Selami Erdoğan

Selami Erdoğan

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
1
Beğeni
·
18
Gösterim
Bilgi düzeyinde sınırlı kalmayan bu tutarsızlık, Müslümanın kıyafet, eğlence, mutfak gibi kültürel hayatına bile yansır. Kola içerken reklamlarda gördüğü batılı davranışları, zemzem içerken hadislerde rivayet edilen tavırları taklit eder. Bu yüzden batı medyasından taklit ettiği ettiği karakterler ile Asr-ı Saadet modelleri arasında sıkışır kalır. Bu formlarda birinin diğerine tercih edilmesine göre gelenekselci, modernist, batıcı, İslamcı olarak tanımlanan kişi ve kurumlar, aslında toplumdaki ayrışmanın göstergeleri olurlar. Bu yüzden kimileri kırık fay hatları üzerine, kimileri ise Allah'ın iradesine istinat ettikleri bir deprem yorumu yapar. Bu yorum esnasındaki kriter çizgiyi kaçıranlar, karşı tarafın hücumuna maruz kaldığı bir ayrışma ortamı içinde bulunurlar.
... Müttaki bir bilim insanı olarak, doğru bilgiye gözlemle yaklaştığı kadar olgunlaşmış bir aklın göstergesi olan güzel ahlakla da tasdik eder. Bu yaklaşma neticesinde uzay bilimiyle, velayet ilminin "rasyonel" sentezi olan bir bilgi düzeyine ulaşacağından, İbn Arabi kozmolojisini geliştirecek çalışmalar yapar. İnsanlığın birikimlerinden de istifade ederken, kökleri sabit olan kesin doğrulardan kopmadığı için yukarıda tanımlanmış bilim felsefesine göre bilgi tüketenlerin değil, üretenlerin sınıfına girer. Onun bu çağda ürettiği bilgi, "Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir" İbrahim suresi, 24-25. ayetinde bildirilen daim meyvelerden olur.
İki farklı ön kabul üzerine inşa edilen iki farklı mana sistemi (dünya görüşü), sadece kaotik bir düşünce atmosferine değil, aynı zamanda fikri ve kültürel bocalama yaşayan bireylerin yetiştiği bir toplum oluşturmuştur. Eşyanın kendi kendine tesadüfen var olduğu ve bu varlığı kendindeki tesadüfi güçlerle devam ettirdiği teorisi üzerine şekillenen bilim felsefesi, dil, sanat, edebiyat, iktisat, hukuk, siyaset, ahlak ve eğitim felsefelerinin oluşturduğu sistem, pek tabii ki, eşyanın Allah'ın (c c) kudretiyle var (ve kaim) olduğu ön kabulü üzerine şekillenen sistemden farklı olacaktır.
... Dolayısıyla Müslüman toplumların eğitim sistemine göre ilk insan, tarih dersinde homo erectus adında bir maymun olarak tanımlanırken, din dersinde tarım ve hayvancılık yapan, iyi ve kötü kriterleri olan Hz. Adem(as) olarak tanımlanır. Fizik dersinde taşlar, sürtünme ve çekim kuvvetlerindeki değişmelerden dolayı hareket ederken, din dersinde bu hareketin Allah(c.c) korkusuyla olduğu yönündeki ayeti okur(2/74.). Dünyadaki kaynakların kıt, insan ihtiyaçlarının ise sınırsız olduğunu kabul ettiği bir bilim dinamiği içerisinde iktisadi sorunlara çözüm ararken, ayetlerde rızka Allah'ın kefil olduğunu okur(6/151.).
... Bu durumda bir lise öğrencisi ders geçmek için psikoloji kavramları ezberlemek yerine, Muhasibi yaklaşımıyla Freud'u eleştirel okur ve kendi düşüncesini savunur. Sosyoloji dersinde aynı tavrı İbn Haldun üzerinden Agust Comte'a sergiler. İbni Sina, Gazalî, Fahreddin-i Razi ve İbn Arabi gibi alimlerin zaman, mekan tanımlarını ve kozmoloji teorilerini bilir, Stephen Hawkings'in big bang ile ilgili görüşlerini bazı şartlar altında kabul eder. Bilimsel ve teknik imkanların tamamlandığı ortamda görev alırsa, görüşlerini uzay gözlemleriyle sentezleyerek sunar...
İslam dünya görüşünün diğer belirgin hususiyeti, gözlemlenebilir ile gözlemlenemez bilgi arasında kurduğu dengedir. İslam dünya görüşüne göre "rasyonel" anlamına gelen bu denge, uhrevi bilgiyi hakikat anlayışından dışlayan seküler bilgi felsefelerinden ayrılır. Akıl ile vahiy arasında kurulan bu denge, bilimsel bilgi ile dini bilginin sentezlendiği bir hakikat sistemi kurar.
Müslümanlar, İslâm medeniyetinin tarihteki kalıntıları mesabesinde olan bu bilgileri içselleştiremeden modernleşme imtihanına girdiğinden, bugün sadece Galile Galileo'yu hakikat yolcusu olarak tanımlamaktadır. Muhasibi'nin eserlerini küfür diye reddeden anlayış üzerine kurulmuş modern eğitim müfredatında insan, Sigmung Freud'un (ö. 1939) tanımladığı üzere cinsel güdüleriyle hareket eden bir varlık olarak okutulmaktadır. Benzer şekilde topluma dair bilgi arayanlar, İbni Haldun'un (ö. 808/1406) görüşlerinden önce Auguste Comte'u (ö. 1857) okumaktadır. İbn Arabi'yi kâfîr diye dışlayan ulemadan sonra, onun görüşlerini dini bilgi diye dışlayan bir eğitim sistemi zuhur etmiştir. Bu eğitim sisteminde kainatın başlangıcı -Stephen Hawking'in (ö.2018) teorisine dayandığı için- toz ve gaz bulutlarıyla izah edilmiştir. Ancak varlığın toz ve gaz bulutlarının öncesindeki başlangıcı ile ilgili İslam düşüncesine göre teori, eşyanın kendiyle var(ve kaim) olduğu ön kabulünü reddetmektedir. Dolayısıyla bu eğitim sistemi içindeki eğitimciler ve onların yetiştirdiği düşünür ve akademisyenler, bilimde objektif olduklarını zannederek bu bilgi türünü reddetmekte ve Batı dünya görüşünün tüketicileri konumundan öteye geçememektedirler. Bu yüzden lisans öncesi eğitiminde Kur'an ve hadis ilimleri bulunan ülkelerde dahi, lisans eğitimi ile birlikte uzmanlık sahası seküler bir felsefe (mantık) üzere inşa edilmektedir. Nasslar ile nazar arasındaki dengeli bilgi sisteminin üç okulu olan fıkıh, kelâm ve tasavvuf uzmanlık gerektiren bir bilgi yapısı sunduklarından, bu yapıdan uzaklaşarak İslam düşüncesini savunanlar, Kur'an-ı Kerîm'i kendi mantıklarıyla, hatta hadis-i Şerife ihtiyaç duymadan anladıklarını zannettikleri yolları ihdas ederek günümüz haricilerinin rolünü oynarlar.
Süveyda
Süveyda Modern Türk Eğitim Sisteminin Problem ve Çözüm Analizi'yi inceledi.
90 syf.
Türkiye'de uzun zamandır süre gelen sorunlardan biri olan eğitim sistemi hakkında şimdiye kadar türlü eser kaleme alındı. Her biri çeşitli konulara değinmiş değerli eserler olsa da, sorunun temelinde dünya görüşü olduğunu vurgulayan Selami Erdoğan oldu. Çoğunluğunun Müslüman olduğu bu ülkede İslamın hakikatleriyle çelişen bir takım fikirler okullardaki temiz dimağlara senelerce okutuldu. Bu çelişki elbette iki ayrı dünya arasında sıkışmış bir toplumun oluşmasına sebebiyet verdi. Eserde bu ikilik yeterli örneklerle öz bir biçimde anlatılmış. Çözüm odaklı olduğu için insanı karamsarlığa düşürmeyen, dahası içimize umut tohumu eken bir eser olmuş. Kitabı henüz keşfedilmeyen bir hazine olarak düşünüyorum açıkcası. O nedenle bu kitabı, İslâmı doğru anlayıp, doğru bir bakış açısıyla yaşamak ve eğitim sistemini bu gözle eleştirmek isteyen bütün kitap severlere tavsiye ediyorum. Ayrıca Selami hocamın İngilizce yazmış olduğu Sufism in the Context of Modernism The Concept of Adab in Naquib al-Attas adlı eserinin de en kısa zamanda Türkçe basılmasını ve biz meraklı okuyuculara ulaştırılmasını canı gönülden istiyorum. Teşekkür ederim Selami hocam.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 1 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.