kadar, Türk edebiyatının da ölümsüz isimleri arasına girdi. "Redd-i ilhak" beyannamesiyle sesimizi zamanın Avrupasına duyurmada büyük çaba gösterdi. Onun düşmana sıktığı ilk kurşun, ulusal bütünlüğümüzü harekete geçirdi. Romanda gerçek kimliği olan Hukuk-u Beşer (1918-1919) gazetesinin başyazarı kimliğiyle yer alıyor.

Salih Efe: Halk kahramam.

Nemide: Yusuf un amcasının kızı ve nişanlısı.

Mehmet: Sökeli bir genç. (Mehmet Fişekçi olarak gerçekte yaşamış bir kişi.)

Giritli Cafer Efe: Germencik Istasyonu baskınında şehit edilen kahraman.

Talip: Kuvayı Milliye'nin İstanbul gizli teşkilatının memuru.(Gerçekte Kabataş Lisesi'nde uzun yıllar öğretmenlik yaptı.)

Mustafa Reis: Talip'i Anadolu'ya kaçıran motorun kaptanı.

Sefer Bey: TBMM'nin çıkardığı Hiyanet-i Vataniye Kanunu'na uyularak Istiklal Mahkemesi'nin asılmasına karar verdiği, vatan haini.

Onbaşı Kocagözoğlu Rahmi: Kurtuluş Savaşı kahramanı. (Gerçekte Romancının amcası)
"Bu İngilizler, Çanakkale'yi ne çabuk unuttular?"
"Unutmamış olacaklar ki, Yunanlıları üstümüze saldırtıyorlar."

İzmir'in işgali sırasında ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin ile başlayan Kalpaklılar romanı, Kurtuluş Savaşı'nın örgütlenme (düzenli ordu kurma) evresini destansı bir şekilde anlatmaktadır.
Örgütlenmenin oluşturulma sürecinin anlatılması sırasında sadece Anadolu'ya bağlı kalınmaması yani İstanbul'un da anlatılması -özellikle de istihbarat safhası- bence romanın en dikkat çekici unsurudur. Bu sayede Milli Mücadele'nin her iki taraf açısından da nasıl algılandığı konusunda yorum yapabilmek mümkün. Hasan Tahsin ile başlayan bağımsızlık hareketi, Kuvayi Milliye ruhu, iç ayaklanmalar, Kuvayi Milliye'ye karşı oluşturulan örgütlenmeler, İstanbul hükumetini olaylara yaklaşma tarzı çok iyi bir şekilde irdelenmiştir.
Romanın "Kalpaklılar" olan ismi tamamıyla bir semboldür. Romanda, padişah yanlıları başlarına taktıkları sarık, Kuvayi Milliye yanlıları ise başlarındaki kalpaklarla tasvir edilmiştir. Yukarıda belirtiğim gibi Kalpaklılar, Kurtuluş Savaşı'nın örgütlenme sürecini anlatırken bu romanın devamı niteliğinde olan Doluzdizgin'in ondan sonraki süreci ele almaktadır.

(Dünya Kitapları 1.Baskı)
Kurtuluş savaşı zamanı geçen dramatik olayların hikayesini anlatan yazar aslında 5-6 yaşlarında iken aklında kalanlarla o zaman ın bizzat kahramanlarının ağzından edindiği bilgilerle kurtuluş savaşını portresini çiziyor.
Ama insanın içi aydın olmayınca gün,gözüne aydın mı görünür ?
Ama ne olursa olsun ölüm ölümdü.Ölüm gelirken insan kavi olmalı...
Sen benim okuyup yazmam olmadığına bakma.Bunların yüreğini ben kitap gibi okurum.
Biz buraya yaraları kapamak için değil,yara açmak için toplandık.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kalpaklılar
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
366
ISBN:
9750404559
Kitabın türü:
Yayınevi:
Literatür Yayınları
“Türkiye’yi yağmaya gelen 1919 yılının sömürgecilerine karşı kabaran öfke, o yılların öfkesidir; o yılların hiddetidir. Ama bugün de sömürgeciliğe karşı duyulabilecek öfkenin aynıdır elbette.”-Samim Kocagöz

“Düşman donanması açıklarda demirlemiş, iki harp gemisi rıhtıma biraz daha yaklaşmıştı... Güvertedeki askerler ellerini, şapkalarını sallıyor, marşlar söylüyorlardı... Mavili beyazlı elbiseler giymiş genç kızlar, ellerinde çiçekler, vapurlardaki askerlere öpücükler yolluyorlardı.”
İngilizlerin güdümündeki Yunan ordusu 15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal ederken genel manzara böyleydi. Ta ki karaya ayak basan ilk Yunan askerlerinin ortasına bir el bombası atılana kadar. Bombayı atan gazeteci Hasan Tahsin, “Dövüşe ben başlıyorum, siz devam edeceksiniz” diyecek kadar emindi çaktığı bu ilk kıvılcımın tüm ülkeyi saracağından. Yanılmamıştı da: İzmir bir sembol oldu, bayrak oldu, taştı Anadolu’nun içlerinden. Cephelerde Mehmet’ler, dağlarda efeler, her türlü imkânı kullanarak askerlere cephane taşıyan kadınlar, tüm Anadolu tek yürek oldu, başkaldırdı işgalcilere ve onların işbirlikçilerine.

Kalpaklılar, Samim Kocagöz’ün belgelere dayanarak işlediği bir destan: İşgal altındaki topraklardan Kuvayı Milliye’nin doğuşuna, cephelerdeki çarpışmalardan gerici ayaklanmalara kadar Kurtuluş Savaşı’nın, bir ulusun bağımsızlık için verdiği mücadelenin gerçek destanı.

Bu destan, Kalpaklılar’la bir bütün oluşturan Doludizgin’le devam edecek.

Kitabı okuyanlar 88 okur

  • gulay dogan
  • Buse Nur
  • Şevval A.
  • zahide nur maraşlı
  • Alperen Akduman
  • Yağmur İ
  • Emir Yılmaz
  • ALTAN YILMAZ
  • Zeynep karaboğa
  • Fehmi Gürsoy

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%9.4
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%40.6
35-44 Yaş
%6.3
45-54 Yaş
%15.6
55-64 Yaş
%3.1
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.6
Erkek
%43.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.5 (12)
9
%25 (8)
8
%18.8 (6)
7
%12.5 (4)
6
%6.3 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0