Sema Özgün

Sema Özgün

Çevirmen
7.4/10
26 Kişi
·
11
Okunma
·
0
Beğeni
·
44
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
64 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Özü itibariyle çok anlamlı ve ders çıkarılacak bir hayat hikâyesi...
Madam de Prie'nin şaşaalı hayatı birdenbire son bulup kapılarını sürgün bir hayata açıktan sonra yaşamış olduğu ciddi bunalımlar anlatılıyor kitapta. Saraydaki gösterişli hayatı bırakmak zorunda kalan Madam de Prie, saraydaki ilgiyi ve şöhreti sürekli aramaya devam ediyor. Ancak eski hayatına asla ulaşamıyor. Tabi kitabı okumak isteyenler olur diye kitabın içeriği üzerine çok fazla konuşmak istemiyorum. Peki kitap bize neyi gösterecek? Bu kitapta kibrin, gösterişin ve egonun insana vermiş olduğu onulmaz yaraların derinliğini ve insanın acizliğini görebiliriz. Aslında günümüzde de birçok insan Madam de Prie gibi bir hayat yaşıyor.
64 syf.
Zweig Nazi Almanya’sından ve Gestapo’dan kaçarak Amerika ve Brezilya’da yaşamış; savaşın en kötü yanlarını en acı yönleriyle görüp deneyimlemiş ve bunun etkisini de hayatının son anına kadar ödemiş bir insan. Yaşadığı dönemde psikoloji alanında en çok Freud'dan etkilenmiş ve onun öğretilerini de kitaplarındaki karakterlerine ustalıkla işlemiş Zweig.
Bu eserinde de psikolojiye dair birçok detay mevcut. Ani karakter değişimleri, bocalamalar, acı çekiş, olduğundan çok farklı görünme isteği, karamsarlık, kendi yalanına inanma boyutuna kadar çok durum mevcut. Zweig'in de mizacında oldukça karamsar olduğu yazılır. Mutlu insan onun yazdıklarını ve karakter tahlillerini -az ve öz ifadeyle kısa kitapta- bu kadar detaylı yapamazdı sanırım. Yazarın yazma yeteneği hakkında çoğu kişi hemfikirdir zaten. .
.
#kitapincelemesi
Madame de Prie günün birinde gözden düşer, düşmanları kazanır ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. Saraydakilere rezil olmamak için sessizce, kaçar gibi ayrılır saraydan, gizlilikle çıkar yolculuğa. Çok kısa süreceğini umsa da bu sürgünün ne kadar süreceği belli değildir.
İlk zamanlarda oradaki yerli halk ile zaman geçirmek, sıradan halk gibi yaşamak ona iyi gelir, sürüldüğünden kimse habersizken... Ortama göre güzel günler yaşar. Krala ve bürokratlara mektup yazıp cevap alamayınca içindeki umut zamanla tükenmeye başlar ve malikâneye kapanır.
.
.
Kendisinden Paris'e gitmek için yardım isteyen köylü bir genci etkilemeye çalışır ve kısa sürede onu aşığı yapar. Zamanla karşılıklı çıkar çatışmalarından sıkılıp ondan kurtulur.
.
.
Yalanlarıyla hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindedir. Malikânesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek varını yoğunu dökerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Bunu yapmasındaki tek amacı "kendini hatırlatmak, unutturmamak, herkesin ondan bahsetmesini istemek, herkeste bir iz bırakmak"tır.
Dibe vuruşu, çırpınışı ve yalanını gerçeğe dönüştürdüğü planı da kitabın sonunda kesinlikle soluksuz okunacak.
Çok kısa sürede bitirip, hayatınızda iz bırakacak bir kitap.
64 syf.
Kİtap en sevdiğim Zweig eselerinden biri oldu. Kitabın kahramanı Madam de Prie'nin soylu makamından sürgüne gönderilmesini ve madamın mahvolmuş psikolojisini anlatıyor.
-----------------BİRAZ SPOİLİ-------------

Hayatı çok renkli geçen; bol dedikodu, partiler, ilgi odağı olmak gibi şeylerden mutluluk duyan Madam de Prie, Kral tarafından köydeki şatosuna yollanır. En büyük düşmanı zamandır. Kendisine yapılan haksızlığı ve artık ilgi odağı olmayışı madamı deli etmektedir. Hatta kendisinden bahsedilmesini öyle çok istiyordur ki, bunun için büyük bir plan yapar. Planın gerçek olması neredeyse kaçınılmazdır. Ama insanlık wow dediği bir olayı bile önemsizmiş gibi bir dakika sonra unutabilir. İşte madamın da anlamadığı aslında anlamak istemediği şey de budur.
Ben okurken çok zevk aldım. Bence siz de seversiniz. Keyifli okumalar...
64 syf.
·6/10
Madam De Prie, kendi benliğinden uzakta kibir, gösteriş, kin ve şatafat rolünün sahibi..

Bir çöküş...
Kinden, kibirden, beğenmediği, kalabalık bir yığın olarak gördüğü insanlara muhtaç kalarak vedaya zorladığı hayatın sahibesi..

Kandırmaya ve yalana ortaklık eden bir ruhun kirleri arasında beyinlere kazımayı amaçladığı bir ölümün senaristi..

Yaptığı bütün işleri, kötü bir zamanda insanların yüzüne vurarak küçümsemekten hoşnut olan, yücelik aynasında yalnız kalana kadar kendini yükseklerde gören soylu bir kadın..

Yalnız kalınca, rolünü oynacak kişi kalmayınca benliğini bulan, kendindeki kiri ve iğrençliği farkedip daha fazla dayanamaması üzerine ölüm biletini kendi alan , kendini son oyunu için kışkırtan, kirli düşüncelerin ve hırsın sahibi sanan bir köle..

Ve unuttuğu çok önemli birşey vardı ki, insanlar en çok unutmaya meyilli.
Ve kirli bir kişiliğin çöküşü altında kimse onun olduğunu farketmeyecek, o bile fark edemedi. Bu ölüm oyununda kandırmaya başardığı tek kişi O! Yani kendisi..

Stefan Zweig'dan muhteşem bir kitap daha.
Sayfa sayısının bu kadar az olması ama insanın ruhuna bu kadar çok dokunması okuyucu olarak zevk verici.
126 syf.
·Puan vermedi
Hatıra kitabından daha ziyade macera çizgisinde bir eser olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Fakat bu yaşadıklarının hangi dönem ve yıllara ait olduğu eserde fazla sezinlenmiyor. Eseri okuyunca yayınevi editörünün sunuş bölümünde iddia ettiği gibi “kurmaca bir metindir” yargısına insan hak veriyor. Satır aralarında İngiliz vatandaşı Cameron’un Türk ve Osmanlı’ya olan önyargısı sırıtır. Urfa’da bir derviş Müslümanlarca yüzyıllardır anlatılagelen “Balıklı Gölle” ilgili menkıbeyi kendisine anlatır. Buradan sonrasını yazar şöyle anlatır: “Derviş konuşmasını bitirince ona teşekkür ettim. Birkaç kişinin ekmek satın alıp balıklara attığı dikkatimi çektiğinden ben de aynısını yapıp Nemrut’un halkını besledim. Sonra dervişe bahşiş verip oradan ayrıldım.” (s.105) Eserin bir yerinden hamalları yediği yemeklerden bahsederken “Alman kuzenlerimizkine benzer…”der.(s.43) Öbür taraftan sağlığını, malını hatta canını tehlikeye atarak gerek macera için gerekse işi icabı çalışan bu insanların cesaretine, gayretlerine şapka çıkarmamız gerektiğini düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 11 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 25 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.