Sarah Moss

Sarah Moss

Yazar
6.3/10
7 Kişi
·
17
Okunma
·
1
Beğeni
·
51
Gösterim
Adı:
Sarah Moss
Unvan:
Yazar
Doğum:
Glasgow, Birleşik Krallık, 1975
Glasgow'da doğdum, ama Manchester'a genç bir çocuk olarak taşındım ve on sekizde Oxford'a (Londra'ya ara sıra geçen günlük geziler haricinde İngiltere'nin güneyine ilk gittiğimde) çıkana kadar orada yaşadım. Güney Manchester'da evinin etrafında dönen bir kuzey çocukluğu, Yorkshire kırsalında büyükbabalar ve hafta sonları Göller Bölgesi'nde dağlara tırmanma harcadı ve bunlar hala ev gibi hissedilen manzaralar.

Oxford'da on yıl geçirdim, İngiliz Edebiyatı'nda Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora alarak daha sonra doktora sonrası araştırma bursu verdim. Romantik ve erken dönem Viktorya dönemlerinde uzmanlaşan iki ana araştırma ilgi alanımı, uzak kuzeyin edebiyatında ve kurgudaki gıda ve materyal kültürünü geliştirdim. 2004 - 2009 yılları arasında University of Kent'te öğretim görevlisi ve ardından öğretim görevlisiydim. Cold Earth yayınlandığında ve bir yıl izin aldım ve İzlanda Üniversitesi'nde ders vermeye başladım . Bu yılın sonunda Exeter Üniversitesinin Cornwall Kampüsünde Edebiyat ve Yer Üstü Öğretim Görevlisi olarak görevlendirildim. Burada doğa ve yer hakkında çeşitli yazılarla ilgili dersler verdim
Kızın yüzünü kalabalığa doğru çeviriyor, onu komşularına ve ailesine gösteriyorlar; yürümeyi öğrenirken ellerini tuttuğu, ona ekmeğini testiye batırıp ağzını silmeyi, sepet örmeyi, balık temizlemeyi öğreten insanlara. Şimdi annelerinin arkadında saklandıkları yerden ona kaçamak bakışlar atan çocuklarla bir zamanlar oyunlar oynardı; sağ salim doğsunlar diye dualar ederdi. O DA ONLARDAN BİRİYDİ, SIRADANDI. Ağabeyi ile kız kardeşlerinin gözleri önünde adamlar kılıcı çekiyorlar, sarı saçlarını başının sol tarafında topladıkları gibi kökünden kesip atıyorlar. İrkiliyor. Sonra kalan saçları da iyice kazıyorlar. ARTIK ONLARDAN BİRİ GİBİ GÖRÜNMÜYOR. Titriyor...
"Şahsen ben moral bozucu konulardan hoşlanmıyorum, diyor insanlar. Sanki ölümlülük yaşam tarzına göre yapılan bir seçim, sanki hastalık, şiddet ve hüzün bir zevk meselesi."
İnsanlar 2991 yılında üstünde ot bitmiş tek bir toprak parçası bulabilecekler mi acaba, sonra o toprağı kazınca inanç sistemlerimizin bir noktasında su bardaklarına ve plastik ambalajlara tapındığımızı mı keşfedecekler dersin?
Newcastele’den Carlisle’a kadar yürümüştük ,esen rüzgarda iki bin yıl önce bütün o hendekleri kazıp taşları taşıyan suriyeli askerlerin Arapça sohbetlerini duyduğumu hayal etmiştim.
136 syf.
·Puan vermedi
Kamp yapmak dendiği zaman aklınıza ne geliyor? Bazı insanlar için bunun cevabı olumsuz olabilir; sıcacık evi, yumuşacık yatağı ve interneti, yani konforlu alanını arkasında bırakıp gitmek hiç de kolay olmaz. Böcekler, daracık çadırda rahatsızlık, ihtiyaçlara ulaşımın zorluğu gibi sebeplerle bu eylemi gereksiz ve çekilmez olarak görebilirler.

Diğerleri içinse bambaşka bir tablo karşımıza çıkar. Kamp eşittir özgürlüktür. Öve öve bitiremezler. Her gün benzerini yaptıkları rutinleri, trafiği, metroyu, şehir yaşamlarında sevmedikleri birçok şeyi arkalarına atarak kendilerini doğanın kollarına bırakırlar. Hayatın keşmekeşine bir dur der ve kafa dinlerler.

Şahsen Kapadokya, Bolu, Sinop gibi doğayla iç içe, göllerinden eksantrik doğal yapılarına kadar ilgi çekici yerleri gezmeyi çok seven biri olsam da kamp konusunda biraz yüzümü ekşiten birisiyim. Yani doğa ve konforu aynı potada eritmek biraz daha bana göre. Siz hangi tarafta yer alıyorsunuz?

Cem Altınışık

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...alet-duvar-inceleme/
136 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
“Hayalet Duvar” önemli güncel ailevi problemleri, değişik bir olay örgüsüyle beraber okuyucuya sunuyor. Aile içi şiddet problemleri olan ve bunu sürekli olarak yaşadığı için doğal bir süreç olarak gören Silvie’nin, ailesi ile beraber katıldığı Demir Çağında yaşama simülasyonu etkinliğinde katılımcı olan üniversiteliler ile birlikte bu durum hakkındaki farkındalığının artması üzerine kurulmuş bir roman. İnsanlık çağlar boyunca gelişmiş olsa bile hala temel konular hakkında ne kadar geri kaldığımızı gösteriyor roman bize. Baba korkusu ve despotluğu ile yetişmiş bir kızın gözünden aslında karşı çıkılması gereken durumların yıllar içerisinde hem anne hem de kız tarafından nasıl benimsendiğini gözlemle şansımız oluyor. 136 sayfalık kısa bir roman olan Hayalet Duvar bir gün içerisinde rahatlıkla bitirebileceğiniz bir akıcılığa sahip. Çevirisinin de oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. İyi okumalar.
136 syf.
·2 günde·Beğendi·1/10
Heyecanla başlayıp sıkılarak bitireceğiniz bir kitap. Geçmişte yaşayan insanların hayat tarzlarını anlatırken içinde bulunduğumuz çağdan kopmadan onları nasıl anlayabilirizi anlatmaya çalışırken heyecan ve gerilim yaşatmadan olağan haliyle sunuyor okuyucuya. Dili gayet anlaşılır olmasına rağmen her an bir heyecan, bir aksiyon bekliyorsunuz ama olmuyor. Ve sonunda zaten kitap bitiyor. Okumaya değer mi tam olarak kestiremesem de daha güzel kitaplara fırsat verilebilir diye düşünüyorum.
136 syf.
·Beğendi·4/10
Kitabı okumadan önce edindiğim tüm bilgiler beni
“ Sineklerin Tanrısı” ( Bu kitap, yaşanılan şartların insanın içindeki vahşiliği ortaya çıkışını anlatıyordu . Okumayan okusun derim ) gibi bir kitap okumaya yönlendirdiği için ilk sayfalardan itibaren kendi kendime “Cem ,yine yanlış bir seçim” demeye başladım.

İsteksizce okuduğum 80 sayfa sonunda birden işler değişti.
Ve bugün Türkiye’de yaşan milyonlarca kadın ve çocuk gibi dünyanın her yerinde yaşanan aile içi şiddetle ilgili konuya dönüştü.

O kadar gerçekçi ki , üniversitede okuyan ve kendinden bir iki yaş büyük arkadaşına , babasından yediği dayağı , çaresice maruz göstermeye çalışan gencecik bir kızın; “ esasında böyle yapmak istemiyor ama..” sına cevap olarak şu söz her şeyi anlatıyor : ”insanların neyi yapmayı isteyip istemediklerinden çok , ne yaptıkları ve ne söyledikleriyle ilgileniyorum."

Bence tüm şiddete maruz kalanların esas sorunu bu.
İster Amerika , ister İngiltere, ister Arabistan olsun eğer toplum , bu duruma göz yumarsa , normal karşılarsa
örneğin;" Baban o ,döver de sever de". derse.
Kurbanların , bu duruma karşı olanlara karşı , şiddet gördükleri kişileri savunmaları.

Belki çevremizde böyle yaşayan çok insan olduğu için kitabın bu bölümünü okurken çok etkilendim.

Ancak , benim çok önemsediğim bu bölüm ile ilgili olarak ,
arka kapakta sadece şu söz geçiyor “ baskıcı babasıyla ilişkileri günbegün bozulur.”

Yazarın biyografisi

Adı:
Sarah Moss
Unvan:
Yazar
Doğum:
Glasgow, Birleşik Krallık, 1975
Glasgow'da doğdum, ama Manchester'a genç bir çocuk olarak taşındım ve on sekizde Oxford'a (Londra'ya ara sıra geçen günlük geziler haricinde İngiltere'nin güneyine ilk gittiğimde) çıkana kadar orada yaşadım. Güney Manchester'da evinin etrafında dönen bir kuzey çocukluğu, Yorkshire kırsalında büyükbabalar ve hafta sonları Göller Bölgesi'nde dağlara tırmanma harcadı ve bunlar hala ev gibi hissedilen manzaralar.

Oxford'da on yıl geçirdim, İngiliz Edebiyatı'nda Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora alarak daha sonra doktora sonrası araştırma bursu verdim. Romantik ve erken dönem Viktorya dönemlerinde uzmanlaşan iki ana araştırma ilgi alanımı, uzak kuzeyin edebiyatında ve kurgudaki gıda ve materyal kültürünü geliştirdim. 2004 - 2009 yılları arasında University of Kent'te öğretim görevlisi ve ardından öğretim görevlisiydim. Cold Earth yayınlandığında ve bir yıl izin aldım ve İzlanda Üniversitesi'nde ders vermeye başladım . Bu yılın sonunda Exeter Üniversitesinin Cornwall Kampüsünde Edebiyat ve Yer Üstü Öğretim Görevlisi olarak görevlendirildim. Burada doğa ve yer hakkında çeşitli yazılarla ilgili dersler verdim

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 17 okur okudu.
  • 16 okur okuyacak.