Sema Çubukçu

Sema Çubukçu

DerleyenEditör
8.5/10
700 Kişi
·
1.727
Okunma
·
0
Beğeni
·
206
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
272 syf.
·3 günde·7/10 puan
İnsanın dinden, dincilerden, dinci zırvalarından bıkmasına, soğumasına vesile oldukları için kendilerine teşekkür edilmesi gereken cemaatlerden sadece biridir Menzil.

Meleklere saman taşıtmak, azrail'e tokat atmak, uçmak, virüslere yol vermemek gibi konularla ilgilenen, hastaneler açarak, sağlık bakanlığında kadrolaşarak sağlık konularıyla yakınen ilgilenen aşmış bir oluşum.

Müritleri akla ziyan mistik öğretileri pek seviyor. Onlar inanıyor şeyhleri otururken uçuyor.

Umarım yine bizi kandırmazlar ve bize bir önceki cemaatin yaşattıklarını yaşatmazlar. Ama şu da bir gerçektir ki :
Şahısların putlaştırdığı, tek tip okumaların yapıldığı her kurum, her cemaat ve ya tarikat FETÖ olmaya müsaittir.
Sadece ben demiyorum bunu Diyanet Başkanlığı da raporunda aynı şeye değinmiş :)))
272 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Kitaplarını severek okuduğum araştırmacı gazeteci yazar Saygı ÖZTÜRK'ten harika bir kitap. Kitabın kapağında da yazdığı gibi gitmiş, görmüş, konuşmuş, yazmış. Başlangıç olarak ifade etmek isterim ki kitapta bolca fotoğraf, belge ve tutanak bulunmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde verilmiş olan bilgilerin çoğu somut olarak desteklenmiştir.
Kitap Türkiye'de günümüzde en etkin tarikat olarak gösterilen 'Menzil' tarikatının kuruluşundan günümüze kadar yapılanma ve faaliyetlerini anlatıyor.
Menzil; Nakşibendiliğin Halidi kolunun bir uzantısı olarak Siirt civarından Adıyaman'ın Kahta İlçesi Menzil köyüne gelip yerleşen Seyyid (Hz. Muhammed'in neslinden gelenlerin ünvanı) soyundan geldiği iddia edilen Abdülhakim El Hüseyni tarafından kuruluyor.
Kitabın adını veren 'Bir tarikatın iki yüzü' adlı alt başlığın sebebi ise tarikatın ikiye bölünmüş olmasıdır.
Birincisi başında Şeyh Abdulbaki Erol'un bulunduğu Menzil köyü;
İkincisi ise başında Feyzeddin Erol'un bulunduğu Eskişehir'in Sivrihisar ilçesine bağlı Buhara köyü.
Menzil dini ve ticari faaliyetler ağırlıklı , Buhara ise siyasi ve bürokratik bağlantı ağırlıklı görülüyor.
Fikir ayrılığı dolayısıyla ikiye bölünmüş durumda. İletişim olsa da kopukluk olduğu göze çarpıyor.
Menzil kurulduğu andan günümüze kadar siyaset ile iç içe.
Adnan Menderes'in yöredeki en büyük destekçileri konumunda imiş bir zamanlar. Bulundukları coğrafyalarda merkezi eğitime karşı oldukları düşünüldüğünde Köy Enstitülerinin neden kapatıldığını çok uzaklarda aramaya gerek yok sanırım.
Menzil, Semerkand Holding başta olmak üzere 40'tan fazla şirkete sahip. Ana gelir kalemleri ticaret.Bir çok farklı sektörde yurt içi ve yurt dışı ticaret yapıyorlar. Ülkede de ellerinde bulundurdukları güç ile dönem dönem birçok ihale almış durumdalar.
Tarikatın ekonomik olarak hiçbir sıkıntısı yok. Servetleri ölçülemez durumda.
Siyasette en kuvvetli oldukları sektör Sağlık Sektörü. Menzil kökenli Eski Bakan Recep AKDAĞ döneminde inanılmaz bir kadrolaşma içine girmişler. Sağlık'taki kadrolaşma ile ilgili isim isim detaylı bilgiler yer alıyor.
Recep AKDAĞ'dan sonra kadrolar diğer bakanlar tarafından temizlenmeye çalışılmış olsa da halen etkili oldukları belli.
Mevcut Sağlık Bakanı Sn. Fahrettin KOCA'nın da mücadele ettiği bizzat ifade edilmiş.
Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Taner YILDIZ zamanında da bağlı kurum ve kuruluşlarda kadrolaşma çok fazla imiş.
Şunu da ifade etmek lazım ki çok büyük bir kitleye hitap eden ilgili tarikata her dönem siyasilerin ilgisi yüksek olmuş. Sürpriz bazı isimler de kitapta mevcut.
Menzil köyüne her hafta yaklaşık 15.000 kişinin farklı nedenlerle ziyaret ettiği yazılmış. Tarikatın destekçilerinin milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Köy de klasik köy görüntüsünde değil. Zengin bir şehir görüntüsünde. (Kitapta fotoğraflar mevcut)
15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ'ya mensup ya da sempatizan olan kişilerin Menzil'e geçtiği iddia ediliyor. Buna ilgili terminolojide 'renk değiştirme' deniyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 15 Temmuz darbe girişiminden sonra MGK'nın tavsiye kararı sonrasında Türkiye'de faaliyet gösteren tarikatlar ile ilgili hazırladığı bir rapor var.
Kitapta yer alan raporda ilgili tarikatların tarihçeleri, öne çıkan görüşleri, faaliyetleri ve değerlendirmeleri mevcut. Medyatik olan birçok isim de var listede. İlginç bilgiler mevcut.
Kitabın bir başka bölümünde ise Adliye ve Emniyet'in başarısız olan Şeyh Abdulbaki Erol'un suikast girişimi sonrası , şüphelinin sorgusu ile alakalı birbirine girmesi anlatılmış. Argoya kaçan inanılmaz suçlamalar tutanakları ile mevcut.
Gücünü duyduğum ama bu kadarını gerçekten düşünmediğim 'Menzil' ile alakalı çok doyurucu bir kitap. Kitabı daha da ilginç kılan kitabın çok ciddi bölümünün 2 köyün başında da bulunan Şeyhler ile yapılan röportajları kapsaması. Böylece kendilerince tarikatın felsefesini de birinci ağızlardan dinlemiş oluyorsunuz.
Kitabın tamamı alıntı yapılabilir nitelikte .
'Devlet içinde devlet' yapılanmalarına meraklı kişiler için şiddetle tavsiye ederim.
Saygılar...
224 syf.
Bebeklikten ergenliğe alınan yolda, çalkantılı günler, zor zamanlar, türlü türlü sıkıntılar ortaya çıkmakta ve maddi ve manevi seviyeler bunların üstesinden gelebilmek için bizlere faydalar getirebilmektedir. Dolayısıyla, gelişen dünyada yeni yaklaşımlar ortaya çıkmakta ve eski tarifler yetersiz kalabilmektedir.

Yeni yollar bulmak ve bu yollarda başarılı olabilmek için, çocukların özellikle mizaçlarına uygun eğitimler ve yönelimlere ulaşmak artık zorunluluk haline gelmiştir.

Eğitimin anne baba ile başlayarak, kaliteli okul öncesi eğitimin gerekliliği zaruri bir hale gelmiştir.

Geleceğe hazırlarken, istediğimizden ziyade gençlerin istediği alana yönelmesinde yardımcı olmalıyız.

Her anne babanın okuması ve anlaması gereken harikulade bir kaynak olduğunu düşünüyorum.

İyi okumalar.
224 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap aslında derste ödev olarak bize zorunlu tutulan bir kitaptı. Sıkıcı olacağını düşünmüştüm açıkcası. Ancak kitabın dili çok açık ve anlaşılır. Her ebeveynin her öğretmenin ve benim gibi her öğretmen adayının okuması gereken harika bir kitap.
Selçuk Şirin hocamızın yapmış olduğu analizler bizlere bir çok açıdan yol gösteriyor zaten. Kendi hayatından örnekler vererek yapmış olduğu açıklamalar kitaba ayrı bir samimiyet havası katıyor.
Okuduğunuza asla pişman olmayacaksınız...
192 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
Uzun süredir aşkı tatmayıp bay Doğru’yu bulduğunu düşünün bir kadının hikayesi.Kitap akıcılığından dolayı hemen bitiveriyor.Ayrıca kitabın ana karakterinin yaşam koçu olması sebebiyle kişisel gelişimizi etkileyecek,motive edecek,düşündürecek ve bazı duygu durumlarınızı değiştirecek cümleler mevcut.
Kitapta sosyal medyayı sıkça kullanıyor karakterler ve birde yardım sitesinden bahsedilmiş @iyilikpaylas adında incelemenizi öneririm.
Diğer kitabına da yarın başlayacağım :)
224 syf.
·9/10 puan
Çocuk yetiştirmede babayı da o fotoğrafa dahil eden bir kitap. Dili oldukça sade, her görüş de bilimsel verilerle ispatlanmış. Sadece ebeveynlere değil, öğretmenlere de rehber niteliğinde bir kitap.
536 syf.
·6 günde·Beğendi·6/10 puan
Dün gece Beyefendi’yi bitirdim. Kitaba önyargıyla ya da yazarın diğer serisiyle kıyaslayarak başlamadım. Elli Ton serisini severim ama büyük bir hayranlığım yok. Şu bir gerçek ki Beyefendi’de ki erkek karakteri çok fazla sevdim. Maxim, ne istediğini bilen, hatalarını kabul eden, hislerini fark ettiği anda bunun peşinden koşan bir adam. Çevresindeki etkenlerin onu yıldırmasına izin vermeyen aynı zamanda klasik yanlış anlaşılma olaylarına bile taviz vermeyen bir adamdı ve bu karakterde olmasına bayıldım.
Alessia ise bence okuduğum en farklı kadındı. Masumluğu aile yapısından, yetiştiği ülkeden, orada gördüğü baskıdan geliyordu. Çekingenliği, korkuları ve ürkekliği yine üzerine sonradan yapıştırılmış gibi değil de kadının kendisi öylemiş gibiydi. Ve onca baskıya rağmen cesareti bence onu farklı kılan özelliğiydi benim için.
Kitap sakin ilerdi. Yani olan büyük olaylar bile belli bir sakinlikteydi ve bu düzlük benim hoşuma gitti. Konu olarak farklı, karakter olarak farklıydı ve değişik bir şeyler okumaktan zevk aldım. 2019’da Lord okumak ayrıca güzel bir ayrıntıydı bence.
Maxim ve Alessia arasındaki o nazik ilişkiyi baya severek okudum. Evet kitap yetişkin içerikli ama çift arasındaki her şey o kadar nazik ilerliyor ki çok hoşuma gitti. Maxim’in Alessia’ya davranışı, düşünceleri, nazikliği, sabrı inanılmaz güzeldi.
Hoşuma gitmeyen bir iki şey var. Erkek karakteri onun bakış açısından, kadını ilahi bakış açısından okuyoruz. Kafa karıştırıcı ve yorucuydu açıkcası. Ama daha önemlisi keşke en azından bu geçişlerde bir ayrım olsaydı. Maxim’in ağzından okurken bir anda alt paragrafta Alessia ağzından başlıyor. Bu da bence kitabın akıcılığını kaybetmesine sebep oldu. Diğeri ise kitabın orijinali mi böyle yoksa çevirisinden mi bilmiyorum ama sanki cümleler devam etcekmiş, daha duygulu olcakmış ama yarım kalmış gibi bir his uyandırdı bende çoğu zaman.
Kesinlikle harikaydı diyemem, ama asla okunmaz da diyemem. Benim için ortalamanın bir tık üzerinde bir kitap oldu. Bence bir şans verebilirsiniz.
224 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Uzun zaman çabaladın, bekledin ve sonunda o evi alabildin. Çok mutlusun. Hayallerin var türlü türlü .Bahçeni güllerle donatmak istiyorsun. Şuraya bir okuma köşesi. Bir de salıncak olsa şu ağaçta ... derken konu komşu, gelen geçen herkes bir şeyleri yapman için sürekli sana akıl veriyor. Her gün yeni fikirden birini deniyorsun. Bir diğeri geliyor , yeniden değiştiriyorsun. Aylar sonra bir de bakıyorsun , arzuladığın şeylerin hiç birini yapamamışsın; yaptıklarınsa SENİN BAHÇEN DEĞİL! Bu bir ev ve yapmak istediklerin için çok da geç kalınmamış olabilir eğer farkındalığını oluşturabilirsen.
Ya bu bir ev , bahçe , arsa değil de Senin Çocuğunsa?
Çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek için hamilelik sürecini bekleyen ve daha önce birikimi olmadığından gündemde olan ,bundan pirim elde etmek isteyen, bilen bilmeyen herkesten bilgi toplamaya çalışan ebeveynin hali günün sonunda bahçesindeki güllerin Yaban Gülü'ne dönüşünü izlemek oluyor.Bu kez farkındalık olsa da vakit çok geçmiş oluyor!
'Yetişin Çocuklar ' da demek istediğim ; nasıl ki tek günde bir bahçıvan olmak mümkün değilse bir sabah anne baba olduk demek de mümkün değil! Çocuklarımızla birlikte ve onlar yardımıyla öğreneceğimiz çok şey var ama onlardan önce de birtakım öğrenilecekler var. Bu kitabın bu ortamı bize bilimsel araştırmalarla birlikte en iyi şekilde sunabileceğini gördüm okuyunca. Hem de akıl vermek değil çözüm sunma desteğiyle.
Hem Ebeveyn olmadan hem de olduktan sonra uzun zaman geriye dönüp dönüp bilgiler alınacak faydalı bir çalışma olmuş Selçuk Şirin'in kitabı. En önemlisi de sadece kendi bahçemiz açısından değil bütün bir sokağın çiçeklendirilmesinin ancak hayatları kurtarabileceğini yazılarına eklemesini bilmiş. Bunu bir sınıf öğretmeni olarak her gün bir küçük dünya örneklemi şeklinde görüyorum. Çocuklarınızı evde her ne kadar mükemmel olduğuna inandığınız şekilde eğitseniz de o sokakta çok çeşitli hayatlar kuracak ! Bencilliğin olduğu bir sistemde yine en çok benciller zarar görüyor . Unutmayın, inanması güç olsa da ! O adalet var !
BENCE !
224 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Kitap çok faydalı ve bilgili. Güzel yanlarından biri çocuk yetiştiren bir kişinin gözünden yazıldığı için üst perdeden konuşulmuyor. Bizim kültürümüzü de göz önüne alarak bilimsel bilgiler ışığında bilgiler sunuyor. Bu şekilde bir yaklaşım kitabı daha da sevmemi sağladı. İyi okumalar. Var olun

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1.727 okur okudu.
  • 89 okur okuyor.
  • 800 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.